Samsun'da 2006 yılında Kızılırmak Nehri'nde göğsünden vurulmuş halde bulunan ve o dönem kimliği tespit edilemediği için Kilyos Kimsesizler Mezarlığı'na defnedilen bir kadının, tam 22 yıldır kayıp olan Gülcan Yazıcı olduğu ortaya çıktı. 20 yıllık sırrı çözen özel ekip, DNA analizleri ve titiz araştırmalar sonucu kimlik tespitini gerçekleştirdi.
DNA testiyle kimlik belirlendi
Gülcan Yazıcı, 2004 yılında Antalya'da ailesiyle son kez iletişim kurduktan sonra kaybolmuştu. Ailesi, yıllar boyu kendisinden haber alamayınca kayıp başvurusunda bulundu. Samsun'da 2006'da bulunan cesedin kimliği, uzun süre belirlenemedi. Ancak İçişleri Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren ",Kimliği Belirsiz Ölüler" (KBÖ) özel ekibi, arşiv taramaları ve ailelerden alınan DNA örnekleri sayesinde eşleşme sağladı. Yapılan genetik incelemede, nehirdeki cesedin DNA profili Gülcan Yazıcı ile uyumlu çıktı. Böylece 20 yıllık sır çözülmüş oldu.
Olayın detayları ve adli süreç
Olay, 2006 yılının Nisan ayında Samsun'un Bafra ilçesi yakınlarında meydana geldi. Nehir kıyısında balıkçılar tarafından fark edilen ceset, göğüs bölgesinden tek kurşunla vurulmuştu. Yapılan otopsi, ölümün silahla vurulma sonucu olduğunu ortaya koydu. Ancak cesette kimlik belirleyici herhangi bir eşya bulunamadı. Polis ekipleri, parmak izi ve DNA taraması yaptıysa da kayıtlarda eşleşme olmayınca ceset, Kilyos Kimsesizler Mezarlığı'na defnedildi. Yıllar sonra KBÖ ekibi, Türkiye genelindeki kayıp vakalarıyla ölü bulunan kimsesizleri eşleştirmek için sistematik bir çalışma başlattı. Bu kapsamda Gülcan Yazıcı'nın ailesinden alınan DNA örneği, nehirdeki cesedin DNA'sıyla karşılaştırıldı ve sonuç pozitif çıktı. Cinayet soruşturması yeniden canlandı. Savcılık, olayın aydınlatılması için çalışma başlattı.
Aileye teslim edilecek
Gülcan Yazıcı'nın ailesi, yıllardır süren belirsizliğin ardından acı gerçekle yüzleşti. Aile, kızlarının naaşının Kilyos Mezarlığı'ndan alınarak memleketi Antalya'ya getirilmesi için yetkililere başvurdu. Cenazenin defnedildiği yer, özel ekibin titiz çalışmasıyla tespit edildi. Kimlik tespitinin ardından savcılık, mezarın açılması ve naaşın aileye teslim edilmesi için karar çıkardı.
Bu olay, Türkiye'de kayıp vakalarının çözümünde DNA bankalarının ve özel ekiplerin önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Aynı zamanda, kimliği belirsiz ölülerin akıbeti konusunda farkındalık yarattı. Uzmanlar, kayıp yakınlarının DNA örneği vermesi halinde bu tür eşleşmelerin daha hızlı yapılabileceğini belirtiyor. Gülcan Yazıcı vakası, adalet yerini bulana kadar geçen 22 yılın hikayesi olarak hafızalarda kalacak.