Sayıştay'ın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na ilişkin 2025 yılı denetim raporu, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu'nun gelirleriyle giderleri arasında büyük bir uçurum olduğunu gözler önüne serdi. Rapora göre fon, 2025 yılında 146 milyar TL'ye yakın gelir elde ederken, yalnızca 85,1 milyar TL harcadı. Yurttaştan toplanan bu kaynağın 60,9 milyar TL'lik kısmı ise yoksula aktarılmadı.
Gelir Yüzde 39,54 Arttı, Gider Yüzde 18,28 Azaldı
Raporda dikkat çeken bir diğer veri ise fonun gelir-gider dengesindeki yıllık değişim oldu. Fonun gelirleri bir önceki yıla kıyasla yüzde 39,54 oranında artarken, giderleri yüzde 18,28 azaldı. Bu durum, sosyal yardım amacıyla toplanan kaynağın önemli bir bölümünün harcanmayarak fon bünyesinde bekletildiğini ortaya koyuyor.
Fonun 2025 yılı gelirleri arasında; doğrudan yurttaşlardan alınan bağışlar, çeşitli vergi ve harç gelirleri ile devlet katkıları yer alıyor. Buna karşın, ihtiyaç sahiplerine yapılan nakdi ve ayni yardımlar ile sosyal hizmet projelerine ayrılan payın beklenenin altında kaldığı belirtiliyor.
Sayıştay: Harcanmayan Kaynak İhtiyaç Sahiplerine Ulaşmıyor
Sayıştay, fonun harcama kalemlerindeki azalışın nedenlerini de mercek altına aldı. Raporda, sosyal yardım programlarına ayrılan bütçenin yetersiz kaldığı, bürokratik süreçlerin uzaması ve bazı projelerin hayata geçirilememesi nedeniyle kaynakların atıl kaldığı ifade ediliyor. Ayrıca, fonun yıllık gelirinin önemli bir kısmının genel bütçeye veya farklı alanlara aktarıldığı iddiaları da denetim kapsamında değerlendirildi. Ancak raporun ilgili bölümünde bu tür bir aktarımın yasal dayanağına ilişkin net bir tespit bulunmuyor.
Fonun Gelir Kaynakları ve Harcama Alanları
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, 3294 sayılı Kanun kapsamında kurulmuş olup, yoksul ve muhtaç vatandaşlara yardım amacıyla faaliyet gösteriyor. Fonun başlıca gelir kaynakları arasında; gelir ve kurumlar vergisi tahsilatlarından ayrılan paylar, trafik para cezaları, elektrik ve doğalgaz tüketim vergilerinden alınan katkılar, bağışlar ve faiz gelirleri bulunuyor. Harcama kalemleri ise; nakdi yardımlar (gıda, yakacak, sağlık, eğitim), ayni yardımlar, sosyal hizmet projeleri ve personel giderlerinden oluşuyor.
2025 yılı itibarıyla fonun toplam gelirinin 146 milyar TL'ye yaklaşması, Türkiye'de sosyal yardım bütçesinin büyüklüğünü gösteriyor. Ancak bu kaynağın sadece 85,1 milyar TL'sinin harcanması, sosyal yardım sistemindeki yapısal sorunlara işaret ediyor. Uzmanlar, fonun etkin kullanılmamasının yoksullukla mücadelede istenen sonucu vermediğini vurguluyor.
Yoksulluk Verileri ve Fonun İşlevi
TÜİK verilerine göre, 2025 yılında Türkiye'de yoksulluk sınırının altında yaşayan vatandaş sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Sosyal yardıma ihtiyaç duyan kesimlerin başında; işsizler, düşük gelirli çalışanlar, yaşlılar, engelliler ve çok çocuklu aileler geliyor. Fonun harcanmayan 60,9 milyar TL'lik kısmı, bu kesimlere doğrudan aktarılmadığı için eleştiriliyor. Söz konusu tutarın, yaklaşık 2 milyon ihtiyaç sahibi aileye bir yıllık asgari geçim desteği olarak dağıtılabileceği hesaplanıyor.
Sayıştay raporunun kamuoyuna yansıması, sosyal yardım politikalarının sorgulanmasına yol açtı. Muhalefet partileri, fonun amacı dışında kullanıldığını ve yoksulun hakkının gasp edildiğini savunuyor. İktidar kanadı ise fonun olağanüstü durumlar için rezerv olarak tutulduğunu, ilerleyen dönemlerde ihtiyaç sahiplerine dağıtılacağını belirtiyor.
Önümüzdeki Dönemde Beklentiler
2026 yılı bütçe görüşmelerinde sosyal yardım kalemlerine ayrılan payın artırılıp artırılmayacağı merak konusu. Sivil toplum kuruluşları, fonun şeffaf bir şekilde denetlenmesi ve harcamaların ihtiyaç sahiplerine öncelik verilerek yapılması çağrısında bulunuyor. Öte yandan, Sayıştay'ın bu raporu sonrası Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın konuya ilişkin resmi bir açıklama yapıp yapmayacağı da takip ediliyor.
Sonuç olarak, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu'nun 2025 yılı performansı, sosyal devlet ilkesinin ne kadar işlerlik kazandığını tartışmaya açıyor. Yurttaştan toplanan vergi ve bağışların yoksula ulaşmadığı bir tabloda, fonun varlık sebebi ve etkinliği sorgulanmaya devam edecek. Kamu kaynaklarının doğru yönetimi, sadece ekonomik değil aynı zamanda toplumsal adalet açısından da kritik önem taşıyor.