Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Rum kesiminin son dönemde İsrail'in uluslararası mahkemelerde soykırım suçlamasıyla yargılanan Netanyahu hükümetiyle geliştirdiği ilişkilerin, bölgedeki meselelere bakış açısını ve zihniyetini açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Yılmaz'ın bu açıklaması, Kıbrıs görüşmeleri ve Doğu Akdeniz'deki gerilimin arttığı bir dönemde geldi.
Rum kesiminin İsrail ile ilişkileri eleştirildi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, yaptığı yazılı açıklamada, Rum kesiminin son dönemlerde soykırımdan dolayı uluslararası mahkemeler önünde yargılanan Netanyahu hükümetiyle geliştirdiği ilişkilerin, aslında bütün bu meselelere bakış açısını ve zihniyetini gözler önüne serdiğini ifade etti. Yılmaz, bu durumun sadece Kıbrıs meselesiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda Doğu Akdeniz'deki dengeleri de etkilediğini vurguladı.
Yılmaz, "Rum kesiminin son dönemlerde soykırımdan dolayı uluslararası mahkemeler önünde yargılanan Netanyahu hükümetiyle geliştirdiği ilişkiler aslında bütün bu meselelere bakış açısını ve zihniyetini ortaya koymaktadır" dedi. Bu sözler, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki tutumunu bir kez daha netleştirirken, Rum yönetiminin uluslararası alanda ittifak arayışlarını da eleştirdi.
Uluslararası hukuk vurgusu
Cevdet Yılmaz, uluslararası hukukun ve adaletin önemine dikkat çekerek, soykırım suçlamasıyla yargılanan bir hükümetle iş birliği yapmanın, Rum kesiminin uluslararası kamuoyundaki meşruiyetini zayıflattığını söyledi. Yılmaz, Türkiye'nin her zaman barıştan, diyalogdan ve uluslararası hukuktan yana olduğunu, ancak bu tür ilişkilerin bölgede kalıcı bir çözümü zorlaştırdığını belirtti.
Yılmaz'ın açıklamaları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da sık sık dile getirdiği "daha adil bir dünya mümkün" söylemiyle örtüşüyor. Türkiye, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını soykırım olarak nitelendiriyor ve Uluslararası Adalet Divanı'ndaki davayı destekliyor.
Kıbrıs müzakerelerinde son durum
Kıbrıs sorunu, 1974'ten bu yana çözümsüzlüğünü koruyor. Son olarak 2017'de İsviçre'nin Crans-Montana kentinde yapılan görüşmelerden sonuç alınamamıştı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Türkiye, adada iki devletli çözümü savunurken, Rum kesimi ve Yunanistan, federal bir yapıda ısrar ediyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin, taraflar arasında mekik diplomasisi yürütüyor.
Rum kesiminin İsrail ile enerji, savunma ve istihbarat alanlarında geliştirdiği iş birliği, Türkiye tarafından endişeyle izleniyor. Özellikle Doğu Akdeniz'deki doğalgaz kaynaklarının paylaşımı konusunda Rum kesiminin tek taraflı adımları, Türkiye'nin haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle eleştiriliyor. Türkiye, KKTC'nin de bu kaynaklardan hakkaniyetli pay alması gerektiğini savunuyor.
Netanyahu hükümeti ve uluslararası yargı süreci
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümeti, Gazze'de 7 Ekim 2023'ten bu yana sürdürdüğü saldırılar nedeniyle soykırım iddiasıyla Uluslararası Adalet Divanı'nda yargılanıyor. Güney Afrika'nın açtığı davada, İsrail'in Filistinlilere yönelik eylemlerinin Soykırım Sözleşmesi'ni ihlal ettiği öne sürülüyor. Mahkeme, Ocak 2024'te aldığı ihtiyati tedbir kararında İsrail'in soykırımı önlemek için gerekli adımları atmasını istemişti. Ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi de Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililer hakkında tutuklama emri çıkarmıştı.
Rum yönetiminin bu süreçte İsrail ile ilişkilerini derinleştirmesi, uluslararası hukuku ve insan haklarını savunduğunu iddia eden bir yönetim için çelişki olarak değerlendiriliyor. Türkiye, Rum kesiminin bu tutumunun, adadaki Türk tarafına yönelik samimiyetsizliğini de gösterdiğini belirtiyor.
Türkiye'nin tutumu ve bölgesel etkiler
Türkiye, Kıbrıs meselesinde garantör ülke olarak, adadaki Türk toplumunun haklarını korumaya devam edeceğini her fırsatta yineliyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'ın açıklamaları, Türkiye'nin Rum kesimine yönelik eleştirilerinin dozunu artırabileceğinin işareti olarak yorumlanıyor. Doğu Akdeniz'deki gerilimin tırmanması, bölgesel istikrarı tehdit ediyor.
Yılmaz, Türkiye'nin diyalog kapısını açık tuttuğunu, ancak egemen eşitlik temelinde iki devletli çözümden vazgeçmeyeceğini söyledi. Bu açıklama, KKTC'nin uluslararası alanda tanınması yönündeki çabaların süreceğini gösteriyor.
Sonuç olarak, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın sözleri, Rum kesiminin İsrail ile olan ilişkilerinin sadece ikili bir mesele olmadığını, aynı zamanda Kıbrıs sorununun çözümüne dair tutumunu ve zihniyetini yansıttığını ortaya koyuyor. Uluslararası hukuk ve adalet ilkelerinden sapmadan, bölgede kalıcı barış için tüm tarafların samimi adımlar atması gerekiyor.