Türkiye siyasetinin yeni aktörlerinden Yeni Parti, Ekim ayındaki kurultay öncesi hedeflediği 1,5 milyon üyeye ulaşamayınca farklı bir strateji izlemeye başladı. Parti, birçok ilde belediye işçilerine yönelik "CHP'den istifa edip bize katılın ya da kendinize başka bir iş bakın" şeklinde baskı yapıldığı iddialarıyla gündeme geldi. İddialara göre, Yeni Parti'nin il ve ilçe daire başkanları, belediye şirketlerinde çalışan personeli partiye üye olmaya zorluyor, aksi takdirde işten çıkarılacakları yönünde tehditler savuruyor. Bu gelişme, yerel yönetimlerde çalışan binlerce işçiyi tedirgin ederken, siyasi partiler arasında da yeni bir gerilim konusu oluşturdu.
Hedefe ulaşamayan parti, işçilere yöneldi
Kuruluşunun ardından büyük bir iddiayla yola çıkan Yeni Parti yönetimi, özellikle ana muhalefet partisi CHP'den üye koparmayı hedeflemişti. Parti yetkilileri, Ekim ayına kadar 1,5 milyon yeni üyeye ulaşacaklarını açıklamıştı. Ancak beklenen ilgi oluşmayınca üye sayısı ancak 500 bin seviyesinde kaldı. Hedefe ulaşılamaması üzerine parti yönetimi, yerel yönetimlerde çalışan işçileri üye yaparak açığı kapatmayı planlıyor. Edinilen bilgilere göre, özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere birçok büyükşehirde belediye şirketlerinde çalışan işçiler, partiye üye yapılmak isteniyor.
İddialar ve tepkiler
Yeni Parti'nin il örgütlerinden yapılan açıklamalarda, belediye işçilerine yönelik herhangi bir baskı olmadığı savunuluyor. Parti sözcüleri, üye çalışmalarının gönüllülük esasına dayandığını, kimseye baskı yapılmayacağını ifade ediyor. Ancak çok sayıda belediye işçisi ve sendika temsilcisi, yaşanan baskıyı doğruluyor. Bir belediye işçisi, isminin açıklanmaması kaydıyla yaptığı açıklamada, "Müdürümüz, 'Yeni Parti'ye üye olmayanın işi zor' dedi. Açıkça istifa etmemiz ya da işten ayrılmamız isteniyor. CHP'li olduğumuzu biliyorlar. Bu bir tehdit" dedi.
Ana muhalefet partisi CHP'den ise sert tepki geldi. CHP'li yetkililer, Yeni Parti'nin bu tutumunu "siyaseti kirletme" olarak nitelendirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı yaptığı yazılı açıklamada, "Belediye işçilerine işini kaybetme korkusuyla üye toplamak, siyasi etikle bağdaşmaz. Bu baskıyı yapanlar hakkında hukuki süreç başlatacağız" ifadelerini kullandı.
Belediye işçileri ne yapmalı?
Uzmanlar, belediye işçilerinin sendikal haklarını ve iş güvencelerini korumaları gerektiğini vurguluyor. İş hukukuna göre, bir işçinin siyasi görüşü nedeniyle işten çıkarılması yasalara aykırı. Bu tür bir baskıyla karşılaşan işçilerin, öncelikle sendikalarına ve İŞKUR'a başvurmaları, ardından yasal haklarını kullanmaları öneriliyor. Ayrıca, yaşanan bu gelişmelerin, yerel yönetimlerde çalışan binlerce kişiyi etkileyebileceği ve siyasi istikrarı bozabileceği belirtiliyor.
Yeni Parti'nin bu yöntemle üye sayısını artırmaya çalışması, kısa vadede hedefe ulaşmayı sağlayabilir. Ancak uzun vadede partinin itibarına zarar verebileceği ve seçmen nezdinde güven kaybına yol açabileceği değerlendiriliyor. Türkiye'de daha önce de bazı partilerin, belediye şirketlerinde çalışan işçilere yönelik benzer baskılar yaptığına dair iddialar gündeme gelmişti. Bu tür uygulamaların, demokratik siyasetin temel ilkeleriyle çeliştiği ve toplumda tepkiyle karşılandığı biliniyor.
Siyasi partiler arasındaki rekabet derinleşiyor
Yeni Parti'nin bu hamlesi, siyasi partiler arasındaki rekabetin daha da kızışacağını gösteriyor. Özellikle yerel seçimler öncesinde üye sayılarını artırma yarışı, farklı yöntemlerin devreye girmesine neden olabiliyor. Ancak uzmanlar, bu tür baskıcı yöntemlerin şeffaflık ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle bağdaşmadığını vurguluyor. Toplumun bu tür uygulamalara karşı duyarlı olması ve demokratik haklarını kullanması bekleniyor.
Gelişmelerle ilgili olarak Yeni Parti'nin genel merkezinden henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak parti kaynakları, konunun kurultayda ele alınacağını ve gerekli önlemlerin alınacağını belirtti. Kamuoyunun gözü, önümüzdeki günlerde konuyla ilgili atılacak adımlarda olacak. Bu tür baskıların artarak devam etmesi halinde, belediye işçileri arasında huzursuzluğun büyümesi ve konunun mahkemelere taşınması kaçınılmaz görünüyor.
Yaşanan bu gelişmeler, Türkiye'de siyasi partilerin üye toplama yöntemlerini yeniden tartışmaya açtı. Demokrasinin gereği olan siyasi katılım, özgür iradeye dayanmalıdır. Bir kişinin işini kaybetme korkusuyla bir partiye üye olması, ne yazık ki siyasi iradenin sağlıklı oluşmasını engeller. Bu durum, hem bireysel özgürlükler açısından hem de toplumsal adalet açısından kaygı vericidir. Yeni Parti'nin bu yanlıştan bir an önce dönmesi ve siyaseti gönüllülük esasına göre yürütmesi, tüm tarafların yararına olacaktır.