İstanbul Bayrampaşa'da yaşayan 55 yaşındaki Mustafa Hezer, 12 yıl önce dini nikahla evlendiği Özbekistan uyruklu Pırzoda Irgasheva'dan dünyaya gelen oğlu Ali için 9 yıldır hukuk mücadelesi veriyor. Babalığı iki kez yapılan DNA testiyle kanıtlanmasına rağmen 10 yaşındaki çocuğa kimlik kartı çıkarılamıyor. Olay, Yeşilçam filmlerini aratmayan bir hukuk çıkmazını gözler önüne seriyor.
Dini nikahla başlayan evlilik, bürokraside tıkandı
Mustafa Hezer ile Özbekistan vatandaşı Pırzoda Irgasheva, 12 yıl önce dini nikahla evlendi. Bu evlilikten Ali adında bir oğulları oldu. Ancak çift, resmi nikah işlemlerini tamamlayamadı. Çocuk 10 yaşına geldiğinde hâlâ nüfus kaydı yapılamamış durumda.
Mustafa Hezer, oğlunun kimlik sahibi olamaması nedeniyle eğitim, sağlık ve sosyal haklardan mahrum kaldığını belirtiyor. Baba, "Oğlum okula gidemiyor, hastaneye götüremiyorum. Her seferinde kimlik soruluyor. Artık bu duruma dayanamıyorum" diyerek çaresizliğini dile getiriyor.
İki kez DNA testi yapıldı, sonuç değişmedi
Mustafa Hezer, oğlunun kimlik kartını çıkarabilmek için 9 yıl önce hukuki süreç başlattı. Mahkeme, babalık tespiti için iki kez DNA testi yapılmasına karar verdi. Her iki test de Mustafa Hezer'in Ali'nin biyolojik babası olduğunu doğruladı.
Ancak baba, "DNA testleri babalığımı kanıtladı ama mahkeme sonuçlandıramadı. Çocuğumun kimliği yok. Bu nasıl bir adalet?" diye soruyor. Hezer, dosyanın sürekli ertelendiğini ve bir türlü karara bağlanamadığını ifade ediyor.
Yargı süreci neden uzadı?
Dava dosyası, çocuğun annesinin Özbekistan uyruklu olması nedeniyle uluslararası hukuk boyutu da taşıyor. Türkiye'deki mahkemeler, yabancı uyruklu anneyle ilgili tebligat işlemlerinde zorluk yaşıyor. Pırzoda Irgasheva'nın şu anki durumu ve nerede olduğu bilinmiyor. Bu belirsizlik, sürecin tıkanmasına neden oluyor.
Aile hukuku uzmanları, dini nikahla evliliklerde çocukların mağdur olmaması için yasal düzenlemelerin yetersiz olduğunu vurguluyor. Türk Medeni Kanunu'na göre, resmi nikah olmadan doğan çocukların babalarıyla soybağı kurulabilmesi için mahkeme kararı gerekiyor. Ancak annenin yabancı olması ve kayıtlara ulaşılamaması, süreci içinden çıkılmaz hale getiriyor.
Benzer mağduriyetler artıyor
Türkiye'de son yıllarda özellikle yabancı uyruklu annelerin çocuklarıyla ilgili benzer davaların sayısı artıyor. Kadın Dernekleri Federasyonu'nun verilerine göre, 2020'den bu yana 500'den fazla çocuk, ebeveynlerinin hukuki statüsüzlüğü nedeniyle kimliksiz kaldı. Bu çocuklar, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişemiyor, gelecekleri belirsizliğe sürükleniyor.
Mustafa Hezer, "Ben oğlumun babasıyım, bunu DNA testiyle kanıtladım. Artık bana 'baba' demesini istiyorum ama bunun için resmi bir belge gerekiyor. Devlet bana inanmıyor mu?" diyerek tepkisini gösteriyor.
Hukukçular ne diyor?
Avukat Elif Kaya, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Dini nikahla evlenen çiftlerin çocuklarının haklarını korumak için derhal yasal düzenleme yapılmalı. Yabancı uyruklu ebeveynlerin olduğu davalarda tebligat sorunları çözülmeli. Aksi halde bu çocuklar devlet tarafından görünmez kılınıyor" dedi.
Kaya, ayrıca Türkiye'nin taraf olduğu Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne atıfta bulunarak, "Her çocuğun kimlik edinme hakkı vardır. Bu hak, ebeveynlerin medeni durumundan bağımsızdır" ifadelerini kullandı.
Çözüm önerileri ve beklentiler
Uzmanlar, sorunun çözümü için bir dizi öneri sunuyor:
- Dini nikahla evliliklerin resmiyete dökülmesi için kolaylaştırıcı yasal düzenlemeler yapılmalı.
- Yabancı uyruklu ebeveynlerin olduğu davalarda uluslararası işbirliği mekanizmaları güçlendirilmeli.
- Babalık tespiti davalarında DNA testi sonuçları, idari işlemler için yeterli sayılmalı.
- Kimliksiz çocuklar için geçici kimlik belgesi uygulaması getirilmeli.
Mustafa Hezer, "Oğlumun bir an önce kimliğine kavuşmasını istiyorum. Onun geleceği için savaşmaya devam edeceğim" diyerek kararlılığını koruyor. Ancak 9 yıldır süren bu mücadele, Türkiye'deki hukuk sisteminin acı bir yüzünü gösteriyor.
Sonuç: Çocukların hakkı korunmalı
Mustafa Hezer ve oğlu Ali'nin hikâyesi, sadece bir ailenin dramı değil, aynı zamanda yasal boşlukların yol açtığı bir insan hakları sorunudur. Çocukların kimlik hakkı, ebeveynlerinin nikah durumuna veya uyruğuna bağlı olmamalıdır. Türkiye'nin, çocuk hakları konusundaki uluslararası taahhütlerini yerine getirmesi ve benzer mağduriyetlerin önüne geçmesi gerekiyor. Aksi halde daha nice Ali'ler, kimliksiz bir hayata mahkûm edilecek.