15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kanlı darbe girişimiyle sarsılırken, Turkuvaz Medya Grubu darbeci askerlerin hedefi haline geldi. Sabah Gazetesi Haber Koordinatörü Kenan Kıran ve Gazeteci Ekrem Kızıltaş, o gece yaşananları ve darbecilerin medyayı ele geçirme planlarını ilk kez tüm detaylarıyla kamuoyuna aktardı. Darbe girişiminin başarısız olmasında medyanın oynadığı kritik rol, Türk demokrasi tarihine altın harflerle yazıldı.
Darbecilerin Turkuvaz Medya'yı işgal planı
15 Temmuz gecesi saat 22.00 civarında, darbeci askerler Turkuvaz Medya Grubu'nun Üsküdar'daki merkezine yöneldi. Planlarına göre, önce haber ajansı ve televizyon kanallarını ele geçirerek halkı yanıltıcı yayın yapacaklardı. Ancak dönemin grup yöneticileri ve çalışanları, darbecilere karşı direniş kararı aldı. Kenan Kıran, o gece yayının kesintisiz devam etmesi için canlı yayın araçlarının tahliye edildiğini ve kritik kararların anlık alındığını belirtti. Darbeci askerlerin binaya girmeye çalışmasına rağmen, çalışanların fedakarca direnişi sayesinde yayın kesintisiz sürdü.
O gece neler yaşandı?
Gazeteci Ekrem Kızıltaş, o geceye dair çarpıcı detaylar paylaştı. Darbecilerin, Turkuvaz Medya'nın yayınını ele geçirmek için özel bir ekip oluşturduğunu ancak bu planın çalışanların hızlı refleksleri sayesinde bozulduğunu söyledi. Kızıltaş, "Biz o gece sadece haber yapmadık, aynı zamanda demokrasiye sahip çıktık. Darbeci askerler kapıya dayandığında bile yayınımızı sürdürdük. Milletin sesi olmak için canımızı hiçe saydık" ifadelerini kullandı. A Haber, o gece boyunca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısını canlı yayınlayarak halkın sokağa dökülmesini sağladı. Bu karar, darbe girişiminin seyrini değiştiren en önemli anlardan biri oldu.
Turkuvaz Medya çalışanlarının bu kahramanca duruşu, sadece darbe gecesiyle sınırlı kalmadı. Darbe girişiminin ardından medya sektöründe yapılan tasfiyeler ve demokratikleşme adımları, Türk basın tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. 15 Temmuz gecesi yaşananlar, bir kez daha gösterdi ki, bağımsız ve cesur medya olmadan demokrasi ayakta kalamaz. Kenan Kıran ve Ekrem Kızıltaş'ın anlattıkları, bu gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.