Yunanistan'da 2020 yılında suç örgütü ilan edilerek kapatılan Neo-Nazi partisi Altın Şafak'ın eski lideri İlias Kasidiaris, 15 Eylül'de cezaevinden tahliye edildi. Kasidiaris'in serbest kalması, ülkede aşırı sağın siyasi arenaya dönüşünün kapısını aralayabilir. Göç karşıtı, sınır güvenliği odaklı ve Türkiye aleyhtarı sert söylemiyle tanınan Kasidiaris'in, 2027 genel seçimleri öncesinde Yunan siyasetini yeniden şekillendirme potansiyeli bulunuyor.
Altın Şafak'ın Mirası ve Kasidiaris'in Tahliyesi
İlias Kasidiaris, Altın Şafak partisinin 2020'deki kapatılma sürecinde örgütlü suç faaliyetlerinden hüküm giymiş ve cezaevine girmişti. Parti, göçmenlere yönelik şiddet eylemleri ve suç örgütü yapılanması gerekçesiyle kapatılmıştı. Kasidiaris'in 15 Eylül'de tahliye edilmesi, Yunanistan'da aşırı sağ tabanın yeniden hareketlenmesine yol açtı. Tahliye kararı, ülkedeki siyasi dengeleri sarsabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Kasidiaris, cezaevinde olduğu dönemde dahi Ulusal Parti (Ellines) adı altında siyasi oluşum çalışmalarını sürdürmüştü. Tahliyesinin ardından bu yapıyı resmen kurması ve siyasete doğrudan müdahil olması bekleniyor. Kasidiaris'in söylemleri, özellikle göçmen karşıtlığı, sınır güvenliği ve Türkiye'ye yönelik tehdit algısı üzerine kurulu. Bu söylem, Yunanistan'da son yıllarda artan milliyetçi eğilimlerle örtüşüyor.
Yunanistan'da Aşırı Sağın Yükselişi ve 2027 Seçimleri
Yunanistan'da aşırı sağ, ekonomik kriz ve göç dalgalarıyla birlikte 2010'lardan bu yana yükseliş trendinde. Altın Şafak'ın kapatılmasına rağmen, benzer söylemleri benimseyen gruplar varlığını korudu. Kasidiaris'in tahliyesi, bu tabanın yeniden organize olması için bir fırsat olarak görülüyor. 2027 seçimleri öncesinde, aşırı sağın oy oranını artırarak meclise girmesi ve hükümet kurma süreçlerinde etkili olması ihtimali tartışılıyor.
Uzmanlar, Kasidiaris'in liderliğindeki bir oluşumun, özellikle genç seçmen ve işsiz kesim üzerinde etkili olabileceğini belirtiyor. Göçmen karşıtı söylem, sınır bölgelerinde ve adalarda yaşayan halk arasında karşılık buluyor. Türkiye ile yaşanan gerilimler de aşırı sağın elini güçlendiren bir diğer faktör. Kasidiaris'in Türkiye karşıtı açıklamaları, ana akım partilerin de bu konuda daha sert pozisyon almasına neden olabilir.
Avrupa'da Aşırı Sağ Rüzgarı ve Yunanistan'a Etkisi
Yunanistan'daki gelişme, Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ dalgasından bağımsız değil. Fransa'da Ulusal Birlik, İtalya'da Meloni hükümeti, Almanya'da Almanya için Alternatif (AfD) gibi partiler, göç karşıtı ve milliyetçi söylemlerle oylarını artırıyor. Yunanistan'da da benzer bir rüzgarın esmesi, Kasidiaris'in siyasi dönüşünü kolaylaştırabilir. Avrupa Birliği'nin aşırı sağa karşı tutumu ise çelişkili; bir yandan demokratik değerler vurgulanırken, diğer yandan göç politikalarında sertleşme yaşanıyor.
Kasidiaris'in tahliyesi, Yunanistan'ın iç siyasetinin yanı sıra Türkiye-Yunanistan ilişkilerini de etkileyebilir. Aşırı sağın yükselişi, iki ülke arasındaki diyalog süreçlerini zorlaştırabilir ve Ege'deki gerilimi artırabilir. Ayrıca, Kıbrıs meselesi ve Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti gibi konularda tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Türkiye, Yunanistan'daki aşırı sağ hareketleri yakından takip ediyor ve olası provokasyonlara karşı önlem alıyor.
Sonuç ve Beklentiler
İlias Kasidiaris'in tahliyesi, Yunanistan'da aşırı sağın yeniden canlanmasının ilk adımı olarak yorumlanıyor. 2027 seçimlerine kadar geçecek süreçte, Kasidiaris'in siyasi faaliyetleri ve kamuoyu desteği belirleyici olacak. Yunanistan'da demokratik kurumların ve ana akım partilerin bu yükselişe nasıl yanıt vereceği ise merak konusu. Aşırı sağın güçlenmesi, ülkenin AB içindeki konumunu ve bölgesel istikrarı da etkileyebilir.
Yunanistan'da aşırı sağın yükselişi, sadece ulusal bir mesele değil; Avrupa'nın genel siyasi ikliminin bir yansıması. Kasidiaris'in liderliğindeki hareket, göç, kimlik ve güvenlik ekseninde şekillenen bir siyaseti temsil ediyor. Bu hareketin başarısı, Yunanistan'ın iç dinamiklerine ve dış konjonktüre bağlı. Önümüzdeki dönemde, Yunanistan'da aşırı sağın ne kadar güçleneceği ve bunun Türkiye-Yunanistan ilişkilerine etkisi yakından izlenecek.