İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'müstehcenlik' soruşturması kapsamında, müstehcen içerik barındırdığı değerlendirilen 184 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Karar, Türkiye'de dijital platformlardaki içerik denetimi ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Erişim engeli, savcılığın talebi doğrultusunda mahkeme kararıyla uygulandı.
Soruşturmanın Kapsamı ve Gerekçesi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma, sosyal medya platformlarında paylaşılan ve müstehcen olduğu iddia edilen içerikleri hedef alıyor. Savcılık, söz konusu 184 hesabın TCK'nın 226. maddesinde düzenlenen 'müstehcenlik' suçu kapsamında değerlendirildiğini belirtti. Karar, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından ilgili platformlara tebliğ edildi ve erişim engeli uygulandı.
Edinilen bilgilere göre, soruşturma yalnızca belirli hesaplarla sınırlı değil; savcılık, müstehcen içerik paylaşımı yapan ve bu içerikleri yayan daha geniş bir ağ üzerinde duruyor. Engellenen hesapların hangi platformlarda olduğu ve kaçının bireysel kullanıcı, kaçının kurumsal olduğu netleşmedi. Ancak kararın, sosyal medya kullanıcıları arasında tedirginliğe yol açtığı gözlemleniyor.
İfade Özgürlüğü Tartışmaları
Erişim engeli kararı, ifade özgürlüğü savunucuları ve dijital haklar örgütleri tarafından eleştirildi. Türkiye'de sosyal medya düzenlemeleri, özellikle son yıllarda sık sık gündeme geliyor. 5651 sayılı Kanun kapsamında alınan erişim engeli kararları, zaman zaman keyfi uygulamalar olduğu gerekçesiyle tartışılıyor. Uzmanlar, müstehcenlik gibi muğlak bir kavramın geniş yorumlanmasının, sanatsal veya eğitimsel içeriklerin de yanlışlıkla engellenmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, hükümet yetkilileri, söz konusu kararların çocukların korunması ve kamu düzeninin sağlanması amacıyla alındığını savunuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, dijital platformlarda çocuk istismarı ve müstehcen içeriğe karşı denetimlerin artırıldığını açıklamıştı. Ancak engelleme kararlarının hangi kriterlere göre alındığı ve denetim sürecinin şeffaflığı konusundaki soru işaretleri devam ediyor.
Benzer Uygulamalar ve Arka Plan
Türkiye'de sosyal medya erişim engelleri yeni bir olgu değil. Son yıllarda birçok kez, farklı gerekçelerle binlerce hesap ve içerik erişime kapatıldı. Özellikle 2020'de yürürlüğe giren sosyal medya yasası ile platformların Türkiye'de temsilci bulundurma zorunluluğu getirilmiş, bu da içerik kaldırma taleplerinin hızlı bir şekilde işleme alınmasını sağlamıştı. Bu yasa, uluslararası platformların Türkiye'deki faaliyetlerini kısıtladığı gerekçesiyle eleştirilmişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın son soruşturması, özellikle müstehcenlik suçlamasıyla yapılan ilk toplu engelleme olması bakımından dikkat çekiyor. Daha önce de benzer soruşturmalar açılmış ancak bu ölçekte bir erişim engeli kararı kamuoyuna yansımamıştı. Kararın, sosyal medya platformlarının içerik denetim politikalarını da etkileyebileceği belirtiliyor.
Platformların Tutumu ve Gelecek Adımlar
Erişim engeli kararına ilişkin olarak sosyal medya platformlarından henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak platformların, Türkiye'deki yasal düzenlemelere uyum sağlamak için içerik kaldırma süreçlerini hızlandırması bekleniyor. Öte yandan, kullanıcıların itiraz hakkı bulunuyor; engellenen hesaplar, karara karşı yargı yoluna başvurabilecek.
Dijital haklar uzmanları, erişim engellerinin orantılı ve şeffaf olması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, ifade özgürlüğünün zarar görebileceği ve internetin sansür aracı haline gelebileceği uyarısı yapılıyor. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni engellemelerin olup olmayacağı ise belirsizliğini koruyor.
Toplumsal Yansımalar
Karar, sosyal medya kullanıcıları arasında farklı tepkilere yol açtı. Bazı kullanıcılar, müstehcen içeriğin engellenmesini olumlu bulurken, bazıları ise bu tür kararların keyfi olduğunu ve kişisel özgürlükleri kısıtladığını dile getiriyor. Kamuoyu araştırmaları, toplumun önemli bir kesiminin sosyal medya denetimlerine destek verdiğini, ancak uygulamaların şeffaf olmadığına inandığını gösteriyor.
Önümüzdeki günlerde, soruşturmanın detayları ve engellenen hesapların akıbeti netlik kazanacak. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın konuya ilişkin ek açıklama yapıp yapmayacağı ise merak konusu.