Ekonomik ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM), 1 Kasım'da yürürlüğe girecek olan 15 yaş altına yönelik sosyal medya yasağı öncesinde kapsamlı bir rapor yayımladı. Raporda, yasağın tek başına yeterli olmayacağı, bağımlılık yapan dijital tasarımların engellenmesi ve zararlı içeriklere erişimin kısıtlanması gibi ek önlemlerin alınması gerektiği belirtildi. EDAM uzmanları, yasağın uygulanmasında karşılaşılabilecek zorluklara dikkat çekerek, etkili bir denetim mekanizmasının şart olduğunu vurguladı.
Yasak Tek Başına Yeterli Değil
EDAM tarafından hazırlanan raporda, 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını tamamen yasaklamanın kısa vadede caydırıcı olabileceği, ancak uzun vadede etkili olabilmesi için destekleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiği ifade edildi. Rapora göre, çocukların dijital platformlarda karşılaştığı riskler yalnızca erişim engeliyle sınırlı değil. Bağımlılık yaratan bildirimler, sonsuz kaydırma (infinite scroll), otomatik oynatma ve kişiselleştirilmiş içerik algoritmaları gibi tasarım unsurları, genç kullanıcıların ekran başında geçirdiği süreyi artırıyor ve psikolojik gelişimlerini olumsuz etkiliyor.
Raporda, bu tür manipülatif tasarımların yasaklanması veya sınırlandırılması gerektiği belirtilerek, sosyal medya şirketlerinin çocuk kullanıcılar için özel olarak tasarlanmış, yaşlarına uygun ve bağımlılık yapmayan arayüzler sunması önerildi. Ayrıca, ebeveynlerin çocuklarının dijital aktivitelerini izleyebilmeleri için şeffaf raporlama araçlarının zorunlu hale getirilmesi gerektiği kaydedildi.
Zararlı İçeriklere Erişim Engellenmeli
EDAM raporunda, sosyal medya platformlarında dolaşan zararlı içeriklerin (şiddet, nefret söylemi, siber zorbalık, uyuşturucu teşviki vb.) 15 yaş altı kullanıcılar için tamamen filtrelenmesi gerektiği vurgulandı. Mevcut içerik denetim mekanizmalarının yetersiz kaldığı, algoritmaların gençlere zararlı içerikleri önerebildiği belirtildi. Raporda, yapay zeka destekli gerçek zamanlı içerik denetim sistemlerinin kurulması ve bağımsız denetim kuruluşlarının sürece dahil edilmesi önerildi.
Ayrıca, çocukların kişisel verilerinin korunmasına yönelik düzenlemelerin sıkılaştırılması gerektiği ifade edildi. Sosyal medya şirketlerinin, 15 yaş altı kullanıcıların verilerini reklam ve içerik kişiselleştirme amacıyla kullanmasının yasaklanması gerektiği vurgulandı.
Yasağın Uygulanması ve Denetim Sorunları
Raporda, 1 Kasım'da başlayacak yasağın nasıl uygulanacağına dair belirsizlikler bulunduğu da dile getirildi. Yaş doğrulama sistemlerinin güvenilirliği, ebeveynlerin bilinç düzeyi ve platformların yasağa uyup uymayacağı gibi konuların netleştirilmesi gerektiği belirtildi. EDAM, yasağın etkili olabilmesi için bağımsız bir denetim kurumu oluşturulmasını ve düzenli raporlamalar yapılmasını önerdi.
Öte yandan, yasağın çocukları sosyal medyadan tamamen uzaklaştırmak yerine onlara güvenli dijital ortamlar sunmayı hedeflemesi gerektiği vurgulandı. Eğitim sistemine dijital okuryazarlık derslerinin eklenmesi, ailelere yönelik bilinçlendirme kampanyalarının düzenlenmesi gibi adımların da sürece katkı sağlayacağı belirtildi.
Uzmanlardan Farklı Görüşler
Bazı uzmanlar, sosyal medya yasağının çocukların sosyal gelişimini olumsuz etkileyebileceğini, onları dijital dünyadan tamamen soyutlamak yerine kontrollü kullanımın teşvik edilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak EDAM raporu, 15 yaş altı için sosyal medyanın potansiyel zararlarının faydalarından daha ağır bastığını, bu nedenle yasağın gerekli olduğunu vurguluyor. Raporda, yasağın ardından çocukların alternatif sosyal etkileşim kanallarına (spor kulüpleri, sanat atölyeleri, gençlik merkezleri) yönlendirilmesi gerektiği de öneriliyor.
EDAM raporu, 15 yaş altı sosyal medya yasağının tek başına bir çözüm olmadığını, ancak doğru destekleyici politikalarla birlikte etkili olabileceğini gösteriyor. Dijital platformların bağımlılık yapan tasarımlarını değiştirmesi, zararlı içerikleri filtrelemesi ve ebeveynlere şeffaf denetim araçları sunması, yasağın başarısı için kritik önem taşıyor. Aksi halde, çocuklar yasakları aşmanın yollarını arayacak ve riskli ortamlara yönelebilecektir. Bu nedenle, yasağın yanı sıra kapsamlı bir dijital güvenlik stratejisi benimsenmeli ve tüm paydaşlar (hükümet, platformlar, aileler, sivil toplum) işbirliği yapmalıdır.