İran destekli Husiler, Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan stratejik Babülmendep Boğazı'nın kontrolünü fiilen ele geçirdi. Hürmüz Boğazı'nın ardından dünyanın en kritik deniz geçitlerinden birinde yaşanan bu gelişme, küresel ticaret ve enerji güvenliği açısından yeni bir belirsizlik dönemini başlatıyor. Babülmendep, Avrupa ile Asya arasındaki deniz taşımacılığının can damarı konumunda. Husilerin buradaki varlığını güçlendirmesi, yalnızca Yemen iç savaşının değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerinin de yeniden şekillendiğini gösteriyor.
Babülmendep neden bu kadar önemli?
Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne ve dolayısıyla Hint Okyanusu'na bağlayan dar bir geçit. Genişliği yer yer 30 kilometreye kadar düşen boğaz, küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği bir koridor. Günlük olarak milyonlarca varil petrol ve doğalgaz, buradan Avrupa ve Asya pazarlarına taşınıyor. Süveyş Kanalı'na giden yolun üzerinde bulunması, Babülmendep'i Mısır ekonomisi ve Avrupa'nın enerji arz güvenliği için vazgeçilmez kılıyor. Husilerin boğazın doğu yakasındaki stratejik noktaları ele geçirmesi, gemilerin geçiş güzergâhlarını doğrudan tehdit ediyor. Uzmanlar, boğazın kapanması veya ciddi şekilde aksaması durumunda küresel tedarik zincirlerinin derinden sarsılacağı uyarısında bulunuyor.
Husiler kimdir ve neyi hedefliyor?
Husiler, Yemen'de 2014'ten bu yana başkent Sanaa dahil geniş bir bölgeyi kontrol eden, İran tarafından desteklenen Zeydi Şii bir hareket. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te başlattığı askeri müdahaleye rağmen sahadaki hâkimiyetlerini korudular. Hareketin lideri Abdülmelik el-Husi, son dönemde Kızıldeniz'deki saldırılarını İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonlarına tepki olarak çerçeveliyor. Ancak sahadaki hedefleri bununla sınırlı değil: Babülmendep'in kontrolü, Husilerin hem Yemen içinde hem de bölgesel düzeyde pazarlık gücünü artırıyor. İran'ın bu hareket üzerinden Suudi Arabistan ve Batı'ya karşı elini güçlendirdiği, aynı zamanda Hürmüz Boğazı'na alternatif bir baskı noktası yarattığı değerlendiriliyor.
Küresel ticaret ve enerji piyasaları nasıl etkileniyor?
Husilerin Babülmendep'teki etkinliğini artırması, deniz taşımacılığı şirketlerini rotalarını değiştirmeye zorladı. Bazı büyük konteyner gemileri, Afrika'nın güney ucundaki Ümit Burnu'nu dolaşmayı tercih ediyor. Bu alternatif rota, Asya-Avrupa arasındaki seyahat süresini 10 güne kadar uzatıyor ve yakıt maliyetlerini ciddi ölçüde artırıyor. Sigorta şirketleri, Kızıldeniz geçişleri için savaş riski primlerini yükseltti. Petrol fiyatları, her jeopolitik gerilimde olduğu gibi dalgalanmaya başladı; Brent petrolü, haberlerin ardından varil başına birkaç dolar birden yükseldi. Avrupa'nın doğal gaz tedarikinde de sıkıntılar baş gösterebilir. Uzmanlar, uzun süreli bir aksamanın küresel enflasyonu yeniden tetikleyebileceği ve merkez bankalarının faiz politikalarını zorlaştırabileceği görüşünde.
Türkiye bu gelişmelerden nasıl etkilenir?
Türkiye, Babülmendep Boğazı'ndan geçen ticaret yollarına doğrudan bağımlı ülkelerden biri. İhracatının önemli bir kısmını Asya ve Körfez ülkelerine yapan Türk firmaları, rota değişiklikleri nedeniyle navlun maliyetlerinde artışla karşılaşıyor. Enerji ithalatında da Kızıldeniz güzergâhı kritik; Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden gelen petrolün bir kısmı buradan taşınıyor. Ayrıca Türkiye, Yemen'deki insani krizin derinleşmesinden endişe ediyor. Dışişleri Bakanlığı, taraflara itidal çağrısında bulunurken, bölgesel istikrarın korunması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Türk deniz ticareti filosu için alternatif güzergâhlar ve güvenlik önlemleri gündemde.
Bundan sonra ne bekleniyor?
Kısa vadede Husilerin Babülmendep'teki kontrolünü pekiştirmesi ve saldırılarını sürdürmesi bekleniyor. ABD ve müttefiklerinin bölgeye daha fazla askeri yığınak yapması, çatışmanın yayılma riskini artırıyor. Suudi Arabistan, Yemen'deki savaşta çıkmazda; Husilerle müzakerelere sıcak bakabileceği konuşuluyor. İran ise nükleer anlaşma görüşmelerinde elini güçlendirmek için bu krizi kullanabilir. Uzun vadede, Babülmendep'in güvenliği için uluslararası bir deniz görev gücü oluşturulması tartışılıyor. Ancak böyle bir gücün etkinliği, bölgesel aktörlerin işbirliğine bağlı. Yemen'deki insani kriz ise her geçen gün derinleşiyor; milyonlarca insan yardıma muhtaç durumda. Uluslararası toplumun hem siyasi hem insani açıdan acil adımlar atması gerekiyor. Aksi halde Babülmendep, sadece bir deniz geçidi değil, küresel istikrarın kırılma noktası haline gelebilir.