Hükümet tarafından açıklanan yeni Orta Vadeli Program (OVP), dezenflasyon sürecinin kararlılıkla devam ettirilmesini ve enflasyondaki ataletin kırılarak tek haneli seviyelere dönülmesini amaçlıyor. Program, 2024-2026 dönemini kapsayacak şekilde tasarlandı ve makroekonomik hedefler doğrultusunda para, maliye ve gelirler politikalarının uyum içinde yürütüleceği vurgulandı.
Enflasyonla Mücadelede Kararlılık
OVP'de enflasyonun kademeli olarak düşürülmesi için para politikasının etkinliğinin artırılacağı belirtildi. Merkez Bankası'nın fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda bağımsız bir şekilde politika faizini belirlemeye devam edeceği, gerektiğinde ek sıkılaştırma adımlarının atılabileceği ifade edildi. Ayrıca, enflasyon beklentilerinin çıpalanması ve atalet etkisinin azaltılması için iletişim politikalarına ağırlık verilecek.
Programda, enflasyonun 2024 yılı sonunda %33'e, 2025'te %15,2'ye ve 2026'da %8,5'e gerileyeceği öngörülüyor. Bu hedeflere ulaşmak için gıda arz güvenliği, enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların sınırlanması ve yönetilen/yönlendirilen fiyatlarda disiplin sağlanması gibi yapısal önlemler sıralandı.
Maliye Politikası ve Bütçe Disiplini
OVP kapsamında maliye politikasının dezenflasyon sürecine katkı sağlayacak şekilde sıkılaştırılacağı, bütçe açığının kontrol altında tutulacağı belirtildi. Kamu harcamalarında verimlilik esas alınacak, vergi gelirlerinin artırılması için kayıt dışılıkla mücadele güçlendirilecek. Deprem harcamaları hariç tutulduğunda bütçe açığının GSYH'ye oranının 2024'te %2,4, 2025'te %1,8 ve 2026'da %1,4 olması hedefleniyor.
Ayrıca, kamu iktisadi teşebbüslerinin finansman yükünün azaltılması, kamu-özel işbirliği projelerinden kaynaklanan yükümlülüklerin şeffaf bir şekilde raporlanması gibi adımlar planlanıyor. Gelir politikalarında ise ücret ve maaş artışlarının enflasyon hedefiyle uyumlu olmasına özen gösterilecek.
Büyüme ve İstihdam Hedefleri
Program, dezenflasyon sürecinin büyümeden ödün vermeden yürütüleceğini gösteriyor. 2024 için büyüme tahmini %3,5 olarak korunurken, 2025'te %4 ve 2026'da %4,5 büyüme öngörülüyor. İstihdamda ise 2024 sonunda işsizlik oranının %9,3'e, 2025'te %9,2'ye ve 2026'da %8,8'e gerileyeceği tahmin ediliyor.
Büyümenin kompozisyonunda net ihracatın katkısının artırılması, yatırımların ve verimliliğin teşvik edilmesi amaçlanıyor. Sanayi üretimindeki katma değerin yükseltilmesi, teknoloji yoğun sektörlere destek verilmesi ve yeşil dönüşüm yatırımlarının hızlandırılması öncelikler arasında.
Cari Açık ve Dış Finansman
Cari işlemler açığının GSYH'ye oranının 2024'te %2,5, 2025'te %2,2 ve 2026'da %2,0 olması bekleniyor. İhracatın artırılması, ithalatta ise enerji dışı ara malların yerli üretimle ikame edilmesi hedefleniyor. Dış finansman ihtiyacının azaltılması için doğrudan yabancı yatırımların ve uzun vadeli sermaye girişlerinin teşvik edilmesi planlanıyor.
Rezervlerin güçlendirilmesi, swap anlaşmalarının çeşitlendirilmesi ve uluslararası finansal kuruluşlarla işbirliğinin sürdürülmesi de programda yer alıyor.
Yapısal Reformlar ve Riskler
OVP, dezenflasyonun kalıcı hale gelmesi için yapısal reformların hızlandırılmasını öngörüyor. İşgücü piyasası reformları, eğitim ve beceri uyumunun artırılması, vergi sisteminin basitleştirilmesi, kayıt dışı ekonominin azaltılması, rekabet ortamının iyileştirilmesi gibi alanlarda adımlar atılacak. Ayrıca, tarımda verimlilik artışı, gıda arz zincirinin kısaltılması ve konut arzının artırılması gibi tedbirlerle enflasyon üzerindeki yapısal baskıların hafifletilmesi hedefleniyor.
Programda riskler arasında küresel ekonomik yavaşlama, jeopolitik gerilimler, emtia fiyatlarındaki oynaklık ve iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkileri sayılıyor. Bu risklere karşı esnek politika uygulamaları ve güçlü rezerv birikimi ile makroekonomik dayanıklılığın artırılacağı vurgulanıyor.
Dezenflasyon sürecinin başarısı, para ve maliye politikalarının eşgüdümüne, yapısal reformların kararlılıkla uygulanmasına ve piyasa beklentilerinin yönetilmesine bağlı. Yeni OVP, tek haneli enflasyon hedefine ulaşmak için kapsamlı bir yol haritası sunuyor; ancak uygulamadaki kararlılık ve küresel koşulların seyri, hedeflere ulaşmada belirleyici olacak.