AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Taha Sarıcaoğlu, Üsküdar Belediyesi'nde CHP ve Yeni Partili meclis üyelerinin başkan vekilliği seçimine katılmamasına sert tepki gösterdi. Sarıcaoğlu, bugünkü olağan meclis toplantısına Cumhur İttifakı olarak katılmayacaklarını duyurdu. Sarıcaoğlu, yarınki seçimde 21 meclis üyesiyle yerlerini alacaklarını belirterek, belediyenin 10 milyar lira borcu olduğunu ve hizmet üretilmediğini öne sürdü.
Meclis Toplantısına Katılmama Kararı
AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Taha Sarıcaoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, Üsküdar Belediyesi'nin bugünkü olağan meclis toplantısına Cumhur İttifakı olarak katılmayacaklarını bildirdi. Sarıcaoğlu, kararın gerekçesi olarak CHP ve Yeni Partili meclis üyelerinin başkan vekilliği seçimine katılmamasını gösterdi. "Meclis iradesine saygı duyulmayan bir ortamda toplantıya katılmamız anlamsızdır" diyen Sarıcaoğlu, yarın yapılacak seçimde 21 meclis üyesiyle birlikte yerlerini alacaklarını ifade etti.
Sarıcaoğlu, Üsküdar Belediyesi'nin mali durumuna ilişkin çarpıcı iddialarda bulundu. Belediyenin 10 milyar lira borcu olduğunu savunan Sarıcaoğlu, "Bu borca rağmen hizmet üretilmiyor. Üsküdar halkı mağdur ediliyor" dedi. Sarıcaoğlu, belediyenin borç yükünün her geçen gün arttığını ve kaynakların verimli kullanılmadığını öne sürdü.
CHP ve Yeni Parti'ye Suçlama
AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı, CHP ve Yeni Partili meclis üyelerini seçime katılmamakla suçlayarak, "Demokrasi sadece seçim zamanı değil, meclis çalışmalarında da işletilmelidir. Başkan vekilliği seçimine katılmamak, Üsküdar halkının iradesine saygısızlıktır" ifadelerini kullandı. Sarıcaoğlu, bu tutumun belediye hizmetlerini aksattığını ve vatandaşın mağdur olduğunu belirtti.
Öte yandan, CHP ve Yeni Parti cephesinden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak kulis bilgilerine göre, muhalefet partileri başkan vekilliği seçimine katılmama kararını, belediye yönetimindeki usulsüzlük iddialarına bağlıyor. Konuya yakın kaynaklar, muhalefetin seçim öncesi bazı taleplerinin karşılanmadığını öne sürüyor.
Üsküdar Belediyesi'nin Mali Tablosu
Üsküdar Belediyesi'nin borç yapısına ilişkin farklı rakamlar zaman zaman gündeme geliyor. AK Parti'nin 10 milyar lira borç iddiası, belediyenin son yıllardaki bütçe performansını tartışmaya açıyor. Belediyenin 2023 yılı bütçesi yaklaşık 1,5 milyar lira olarak açıklanmıştı. Borç miktarının bütçenin katlarına ulaştığı iddiası, Üsküdar'da hizmetlerin aksadığı yönündeki şikayetlerle birleşince tartışmanın dozunu artırıyor.
Yerel yönetimlerde borçlanma, son yıllarda birçok belediyenin ortak sorunu haline geldi. Ekonomik koşullar, artan maliyetler ve gelir-gider dengesizliği belediyelerin borç yükünü artırıyor. Üsküdar özelinde ise borcun 10 milyar liraya ulaştığı iddiası, belediyenin gelecekteki yatırım kapasitesini de sorgulatıyor.
Siyasi Gerilim ve Yerel Seçimler
Üsküdar'daki bu gerilim, yerel seçimlerin yaklaştığı bir dönemde siyasi tansiyonun ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. AK Parti ve Cumhur İttifakı, Üsküdar'ı yeniden kazanmak için yoğun bir çalışma yürütürken, CHP ve Yeni Parti ise mevcut yönetimi koruma çabasında. Başkan vekilliği seçimi krizi, bu mücadelenin bir yansıması olarak okunabilir.
AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Taha Sarıcaoğlu'nun açıklamaları, partisinin belediyeyi yönetme iddiasını ve halka hizmet vaadini öne çıkarıyor. Sarıcaoğlu, "Üsküdar'ı hak ettiği hizmete kavuşturacağız. 10 milyar borçla değil, üretken belediyecilikle" mesajı veriyor. Bu söylem, yerel seçim stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Değerlendirme
Üsküdar Belediyesi'ndeki başkan vekilliği seçimi krizi, yerel siyasette demokrasi ve temsil tartışmalarını yeniden alevlendirdi. AK Parti'nin meclis toplantısına katılmama kararı, muhalefetin seçime katılmamasına bir misilleme olarak görülüyor. Ancak bu karar, belediye meclisinin işleyişini ve karar alma süreçlerini daha da zora sokabilir. Belediyenin 10 milyar liralık borç iddiası ise Üsküdar halkının gündeminde önemli bir yer tutuyor. Önümüzdeki günlerde yapılacak seçim ve sonrasındaki gelişmeler, hem Üsküdar'ın geleceği hem de yerel yönetimlerdeki siyasi dengeler açısından belirleyici olacak. Bu süreçte tarafların diyalogdan uzaklaşması, hizmetlerin aksaması riskini beraberinde getiriyor.