Avrupa Birliği'nin (AB) uçuş emniyeti kurumu EASA, ABD'nin İran'a yönelik son saldırıları ve bölgede yeniden artan askeri gerilim nedeniyle hava yolu şirketlerine İran, Irak ve Lübnan hava sahasını 31 Ağustos'a kadar kullanmamaları tavsiyesinde bulundu. Karar, sivil havacılık güvenliğine yönelik potansiyel risklerin değerlendirilmesi sonucu alındı ve özellikle Orta Doğu üzerinden sefer düzenleyen havayollarını yakından ilgilendiriyor.
Tavsiyenin gerekçeleri ve kapsamı
EASA, yayımladığı resmi bildiride, İran'ın iç kesimlerinde ve sınır bölgelerinde askeri faaliyetlerin yoğunlaştığına, bu durumun sivil uçaklar için ciddi bir risk oluşturduğuna dikkat çekti. Ajans, özellikle insansız hava araçları ve füzelerin kullanıldığı çatışmalarda, sivil havacılığın hedef alınabileceği uyarısında bulundu. Irak ve Lübnan hava sahaları da benzer gerekçelerle listede yer aldı. Tavsiye, 31 Ağustos 2024 tarihine kadar geçerli olacak ve duruma göre uzatılabilecek.
Havayollarının alması gereken önlemler
EASA, havayolu şirketlerine bu ülkelerin hava sahasından kaçınmalarını, alternatif rotalar belirlemelerini ve uçuş planlarını güncellemelerini tavsiye etti. Ayrıca, bölgede seyir halindeki uçakların, ani irtifa veya rota değişiklikleri yapmaya hazır olması gerektiği vurgulandı. Bazı havayolları, daha önce benzer uyarılar sonrası rotalarını değiştirmişti. Türk Hava Yolları ve Emirates gibi bölgesel taşıyıcıların, bu karar doğrultusunda yeni düzenlemeler yapması bekleniyor. Sivil havacılık otoriteleri, yolcuların olası gecikme ve iptallere karşı bilgilendirilmesi gerektiğini belirtti.
Uzmanlardan değerlendirme
Havacılık güvenliği uzmanları, uyarının zamanında ve gerekli olduğunu ifade ediyor. Özellikle İran'ın nükleer programı ve ABD ile yaşanan gerilim, bölgeyi potansiyel bir çatışma alanına dönüştürmüş durumda. 2020 yılında Ukrayna Havayolları'na ait bir uçağın Tahran'da vurulması, sivil havacılığın ne kadar kırılgan olduğunu göstermişti. Bu nedenle EASA'nın aldığı tavsiye kararı, geçmişteki trajedilerin tekrarlanmaması adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bağımsız olarak, bölgedeki gerilimin ticari havacılığın yanı sıra küresel ekonomiyi de etkileyebileceği, hava kargo taşımacılığında aksamalara yol açabileceği unutulmamalıdır.