Güney Avustralya'nın kavurucu çölünün ortasında, yüzeyden bakıldığında ıssız bir maden sahasını andıran Coober Pedy, yeryüzünün en sıra dışı yerleşim yerlerinden biri. Yaz aylarında gölgede sıcaklığın 50 dereceyi aştığı bu coğrafyada kasaba halkı, çareyi toprağın altına inerek bulmuş. Yer altına oyulmuş evler, kiliseler ve dükkânlarla dolu bu yeraltı şehri, sıra dışı yaşam tarzını sürdürebilmek için yedi ilginç kural etrafında şekillenmiş durumda.
1. Gün Işığından Kaçınmak İçin Yeraltına İnşa
Coober Pedy'de evlerin çoğu "dugout" adı verilen yeraltı konutları. Yüzeydeki kavurucu sıcaktan korunmak için toprağın 2-3 metre altına oyulan bu evler, doğal bir klima işlevi görüyor. Dışarıda 50 dereceyi bulan sıcaklık, içeride 24-25 derece civarında seyrediyor. Bu nedenle kasabada "güneşten kaçmak" bir yaşam kuralı haline gelmiş. Gündüz saatlerinde dışarıda çalışmak neredeyse imkânsız olduğu için birçok iş yeraltında yürütülüyor.
2. Su Kullanımında Katı Tasarruf
Çölün ortasında su bulmak büyük bir mesele. Coober Pedy'de su, yer altı kaynaklarından ve az sayıdaki artezyen kuyusundan sağlanıyor. Bu yüzden suyu israf etmek en büyük ayıplardan biri. Sakinler, duş sürelerini kısa tutuyor, gri suyu bahçe sulamada veya tuvaletlerde yeniden kullanıyor. Kasabada suyun litre fiyatı, büyük şehirlerdekine göre kat kat pahalı. Bu da tasarrufu zorunlu kılıyor.
3. Tozdan Korunma Zorunluluğu
Coober Pedy'nin üzerinde esen rüzgâr, sürekli toz taşıyor. Yer altı evlerinin girişleri genellikle çift kapılı sistemle inşa edilmiş. Dış kapı açıldığında içeriye toz girmemesi için arada bir tampon bölge bulunuyor. Ayrıca evlerin havalandırma bacaları özel filtrelerle donatılmış. Sakinler, dışarı çıkarken mutlaka yüzlerini örten bez veya maske kullanıyor. Toz, sadece solunum değil, elektronik cihazlar için de büyük bir tehdit.
4. Aşırı Sıcakta Dışarı Çıkma Yasağı (Gündüz Saatlerinde)
Yaz aylarında saat 11.00 ile 16.00 arasında dışarıda çalışmak neredeyse yasak gibi. Kasabada resmi bir yasak olmasa da, işverenler ve halk bu saatlerde dışarı çıkmamayı tercih ediyor. Turistlere de bu konuda uyarılar yapılıyor. Zorunlu olmadıkça dışarı çıkanlar, yanlarında en az 2 litre su taşımak zorunda. Bu, hem sağlık hem de hayatta kalma açısından kritik bir kural.
5. Yeraltı Haritası Olmadan Yola Çıkmamak
Coober Pedy'nin yeraltı tünelleri ve evleri labirent gibi. Yeni gelenlerin kaybolması çok kolay. Bu nedenle kasabada herkes, kendi evinin ve iş yerinin konumunu gösteren bir harita taşır. Ayrıca tünellerde yön bulmak için işaretler kullanılır. Yeraltı yaşamı, üstteki cadde ve sokak isimlerinden bağımsız olarak kendi adres sistemine sahip. Bu yüzden "haritasız yola çıkma" kuralı, sadece turistler için değil, sakinler için de geçerli.
6. Karanlıkta Işık Kullanımı ve Gürültü Kontrolü
Yer altı evlerinde pencere yok. Bu nedenle aydınlatma büyük önem taşıyor. Ancak gereksiz ışık kullanımı, hem enerji maliyetini artırıyor hem de komşuları rahatsız edebiliyor. Tünellerde yankılanan sesler nedeniyle gürültü yapmak da hoş karşılanmıyor. Sakinler, akşam saatlerinde müzik ve televizyon sesini düşük tutmak zorunda. Bu kurallar, yeraltı topluluğunun huzurunu korumak için geliştirilmiş.
7. Opal Madenciliği Dışında İş Yapmamak
Coober Pedy, dünyanın en büyük opal madeni bölgesi. Kasabanın ekonomisi neredeyse tamamen opal madenciliğine dayanıyor. Bu nedenle sakinlerin büyük çoğunluğu ya madenci ya da madencilikle ilgili bir işte çalışıyor. Tarım, hayvancılık veya başka bir sektör neredeyse yok. Bu da kasabada "opal dışında iş yapma" gibi yazılı olmayan bir kuralı beraberinde getiriyor. Yeni gelenlerin çoğu, madencilikte şansını denemek için buraya yerleşiyor.
Coober Pedy'nin Geleceği ve Yeraltı Yaşamının Sürdürülebilirliği
Coober Pedy, yaklaşık 3.500 nüfuslu bir kasaba. Yeraltı yaşamı, sadece iklimsel zorunluluktan değil, aynı zamanda madencilik faaliyetlerinin getirdiği bir kültürden doğmuş. Ancak son yıllarda artan turist ilgisi, kasabaya yeni bir ekonomik kapı aralıyor. Yeraltı otelleri, turlar ve opal alışverişi, bölgeye döviz girdisi sağlıyor. Öte yandan, iklim değişikliği ve su kıtlığı, bu eşsiz yaşam biçimini tehdit ediyor. Uzmanlar, yeraltı şehirlerinin gelecekte daha da yaygınlaşabileceğini, ancak bunun için su ve enerji yönetiminin kritik olduğunu belirtiyor.
Coober Pedy sakinleri, zorlu koşullara rağmen yaşamlarını sürdürmek için pratik çözümler geliştirmiş. Bu kurallar, aslında insanın doğaya uyum sağlama becerisinin çarpıcı bir örneği. Yer altında, güneş yüzü görmeden yaşamak, dışarıdan bakınca zor görünse de, onlar için sıradan bir hayat. Belki de gelecekte, iklim krizinin etkilediği diğer bölgeler için Coober Pedy bir model oluşturacak.