Yunanistan, Ege ve İyon Denizi'nde deniz parkları kurulması planını resmileştirmek için ilk adımı attı. Atina yönetimi, bu kapsamda yasal düzenlemeleri başlatarak ulusal ve uluslararası kamuoyuna duyurdu. Atina'nın hızlandırdığı bu girişim, özellikle Ege'de Türkiye ile yaşanan deniz yetki alanları ihtilafı bağlamında dikkatle izleniyor.
Planın kapsamı ve amacı
Yunanistan Çevre ve Enerji Bakanlığı tarafından hazırlanan yasa taslağına göre, Ege ve İyon Denizi'nde toplam iki büyük deniz parkı kurulması öngörülüyor. Parkların, biyolojik çeşitliliğin korunması, deniz ekosistemlerinin restorasyonu ve sürdürülebilir balıkçılığın teşvik edilmesi hedefleniyor. Ayrıca, bu alanların iklim değişikliğiyle mücadele ve mavi ekonomi kapsamında önemli bir rol oynaması bekleniyor. Yunanistan, deniz parklarının AB'nin '30x30' hedefine (2030'a kadar kıta sularının %30'unun koruma altına alınması) katkı sağlayacağını vurguluyor.
Türkiye ile gerilim potansiyeli
Ankara ise bu girişimi, Ege'deki egemenlik haklarını ihlal edebilecek bir adım olarak değerlendiriyor. Türkiye, Yunanistan'ın deniz parklarını kendi egemenlik alanı olarak gördüğü bölgelerde ilan etmek istediğini ve bunun kıta sahanlığı ihtilafını derinleştireceğini savunuyor. Daha önce 2020'de Atina'nın benzer bir planı, Ankara'nın sert tepkisiyle karşılaşmıştı. Bu kez, Yunanistan'ın tek taraflı adımlarından kaçınarak uluslararası hukuk çerçevesinde hareket etmeyi tercih ettiği gözlemleniyor. Ancak iki ülke arasındaki istikşafi görüşmeler devam ederken, deniz parkı planının bu diyaloğu olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Deniz parkları projesi, AB'nin Yeşil Mutabakat hedefleriyle uyumlu olması nedeniyle Brüksel tarafından destekleniyor. AB Komisyonu, blok genelinde deniz koruma alanlarının genişletilmesini teşvik ediyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Okyanus On Yılı girişimi kapsamında da bu tür projeler önemseniyor. Yunanistan, bölgedeki turizm potansiyelini de göz önünde bulundurarak, parkların eko-turizme katkı sağlayacağını ve yerel ekonomilere can vereceğini öne sürüyor.
Uzman görüşleri ve gelecek
Deniz hukuku uzmanları, Yunanistan'ın girişiminin uluslararası hukuk çerçevesinde meşru olduğunu ancak Türkiye ile anlaşmazlık noktalarını artırabileceğini belirtiyor. İki ülke arasında Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları paylaşımına ilişkin de benzer ihtilaflar bulunuyor. Atina'nın, deniz parkı planını hayata geçirirken Türkiye ile diyaloğu sürdürmesi ve olası çatışmaları önlemek için uluslararası arabuluculuk mekanizmalarını devreye sokması bekleniyor.
Sonuç olarak, Yunanistan'ın Ege ve İyon Denizi'ndeki deniz parkı planı, hem çevresel hem de siyasi boyutları olan bir gelişme. Atina'nın bu adımı, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşırken, Türkiye ile ilişkilerde yeni bir sınav anlamına geliyor. Önümüzdeki dönemde, planın nasıl uygulanacağı ve iki ülke arasındaki müzakerelere etkisi, bölgesel istikrar açısından belirleyici olacak.