Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından hazırlanan ve akademisyenlerin sosyal medya platformlarından gelir elde etmesini sınırlayan yeni düzenleme, üniversite çevrelerinde tartışma yarattı. Düzenlemeye ilk açık tepki, sosyal medyada geniş takipçi kitlesine sahip ünlü bir profesörden geldi. Prof. Dr. [İsim], sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla düzenlemeyi eleştirdi ve istifa edebileceğini duyurdu. Takipçilerine "Ne yapmalıyım?" diye soran profesör, kararını kamuoyuyla birlikte alacağını belirtti.
YÖK düzenlemesi ne getiriyor?
YÖK tarafından hazırlanan ve önümüzdeki günlerde yürürlüğe girmesi beklenen düzenleme, öğretim üyelerinin sosyal medya mecralarında yaptıkları paylaşımlardan doğrudan veya dolaylı gelir elde etmelerini kısıtlıyor. Düzenlemeye göre akademisyenler, sosyal medya platformları üzerinden reklam, sponsorluk, bağış veya benzeri yollarla kazanç sağlayamayacak. Ayrıca, paylaşımların üniversite itibarına zarar vermemesi ve bilimsel tarafsızlığı gölgelememesi şartı getiriliyor. YÖK, düzenlemenin akademisyenlerin asli görevlerine odaklanmasını sağlamak ve kamu kaynaklarının kötüye kullanımını engellemek amacıyla hazırlandığını savunuyor.
Ancak düzenleme, akademik özgürlük ve ifade özgürlüğü açısından ciddi endişelere yol açtı. Birçok akademisyen, sosyal medyayı bilimsel bilgiyi yaymak ve toplumu aydınlatmak için kullandıklarını, elde ettikleri gelirin ise ek ders veya proje gelirlerinden farkı olmadığını belirtiyor. Özellikle pandemi döneminde online platformlarda ders veren ve geniş kitlelere ulaşan akademisyenler, bu tür kısıtlamaların bilim iletişimini sekteye uğratacağını düşünüyor.
İlk tepki: Prof. Dr. [İsim] istifa sinyali verdi
Düzenlemeye karşı ilk somut tepki, sosyal medyada yüz binlerce takipçisi bulunan Prof. Dr. [İsim]'den geldi. [İsim], Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "YÖK'ün bu yasağı, akademisyenlerin toplumla kurduğu bağı koparma girişimidir. Ben bugüne kadar sosyal medyadan elde ettiğim geliri bilimsel araştırmalara ve öğrencilere burs olarak aktardım. Bu düzenleme kabul edilemez. Gerekirse istifa ederim." ifadelerini kullandı. Ardından takipçilerine anket açan [İsim], "Sizce istifa etmeli miyim?" diye sordu. Ankete kısa sürede on binlerce yanıt geldi.
[İsim]'in paylaşımı, diğer akademisyenlerden de destek gördü. Birçok öğretim üyesi, benzer düzenlemelerin üniversitelerde baskı ortamı yaratacağını ve genç akademisyenleri olumsuz etkileyeceğini dile getirdi. Öte yandan, bazı kesimler YÖK'ün kararını savunarak, akademisyenlerin ticari faaliyetlerden uzak durması gerektiğini ifade etti.
Akademisyenler ne düşünüyor?
Konuya ilişkin görüşlerini aldığımız bir grup akademisyen, düzenlemenin belirsizlikler taşıdığını vurguladı. Sosyal medya gelirlerinin nasıl tanımlanacağı, hangi faaliyetlerin kapsam dışı kalacağı net değil. Örneğin, bir öğretim üyesinin YouTube'da yayınladığı eğitim videolarından elde ettiği reklam geliri yasak kapsamına girerken, aynı videoyu üniversite bünyesinde yapması durumunda ne olacağı muğlak. Ayrıca, düzenlemenin yalnızca Türkiye'deki akademisyenleri kapsaması, uluslararası iş birliklerini ve rekabeti olumsuz etkileyebilir.
Akademisyenler, sosyal medyanın bilimsel bilgiye erişimi demokratikleştirdiğini ve özellikle gençler arasında bilime ilgiyi artırdığını belirtiyor. YÖK'ün bu adımının, üniversitelerin toplumla bütünleşme çabalarına zarar vereceği endişesi taşınıyor. Bazı hukukçular ise düzenlemenin Anayasa'nın 48. maddesinde güvence altına alınan çalışma ve sözleşme özgürlüğüne aykırı olabileceğini öne sürüyor.
YÖK'ten savunma: 'Asli görevlere odaklanma'
YÖK yetkilileri, düzenlemenin akademisyenleri kısıtlamak değil, asli görevlerine odaklanmalarını sağlamak olduğunu savunuyor. Yapılan yazılı açıklamada, "Öğretim üyelerimizin bilimsel üretkenliğini artırmak ve kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlamak önceliğimizdir. Sosyal medya faaliyetleri, akademik performansı gölgelememelidir." denildi. Ayrıca, düzenlemenin üniversitelerin kendi iç yönetmelikleriyle uyumlu hale getirileceği ve keyfi uygulamaların önüne geçileceği belirtildi.
Ancak YÖK'ün bu savunması, akademisyenlerin sorularını yanıtlamaya yetmiyor. Sosyal medya gelirlerinin tanımı, denetim mekanizması ve yaptırımlar konusunda netlik yok. Önümüzdeki günlerde üniversitelerden görüş isteneceği ve düzenlemenin bu doğrultuda revize edilebileceği konuşuluyor.
Bağlam: Akademisyenlerin sosyal medya kullanımı ve gelir modelleri
Türkiye'de son yıllarda birçok akademisyen, sosyal medya platformlarında bilimsel içerik üreterek geniş kitlelere ulaşıyor. Özellikle Twitter, YouTube, Instagram ve TikTok gibi mecralarda popüler olan akademisyenler, reklam gelirleri, sponsorluk anlaşmaları ve bağışlar yoluyla ek gelir elde edebiliyor. Bu gelirler, bazıları için aylık binlerce liraya ulaşabiliyor. YÖK'ün düzenlemesi, işte bu gelir modelini hedef alıyor.
Düzenlemenin, iktidara yakın akademisyenler üzerinde nasıl bir etki yaratacağı ise merak konusu. Bazı çevreler, düzenlemenin muhalif akademisyenleri susturma amacı taşıdığını iddia ediyor. YÖK ise bu iddiaları reddediyor. Düzenlemenin yasal dayanağı ve uygulama şekli, önümüzdeki günlerde yargıya taşınabilir.
Prof. Dr. [İsim]'in istifa çağrısı, akademisyenler arasında dayanışma ruhunu güçlendirebilir. Önümüzdeki günlerde benzer açıklamaların gelmesi bekleniyor. Konu, üniversitelerin gündemini uzun süre meşgul edecek gibi görünüyor. Sosyal medya, akademisyenlerin örgütlenmesi ve seslerini duyurması için kritik bir araç haline gelmiş durumda. YÖK'ün bu hamlesi, akademik özgürlük ile kurumsal düzen arasındaki dengeyi yeniden tartışmaya açtı.
Sonuç olarak, YÖK'ün sosyal medya düzenlemesi, Türkiye'de akademik camiada derin bir rahatsızlık yaratmış durumda. İlk tepkiler, düzenlemenin geniş kesimlerce kabul görmediğini gösteriyor. Prof. Dr. [İsim]'in istifa tehdidi, bu hoşnutsuzluğun somut bir yansıması. Önümüzdeki süreçte, YÖK'ün geri adım atıp atmayacağı veya düzenlemede değişikliğe gidip gitmeyeceği belirsizliğini koruyor. Akademisyenler, bilimsel üretimden ödün vermeden sosyal medyayı kullanmaya devam etmek istiyor. Bu gerilimin nasıl çözüleceği, Türkiye'nin akademik geleceği açısından belirleyici olacak.