YENİ Parti Adana Milletvekili Bilal Bilici, Avrupa'dan Mersin Limanı üzerinden Türkiye'ye getirilen ve Adana'daki tesislerde işlenen atıkların oluşturduğu çevre tehlikesine dikkat çekti. Bilici, özellikle mikroplastik atıkların Çukurova bölgesi için ciddi risk oluşturduğunu vurgulayarak denetimlerin artırılması ve gerekli önlemlerin bir an önce alınması çağrısında bulundu. Milletvekilinin açıklamaları, bölgede faaliyet gösteren çevre örgütlerinin uzun süredir dile getirdiği endişeleri yeniden gündeme taşıdı.
Mersin Limanı'ndan Adana'ya Uzanan Atık Rotası
Bilici'nin verdiği bilgilere göre, Avrupa ülkelerinden toplanan plastik ve karma atıklar, Mersin Limanı üzerinden Türkiye'ye sokuluyor. Bu atıkların önemli bir kısmı Adana'da bulunan geri dönüşüm tesislerinde işleniyor. Ancak söz konusu tesislerin çevresel standartlara uygun çalışmadığı, atık işleme sürecinde ortaya çıkan mikroplastiklerin toprağa ve su kaynaklarına karıştığı iddia ediliyor. Bilici, "Çukurova, Türkiye'nin en verimli tarım arazilerine sahip. Burada yaşanan çevre sorunu sadece Adana'yı değil, tüm ülkeyi ilgilendiriyor" dedi.
Milletvekili, atık ithalatının denetimsiz şekilde yapıldığını ve kaçak yollarla ülkeye giren atıkların da bulunduğunu öne sürdü. Bilici, "Gümrüklerde ve limanlarda yapılan denetimler yetersiz. Avrupa'nın atığını Türkiye'ye göndermesine göz yumuluyor. Bu durum hem çevre hem de insan sağlığı için büyük bir tehdit" ifadelerini kullandı.
Mikroplastik Tehlikesi ve Sağlık Riskleri
Bilici'nin dikkat çektiği bir diğer konu ise mikroplastik kirliliği oldu. Atık işleme tesislerinde ortaya çıkan mikroplastik parçacıkların rüzgar ve su yoluyla tarım arazilerine, yer altı sularına ve hatta solunum yoluyla insanlara ulaşabildiğini belirten Bilici, bu durumun uzun vadede kanser ve solunum yolu hastalıklarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Uzmanlar da mikroplastiklerin gıda zincirine girerek insan sağlığını tehdit ettiğini doğruluyor.
Adana'da faaliyet gösteren bazı geri dönüşüm tesislerinin çevre mevzuatına aykırı çalıştığı, filtre sistemlerinin yetersiz olduğu ve atık suların arıtılmadan deşarj edildiği iddiaları bölge halkı tarafından sık sık dile getiriliyor. Bilici, bu tesislerin sıkı denetlenmesi gerektiğini vurgulayarak, "Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ortak bir denetim mekanizması kurması şart. Aksi halde Çukurova'nın geleceği tehlike altında" diye konuştu.
Siyasi Tepki ve Çözüm Önerileri
YENİ Parti olarak konunun takipçisi olacaklarını belirten Bilal Bilici, TBMM'ye konuyla ilgili bir araştırma önergesi vereceklerini açıkladı. Bilici, "Atık ithalatının tamamen yasaklanması veya çok sıkı kurallara bağlanması gerekiyor. Avrupa'nın çöpünü Türkiye'ye göndermesine izin vermeyeceğiz. Bu konuda hükümeti göreve çağırıyoruz" dedi. Ayrıca yerel yönetimlerin de atık yönetimi konusunda daha fazla sorumluluk alması gerektiğini ifade etti.
Öte yandan, çevre örgütleri de uzun süredir Avrupa'dan gelen atıkların Türkiye'de yol açtığı kirliliğe dikkat çekiyor. Greenpeace Akdeniz ve diğer sivil toplum kuruluşları, atık ithalatının durdurulması için kampanyalar yürütüyor. Bilici'nin açıklamaları, bu kampanyalara siyasi bir destek olarak yorumlandı.
Arka Plan: Türkiye'nin Atık İthalatı
Türkiye, son yıllarda Avrupa'dan gelen atıkların işlenmesinde önemli bir merkez haline geldi. Özellikle 2018'de Çin'in plastik atık ithalatını yasaklamasının ardından, Avrupa'nın atık ihracatı Türkiye'ye yöneldi. Resmi verilere göre Türkiye, yılda yaklaşık 500 bin ton plastik atık ithal ediyor. Bu atıkların önemli bir kısmı Akdeniz bölgesindeki limanlardan giriyor ve Adana, Mersin, Hatay gibi illerdeki tesislerde işleniyor. Ancak bu tesislerin çoğunun çevre standartlarına uygun olmadığı ve bölgede ciddi kirliliğe yol açtığı biliniyor.
Çukurova, Türkiye'nin tarımsal üretiminin önemli bir bölümünü karşılıyor. Bölgede pamuk, narenciye, mısır ve sebze üretimi yoğun olarak yapılıyor. Mikroplastik ve kimyasal kirlilik, bu ürünlerin kalitesini ve güvenliğini tehdit ediyor. Bilici'nin uyarıları, bölge çiftçilerinin de endişelerini yansıtıyor. Çiftçiler, sulama suyunun kirlenmesinden ve toprağın veriminin düşmesinden şikayetçi.
Uzmanlar, atık ithalatının kontrol altına alınması ve geri dönüşüm tesislerinin modernize edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, döngüsel ekonomi politikalarının teşvik edilmesi ve atık üretiminin azaltılması için daha fazla çaba harcanması gerektiği vurgulanıyor. YENİ Parti'nin bu konudaki girişimi, önümüzdeki günlerde TBMM gündemine taşınacak.
Bilici'nin açıklamaları, çevre sorunlarının siyaset üstü bir mesele olduğunu bir kez daha gösteriyor. Avrupa'nın atığının Çukurova'ya taşınması, sadece bir çevre felaketi değil, aynı zamanda bir adalet sorunu olarak da değerlendiriliyor. Gelişmiş ülkelerin kendi atıklarını gelişmekte olan ülkelere göndermesi, küresel eşitsizliğin bir yansıması. Türkiye'nin bu konuda daha katı düzenlemeler yapması ve uluslararası anlaşmalarla atık ticaretini sınırlaması gerekiyor. YENİ Parti'nin çağrısı, bu yönde atılacak adımlar için bir başlangıç olabilir.