Aydın'ın Karacasu ilçesinde sofralık zeytin alımlarının başlamasıyla birlikte üreticiler, açıklanan alım fiyatlarına tepki gösterdi. Geçen yıla kıyasla düşen fiyatların mazot, gübre ve işçilik gibi temel girdi maliyetlerinin altında kaldığını belirten üreticiler, bu şartlarda üretimi sürdürmenin giderek zorlaştığını ifade etti.
Maliyetler arttı, alım fiyatı geriledi
Karacasu'da zeytin üreticileri, son bir yılda tarımsal girdilerde yaşanan artışa dikkat çekiyor. Mazot, gübre, tarım ilacı ve işçilik ücretlerindeki yükselişe rağmen sofralık zeytin alım fiyatlarının geçen yılın altında kalması, üreticinin belini büktü. Üreticiler, "Maliyetler katlandı, alım fiyatı düştü" diyerek duruma isyan etti.
Zeytin hasadının yoğunlaştığı bu dönemde alıcıların açıkladığı fiyatların, üreticinin emeğini karşılamadığını vurgulayan üreticiler, bir kilogram sofralık zeytinin üretim maliyetinin hesaplandığında ortaya çıkan tablonun sürdürülemez olduğunu söyledi. Özellikle işçilik giderlerinin toplam maliyet içindeki payının her geçen yıl arttığına dikkat çekiliyor.
Üretici ne diyor?
Karacasu'da zeytin üretimi yapan çiftçiler, hasat döneminde yaşadıkları zorlukları dile getirdi. Mazot fiyatlarındaki artışın bahçeye ulaşım ve ürün taşıma maliyetlerini yükselttiğini belirten üreticiler, gübre ve ilaç fiyatlarındaki yükselişin de cabası olduğunu ifade etti. İşçi bulmakta zorlanan ve günlük yevmiyelerin arttığını söyleyen üreticiler, buna rağmen alım fiyatlarının düşük kalmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Üreticiler, açıklanan fiyatlarla üretim maliyetlerini karşılamakta zorlandıklarını, hatta bazı durumlarda zarar ettiklerini belirterek, yetkililerden fiyatların yeniden değerlendirilmesini talep ediyor. Zeytin üreticileri, alım fiyatlarının en azından maliyetleri karşılayacak seviyeye çekilmesi gerektiğini söylüyor.
Zeytin üretiminin ekonomik önemi
Türkiye, dünyanın önde gelen zeytin ve zeytinyağı üreticilerinden biri. Aydın, zeytin üretiminde ülke genelinde ilk sıralarda yer alıyor. Karacasu ilçesi ise sofralık zeytin üretimiyle biliniyor. Zeytin, bölge ekonomisinin can damarı konumunda. Üreticiler, zeytin fiyatlarındaki düşüşün sadece kendilerini değil, bölgedeki esnafı, nakliyecileri ve tarıma dayalı sanayiyi de olumsuz etkileyeceğini belirtiyor.
Son yıllarda artan girdi maliyetleri, kuraklık ve iklim değişikliği gibi faktörler zeytin üretimini zorlaştırıyor. Üreticiler, bu koşullarda bir de düşük alım fiyatlarıyla karşılaşmanın, önümüzdeki yıllarda üretimden vazgeçme riskini doğurabileceği uyarısında bulunuyor.
Çözüm arayışları
Zeytin üreticileri, sorunlarının çözümü için hükümetin ve ilgili kurumların harekete geçmesini bekliyor. Destekleme primlerinin artırılması, mazot ve gübrede indirimli satış uygulamaları, kooperatifleşmenin teşvik edilmesi gibi öneriler dile getiriliyor. Ayrıca, alım fiyatlarının belirlenmesinde üretici temsilcilerinin de söz sahibi olması gerektiği vurgulanıyor.
Bazı üreticiler, ürününü düşük fiyata satmak yerine depolamayı veya zeytinyağına dönüştürmeyi düşünüyor. Ancak depolama koşullarının yetersizliği ve zeytinyağı fiyatlarındaki dalgalanmalar da ayrı bir belirsizlik yaratıyor. Karacasu'da üreticiler, bir yandan hasadı sürdürürken bir yandan da fiyatların düzelmesini umut ediyor.
Genel tablo ve değerlendirme
Zeytin üreticisinin tepkisi, tarım sektörünün genel sorunlarının bir yansıması. Girdi maliyetlerindeki artış, birçok tarımsal üründe olduğu gibi zeytinde de üreticinin kazancını eritiyor. Alım fiyatlarının düşük kalması, üreticinin pazarlık gücünün zayıflığına işaret ediyor. Üreticilerin örgütlenme düzeyinin düşük olması, fiyat belirleme süreçlerinde etkisiz kalmalarına yol açıyor.
Öte yandan, küresel iklim krizi ve kuraklık, zeytin üretimini tehdit ediyor. Su kaynaklarının azalması, verimliliği düşürüyor. Bu koşullarda üreticinin desteklenmesi, hem gıda güvenliği hem de kırsal kalkınma açısından kritik önemde. Zeytin, stratejik bir ürün. Türkiye'nin ihracatında önemli bir yere sahip. Üreticinin korunması, sektörün sürdürülebilirliği için şart.
Karacasu'daki üreticilerin sesi, aslında tüm Türkiye'deki tarım üreticilerinin ortak sorunlarına işaret ediyor. Maliyetlerin sürekli arttığı, buna karşın ürün fiyatlarının aynı oranda artmadığı bir ortamda üreticinin ayakta kalması zor. Çözüm, kapsamlı bir tarım politikası ve üreticinin karar süreçlerine dahil edilmesiyle mümkün olabilir. Aksi halde, önümüzdeki yıllarda zeytin bahçelerinin boş kalması ve üretimin düşmesi kaçınılmaz görünüyor.