İsveçli fotoğrafçı Karl Werner Gullers’in 1947 yılında İstanbul’a yaptığı ziyaret sırasında çektiği 200’den fazla fotoğraf, Anadolu Ajansı arşivine girdi. Kapalıçarşı esnafından Haliç’e, Galata Köprüsü’nden tramvaylara kadar kentin geçmişini yansıtan kareler, İstanbul’un 79 yıl önceki halini gözler önüne seriyor.
Fotoğraflarda neler var?
Gullers'ın objektifine yansıyan görüntüler arasında tarihi yarımadanın silueti, boğaz manzaraları, günlük yaşam sahneleri ve dönemin mimarisi öne çıkıyor. Özellikle Kapalıçarşı’daki esnaflar, Galata Köprüsü’ndeki kalabalık ve Haliç kıyısındaki mesire alanları dikkat çekiyor. Fotoğraflarda tramvaylar, at arabaları ve ilk otomobiller bir arada görülüyor.
Dönemin İstanbul'u
1947 yılı, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasına denk geliyor. Kentte savaşın izleri henüz silinmemiş olsa da Gullers’ın karelerinde İstanbul’un canlılığı ve kozmopolit yapısı net bir şekilde görülüyor. O dönemde nüfusu 1 milyon civarında olan kentte, kırsaldan gelen göçlerle birlikte hızlı bir dönüşüm başlamıştı.
Fotoğraflar, İstanbul’un sadece fiziksel yapısını değil, aynı zamanda sosyal yaşamını da belgeliyor. Çay bahçeleri, kahvehaneler, balıkçılar ve çarşıdaki alışveriş sahneleri, savaş sonrası Türkiye’nin gündelik hayatına dair önemli ipuçları veriyor.
Karl Werner Gullers kimdir?
1916 doğumlu İsveçli fotoğrafçı Karl Werner Gullers, özellikle endüstriyel ve belgesel fotoğrafçılığıyla tanınıyor. Gullers, 1940’lı ve 1950’li yıllarda birçok ülkeyi dolaşarak döneminin önemli olaylarını ve günlük yaşamını kaydetti. İstanbul ziyareti sırasında çektiği bu fotoğraflar, kentin tarihine ışık tutan en değerli görsel arşivlerden biri olarak kabul ediliyor.
Anadolu Ajansı arşivine kazandırılan bu kareler, araştırmacılar ve İstanbul meraklıları için önemli bir kaynak oluşturuyor. Fotoğrafların yüksek çözünürlüklü halleri ise gelecekte sergilenmek üzere dijital ortamda korunuyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, bu tür arşiv çalışmalarının kentin hafızasını canlı tutmak açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor. Özellikle tarihi alanlardaki yapılaşma ve dönüşümün izlenebilmesi için bu tür belgelerin değeri tartışılmaz.
Gullers'ın fotoğrafları, İstanbul’un geçirdiği değişimi anlamak ve kentin kültürel mirasını gelecek nesillere aktarmak adına eşsiz bir pencere sunuyor. Savaş sonrası dönemin ruhunu yansıtan bu kareler, aynı zamanda dönemin sosyo-ekonomik yapısına da ışık tutuyor.