Avrupa Birliği (AB) ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında geçen yıl imzalanan ticaret anlaşmasının AB tarafındaki düzenlemeleri, 1 Temmuz itibarıyla yürürlüğe giriyor. Anlaşma, iki taraf arasındaki ticari engelleri azaltmayı ve transatlantik ticareti canlandırmayı amaçlıyor. AB Konseyi tarafından onaylanan düzenlemeler, özellikle sanayi ürünleri, otomotiv ve tarım sektörlerinde tarifelerin düşürülmesini içeriyor. AB Komisyonu'nun ticaretten sorumlu üyesi Valdis Dombrovskis, anlaşmanın her iki taraf için de önemli fırsatlar sunduğunu belirtti.
Anlaşmanın kapsamı ve etkileri
Anlaşma kapsamında, AB ve ABD arasındaki sanayi ürünleri ticaretinde yaklaşık 10 milyar avroluk vergi indirimi öngörülüyor. Otomotiv sektöründe, AB'nin ABD'den ithal ettiği otomobillere uyguladığı %10'luk gümrük vergisi ile ABD'nin Avrupa otomobillerine uyguladığı %2,5'luk vergi arasındaki farkın kademeli olarak azaltılması planlanıyor. Tarım ürünlerinde ise, süt ürünleri ve şarap gibi alanlarda karşılıklı pazar açılımları sağlanacak. Avrupa İş Dünyası Konfederasyonu (BusinessEurope) Başkanı Markus J. Beyrer, anlaşmanın Avrupalı ihracatçılar için yılda 1,5 milyar avro tasarruf anlamına geldiğini ifade etti.
Arka plan ve bağlam
AB ve ABD arasındaki ticaret hacmi 2023 yılında 1,3 trilyon avroya ulaşarak dünyanın en büyük ticari ilişkisi konumunda. Ancak son yıllarda yaşanan ticari gerilimler, özellikle Trump döneminde uygulamaya konulan çelik ve alüminyum tarifeleri, ilişkileri gerginleştirmişti. Biden yönetimi ile AB arasında 2021'de başlayan müzakereler, 2023 sonunda bir mutabakatla sonuçlanmıştı. Anlaşma, sadece tarife indirimlerini değil, aynı zamanda teknik engellerin kaldırılmasını ve düzenleyici işbirliğini de içeriyor. Uzmanlar, anlaşmanın tam olarak uygulanması halinde iki tarafın GSYH'sine 0,5 puan katkı sağlayabileceğini tahmin ediyor. Anlaşmanın ABD tarafındaki onay sürecinin ise henüz tamamlanmadığı, ancak yıl sonuna kadar sonuçlanmasının beklendiği bildiriliyor. Bu gelişme, küresel ticarette yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirilirken, AB üyesi ülkelerin uyum sürecindeki farklılıkların olası etkileri de yakından izleniyor.