15 Temmuz 2016 gecesi, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) hain darbe girişimi sırasında İstanbul'da selalar okuyarak halkı meydanlara davet eden din görevlileri, o unutulmaz geceyi anlattı. Selaların milyonları harekete geçiren etkisi, demokrasi nöbetlerinin fitilini ateşledi ve darbecilere karşı en büyük direnişin simgesi oldu. İstanbul Müftülüğü'nde düzenlenen programda konuşan imamlar ve müezzinler, o geceki duygularını ve tanıklıklarını paylaştı.
Selaların yankılandığı anlar
O gece saatler 00.13'ü gösterirken, İstanbul'un dört bir yanından yükselen selalar, halkı sokağa çağırdı. Fatih Camii Müezzini Ahmet Yıldız, o anları şöyle anlattı: "Minareye çıktığımda ellerim titriyordu. Ne olduğunu tam olarak bilmiyorduk ama bir şeylerin ters gittiğini hissettik. Selayı okurken her sesimde daha da güçlendim. İnsanlar evlerinden fırlayıp meydanlara koşuyordu. Bu ses, onlara umut oldu." Sultanahmet Camii İmamı Mehmet Göktaş ise, "Selayı okurken ağlıyordum. Sesim titriyordu ama içimdeki inanç beni ayakta tuttu. Halkın bu sese nasıl karşılık verdiğini görmek, darbecilerin korkulu rüyası oldu" dedi.
Milyonların sesi oldu
Din görevlileri, selaların sadece bir ibadet çağrısı olmadığını, aynı zamanda bir direniş simgesine dönüştüğünü vurguladı. İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Safi Arpaguş, "O gece okunan selalar, milletimizin birlik ve beraberlik ruhunu perçinledi. Din görevlilerimiz, canları pahasına görevlerini yaptı. Bu, Türkiye'nin demokrasi tarihine altın harflerle yazılacak bir kahramanlık hikayesidir" ifadelerini kullandı. Programda, selaların etkisiyle Taksim, Saraçhane ve Yenikapı gibi meydanların kısa sürede dolduğu, darbe girişiminin bastırılmasında halkın iradesinin kilit rol oynadığı belirtildi.
Bir milletin dirilişi
15 Temmuz, sadece bir darbe girişiminin püskürtülmesi değil, aynı zamanda bir milletin yeniden dirilişidir. Selalar, o gece karanlığı yırtan birer meşale oldu. Din görevlilerinin cesareti ve halkın feraseti, darbecilere geçit vermedi. Bugün, o geceyi anarken, şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle anıyoruz. Unutulmamalıdır ki, demokrasi ve milli irade, her şeyin üstündedir. Bu değerleri korumak, hepimizin sorumluluğudur.