Yüksekova’da yaşayan yüzde 98 görme engelli Kayser Taş, 2023 Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) 434 puan alarak Türkiye 3 bin 320’ncisi oldu. Ancak bu önemli başarıya rağmen Taş, günlük yaşamında büyük bir engelle karşılaşıyor: Yaşadığı sokağın bozuk yolu nedeniyle bastonunu kullanamıyor. Taş ailesi, yazın tozdan, kışın çamurdan geçit vermeyen yolun bir an önce yapılması için yetkililere sesleniyor.
Bastonunu kullanamıyor: “Yol yüzünden bağımsız hareket edemiyorum”
Kayser Taş, görme engeline rağmen eğitim hayatında gösterdiği azimle çevresine örnek oluyor. Ancak Yüksekova’daki evinin bulunduğu sokak, hem fiziksel hem de psikolojik olarak onu zorluyor. Taş, “Bastonumu kullanamıyorum çünkü yol çok bozuk. Her adımda tökezliyorum, düşme korkusu yaşıyorum. Bu yüzden sokağa çıkmakta zorlanıyorum” diyor. Görme engelli bireyler için baston, bağımsız hareketin anahtarı. Ancak bozuk zemin, bu imkânı neredeyse imkânsız hale getiriyor.
Taş’ın yaşadığı sorun, sadece kendisini değil ailesini de derinden etkiliyor. Aile, yaz aylarında toz bulutlarına, kış aylarında ise çamura dönüşen yolun sağlık açısından da risk taşıdığını belirtiyor. Toz, solunum yolu rahatsızlıklarına davetiye çıkarırken; çamur, yürümeyi daha da tehlikeli kılıyor. Taş ailesi, “Bu yol sadece bizim değil, mahalledeki herkesin sorunu. Ama bizim için hayati önem taşıyor” ifadelerini kullanıyor.
YKS başarısı ve sonrası: Eğitimde fırsat eşitliği vurgusu
Kayser Taş’ın YKS’de elde ettiği 434 puan, onun azmini ve potansiyelini gözler önüne seriyor. Türkiye 3 bin 320’ncisi olarak önemli bir başarıya imza atan Taş, üniversite eğitimiyle geleceğe umutla bakıyor. Ancak günlük hayatta karşılaştığı altyapı sorunları, eğitimde fırsat eşitliğinin sadece sınav başarısıyla sınırlı olmadığını gösteriyor. Engelli bireylerin eğitim hayatına tam katılımı için fiziksel çevrenin de erişilebilir olması gerekiyor.
Türkiye’de engelli bireylerin yaşamını kolaylaştırmaya yönelik yasal düzenlemeler bulunuyor. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun, kamu binaları, yollar ve açık alanların engellilerin erişebileceği şekilde düzenlenmesini zorunlu kılıyor. Ancak özellikle kırsal ve uzak ilçelerde bu düzenlemelerin uygulanması noktasında ciddi eksiklikler yaşanıyor. Yüksekova gibi dağlık ve engebeli coğrafyalarda altyapı hizmetleri daha da zorlu bir hal alıyor.
Yerel yönetimlere çağrı: “Artık bir adım atılsın”
Taş ailesi, sorunun çözümü için Yüksekova Belediyesi ve ilgili kurumlara başvuruda bulunduklarını ancak henüz somut bir sonuç alamadıklarını söylüyor. “Yazın tozdan, kışın çamurdan geçilmiyor. Bu yolun yapılması için defalarca dilekçe verdik. Yetkililerden ricamız, artık bu soruna kalıcı bir çözüm bulmaları” diyorlar. Mahalle sakinleri de Taş ailesine destek vererek, yolun bir an önce asfaltlanması veya betonlanması gerektiğini vurguluyor.
Yerel yönetimlerin bütçe kısıtları ve önceliklendirme sorunları, benzer altyapı problemlerini sıkça gündeme getiriyor. Ancak engelli bir gencin eğitimde gösterdiği başarı, toplumun her kesimine ilham verirken, onun günlük yaşamını zorlaştıran unsurların ortadan kaldırılması için gereken adımların atılması artık bir zorunluluk haline geliyor.
Engelsiz bir yaşam için altyapı şart
Kayser Taş’ın hikâyesi, Türkiye’de milyonlarca engelli bireyin karşılaştığı ortak sorunlara ayna tutuyor. Eğitimde fırsat eşitliği sağlansa bile, fiziksel çevre engelleri kaldırılmadığı sürece tam katılım mümkün olmuyor. Görme engelli bir bireyin bastonunu rahatça kullanabilmesi, tekerlekli sandalye kullanan birinin kaldırımlarda ilerleyebilmesi için yolların, kaldırımların ve açık alanların erişilebilirlik standartlarına uygun hale getirilmesi gerekiyor.
Uzmanlar, yerel yönetimlerin engelli bireylerin ihtiyaçlarını gözeterek altyapı planlaması yapması gerektiğini belirtiyor. Yüksekova özelinde ise iklim koşulları nedeniyle yol yapımının zorluğu biliniyor; ancak bu durum, çözümü imkânsız kılmıyor. Alternatif malzemeler ve düzenli bakım ile yolların daha dayanıklı hale getirilmesi mümkün. Yeter ki irade olsun.
Kayser Taş, “Ben engelimi aşarak bu puanı aldım. Tek isteğim, eve gidip gelirken zorlanmamak. Bastonumu kullanabilmek, özgürce yürüyebilmek istiyorum” diyerek sözlerini tamamlıyor. Onun bu çağrısı, aslında tüm engelli bireylerin ortak sesi. Yetkililerin bu sesi duyması ve harekete geçmesi, sadece bir sokağın değil, bir gencin hayatının iyileşmesi anlamına geliyor.