Tarladan ucuza alınan sebze ve meyvenin fahiş fiyatla satılmasına yönelik operasyonun yankıları sürerken, kamudaki yemek ihalelerinde milyarlarca liralık vurgun yapıldığı ortaya çıktı. Organize hareket eden 8-10 şirketin, son 2 yılda çoğu hastane yemekhaneleri için düzenlenen 15 ihalede maliyetleri yüksek göstererek kamu kaynaklarını sömürdüğü belirlendi. Soruşturma genişletilirken, usulsüz ihalelerin nasıl yapıldığı ve paranın nasıl aklandığına dair detaylar netleşiyor.
İhalelerde Danışıklı Dövüş ve Şişirilmiş Maliyetler
Edinilen bilgilere göre, söz konusu şirketler ihalelere önceden anlaşarak katıldı. Teklif dosyalarını birbirlerine yakın fiyatlarla hazırlayarak gerçek piyasa değerinin çok üzerinde fiyatlar verdi. Böylece ihaleleri kazanmaları garanti altına alındı. Özellikle hastane yemekhaneleri için yapılan ihalelerde, gıda maddelerinin maliyetleri olduğundan yüksek gösterildi. Örneğin, toptan alımda kilosu 5 liraya mal olan bir sebzenin, ihale dosyasında 15 lira olarak faturalandırıldığı tespit edildi. Bu yöntemle devletin kasasından çıkan para, şirketlerin kasasına aktarıldı.
Denetim raporlarına yansıyan verilere göre, bu şirketler son 2 yılda toplamda 15 ihaleye katılarak milyarlarca liralık iş aldı. İhalelerin çoğu, büyük şehirlerdeki eğitim ve araştırma hastaneleri ile devlet hastanelerinin yemekhane ihtiyaçlarını kapsıyordu. Kamu İhale Kurumu'nun (KİK) incelemeleri sırasında, ihale şartnamelerinin adeta bu şirketler için özel olarak hazırlandığı, rekabeti engelleyici maddeler içerdiği ortaya çıktı. Örneğin, bazı ihalelerde istenen belgeler ve deneyim şartları, sadece bu şirketlerin sağlayabileceği nitelikteydi.
Soruşturma Derinleşiyor: Gözaltılar ve El Konulan Belgeler
Konuya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, savcılık talimatıyla harekete geçen Mali Suçlarla Mücadele ekipleri, şirket merkezlerinde ve yöneticilerin evlerinde arama yaptı. Aramalarda çok sayıda dijital materyal, faturalar ve ihale dosyalarına el konuldu. Şu ana kadar 12 kişi gözaltına alınırken, aralarında hastane yöneticilerinin de bulunduğu bazı kamu görevlilerinin rüşvet aldığı iddia ediliyor. Soruşturmanın, ihalelere fesat karıştırma, dolandırıcılık ve rüşvet suçlamalarıyla genişletileceği öğrenildi.
Öte yandan, bu şirketlerin daha önce de benzer suçlamalarla gündeme geldiği ancak herhangi bir yaptırım uygulanmadığı belirtiliyor. Kamu kaynaklarının bu şekilde heba edilmesi, zaten zor durumda olan sağlık hizmetlerinin kalitesini de olumsuz etkiliyor. Hastane yemekhanelerinde sunulan yemeklerin kalitesizliği ve porsiyonların küçülmesi, vatandaşların şikayetleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve ihalelerin şeffaf bir şekilde yapılması gerektiğini vurguluyor.
Arka Plan: Gıda Fiyatlarındaki Artış ve Kamu İhaleleri
Son dönemde gıda fiyatlarındaki aşırı artış, kamu ihalelerinde de kendini gösterdi. Tarladan ucuza alınan ürünlerin marketlerde fahiş fiyatlarla satılması, zaten enflasyonla boğuşan tüketiciyi zor durumda bırakırken, kamu ihalelerinde de benzer bir sömürü düzeninin olduğu anlaşıldı. Kamu İhale Kurumu verilerine göre, 2023 yılında yemek hizmet alımı ihalelerinin toplam bedeli bir önceki yıla göre %80 artış gösterdi. Bu artışın önemli bir kısmının, şişirilmiş maliyetlerden kaynaklandığı düşünülüyor.
Uzmanlar, kamuda yemek ihalelerinin genellikle büyük şirketler tarafından paylaşıldığını ve küçük işletmelerin rekabet edemediğini belirtiyor. Bu durum, hem kalitenin düşmesine hem de fiyatların yükselmesine neden oluyor. Ayrıca, ihalelerdeki usulsüzlüklerin denetlenmemesi, kamu zararının her yıl katlanarak artmasına yol açıyor. Siyasi iktidarın, bu tür yolsuzluklarla mücadelede etkisiz kaldığı eleştirileri yükseliyor.
Bu son operasyon, kamudaki ihale sisteminin ne kadar çürük olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Vatandaşın vergileriyle finanse edilen kamu ihalelerinin, birkaç şirketin kâr kapısı haline gelmesi, sosyal devlet ilkesine de aykırı. Soruşturmanın derinleşmesi ve faillerin cezalandırılması, kamu kaynaklarının korunması açısından kritik önem taşıyor. Ancak geçmişteki benzer dosyaların akıbeti, bu kez gerçekten bir hesap sorulup sorulmayacağı sorusunu akıllara getiriyor.