Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması, savunma iş birliğini derinleştirirken, bu gelişme Yunanistan'da yakından takip ediliyor. Eski Yunanistan Kara Kuvvetleri Komutanı Emekli Korgeneral Konstantinos Ziazias, Türkiye'nin bölgesel ağırlığını artırdığını belirterek, Atina'nın artık Türkiye'nin şekillendirdiği yeni dengeleri dikkate almak zorunda olduğunu ifade etti. Ziazias'ın açıklamaları, Ege ve Doğu Akdeniz'deki dengelerin değiştiği bir dönemde, iki ülke arasındaki karmaşık ilişkiye dair önemli bir askeri perspektif sunuyor.
Ziazias'tan dikkat çeken değerlendirme
Yunanistan'ın en yüksek askeri makamlarından birini temsil etmiş olan Korgeneral Ziazias, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin son yıllarda yürüttüğü proaktif dış politika ve savunma sanayiindeki atılımlarının bölgesel güç dengesini yeniden şekillendirdiğini vurguladı. Mekke Anlaşması'nın, Türkiye'nin İslam dünyasındaki nüfuzunu artıran bir başka adım olduğunu belirten Ziazias, bu durumun Yunanistan için yeni bir stratejik gerçeklik oluşturduğunu söyledi. "Artık Türkiye'nin belirlediği bu yeni dengeleri görmezden gelemeyiz ve buna göre hareket etmek zorundayız" diyen Ziazias, Atina'nın savunma politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini ima etti.
Rusya-Ukrayna savaşı ve Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları mücadelesinin gölgesinde geçen bu dönemde, Yunanistan'ın da askeri varlığını güçlendirme çabaları devam ediyor. ABD ile savunma iş birliği anlaşması çerçevesinde Girit'teki Souda Körfezi üssünü genişleten Yunanistan, Fransa ile yaptığı savunma anlaşmasıyla da Rafale savaş uçakları ve fırkateynler tedarik etmişti. Ancak Ziazias, bu adımların Türkiye'nin bölgesel ağırlığı karşısında yeterli olmayabileceğine işaret etti.
Türkiye'nin artan bölgesel etkinliği
Türkiye, son yıllarda savunma sanayiinde yerli üretim oranını artırarak, insansız hava araçları (İHA) ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) alanında dünya çapında bir güç haline geldi. Bu teknolojik ilerleme, Türkiye'nin Suriye, Libya, Karabağ ve son olarak Irak'taki operasyonlarında belirleyici bir rol oynamasına olanak sağladı. Aynı zamanda, Türkiye'nin deniz yetki alanları konusundaki kararlı tutumu ve Doğu Akdeniz'de sismik araştırma gemileriyle yürüttüğü faaliyetler, Yunanistan ile yaşanan gerilimlerin ana kaynağını oluşturuyor.
Mekke Anlaşması ise, Türkiye'nin Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirmesi ve Pakistan ile derin savunma iş birliği bağlarını güçlendirmesi açısından kritik bir adım oldu. Anlaşma kapsamında, askeri tatbikatlar, askeri eğitim ve savunma sanayiinde ortak projeler gibi geniş bir yelpazede iş birliği öngörülüyor. Bu durum, Türkiye'yi İslam dünyasının en önemli güvenlik aktörlerinden biri haline getirirken, bölgedeki güç dengesini de Türkiye lehine değiştiriyor.
Pakistan'ın nükleer silah kapasitesi ve kalabalık ordusu ile Suudi Arabistan'ın ekonomik kaynakları ve stratejik konumu, Türkiye'nin askeri yetenekleri ile birleştiğinde, ortaya etkileyici bir güç üçgeni çıkıyor. Bu durum, özellikle Yunanistan'ı doğrudan etkileyen Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'deki güç dengesinin Türkiye lehine değişebileceği endişelerini beraberinde getiriyor.
Yunanistan'ın yeni stratejik yönelimleri
Ziazias'ın açıklamaları, Yunanistan'daki stratejik düşünce kuruluşlarında ve askeri çevrelerde geniş yankı buldu. Bazı analistler, Yunanistan'ın Türkiye ile diyaloğu sürdürmesi ve askeri caydırıcılığını artırması gerektiğini savunurken, diğerleri daha sert bir tutumun benimsenmesi gerektiğini öne sürüyor. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in son dönemde Türkiye ile ilişkilerde yumuşama sinyalleri vermesi, ancak aynı zamanda savunma harcamalarını da artırması, bu ikili yaklaşımın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Türkiye ile Yunanistan arasındaki anlaşmazlıkların başında, Ege Denizi'ndeki kıta sahanlığı ve hava sahası ihlalleri, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve Kıbrıs sorunu geliyor. Her iki ülke de Avrupa Birliği üyesi olan Yunanistan'ın yanı sıra, Türkiye'nin NATO'daki stratejik konumu nedeniyle, doğrudan bir çatışmanın bölgeyi kaosa sürükleyeceği kaygısı mevcut. Bu nedenle, taraflar arasındaki diplomatik kanalların açık tutulması ve askeri gerilimlerin kontrol altında tutulması büyük önem taşıyor.
Ancak Ziazias'ın uyarısı, Yunanistan'ın artık yalnızca Türkiye'yi değil, Türkiye'nin oluşturduğu ittifak sistemini de hesaba katması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu durum, Yunanistan'ın geleneksel müttefikleri olan ABD ve Avrupa Birliği'nden daha somut güvenlik garantileri talep etmesine yol açabilir. Ayrıca, İsrail, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle kurduğu ittifakları derinleştirme arayışına da gidebilir.
Değerlendirme
Mekke Anlaşması, Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak yükselişinde yeni bir kilometre taşıdır. Türkiye, yalnızca askeri yeteneklerini değil, aynı zamanda diplomatik nüfuzunu da artırarak, bölgesel krizlerde belirleyici aktör olma yolunda ilerliyor. Yunanistan'ın bu yeni denklemi görmezden gelmesi, kendi güvenliği açısından sürdürülebilir bir strateji olmayacaktır. İki ülke arasındaki diyalog kanalları ne kadar güçlü tutulursa tutulsun, askeri anlamda caydırıcılık ve ittifakların derinleştirilmesi de kaçınılmaz görünüyor. Bu bağlamda, Ziazias'ın sözleri, Yunanistan'daki mevcut siyasi ve askeri elitin büyük bir bölümünün düşüncelerini yansıtıyor. Ancak asıl önemli olan, her iki ülkenin de bölgesel istikrarı kalıcı olarak riske atacak adımlardan kaçınarak, karşılıklı bağımlılık alanlarını genişletecek yapıcı bir diyalog sürecini sürdürebilmesidir.