Kırklareli'nin Vize ilçesinde yaşanan vahşet dolu bir cinayetin ayrıntıları gün yüzüne çıkıyor. Bayram ziyareti için memleketine giden yazar Ayten Öztürk (56), 24 yaşındaki yeğeni Berker Sağlam tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Olayın ardından gözaltına alınan Sağlam'ın ifadesinde ortaya atılan 'uranyum' iddiası ise kan dondurdu.
Cinayet anı ve ifade
İddiaya göre, Berker Sağlam, teyzesi Ayten Öztürk'ün kendisine uranyum içeren şeker vererek öldürmeye çalıştığını öne sürdü. Sağlam ifadesinde, 'Bu kadın beni öldürecek' diyerek panik içinde olduğunu ve kendini savunmak için cinayeti işlediğini söyledi. Olay yerinde yapılan incelemelerde, Öztürk'ün vücudunda birden fazla bıçak darbesi olduğu tespit edildi. Sağlam'ın ifadesindeki 'uranyum' detayı, cinayetin arka planına dair soru işaretlerini artırdı.
Aile içi gerginlik ve psikolojik boyut
Ayten Öztürk'ün bir süredir yeğeniyle arasında anlaşmazlık olduğu öğrenildi. Komşular, aile içi geçimsizlik ve miras kavgasının cinayete zemin hazırlamış olabileceğini belirtti. Öztürk'ün yazarlık kariyeri ve son dönemde yayımladığı kitaplar da olayın medyada geniş yer bulmasına neden oldu. Psikiyatristler, Sağlam'ın ruh haline dair benzer vakalarda sanrı ve paranoid düşüncelerin sıkça görüldüğüne dikkat çekiyor.
Uranyum iddiası ve adli süreç
Adli tıp uzmanları, uranyumun gıda yoluyla zehirleme amacıyla kullanılmasının nadir görülen bir durum olduğunu vurguluyor. Sağlam'ın iddiasını doğrulamak için Öztürk'ün evinde arama yapıldı ancak herhangi bir radyoaktif madde bulunamadı. Sağlam'ın ifadesinin gerçekliği, psikolojik değerlendirme ve toksikolojik testlerle araştırılıyor. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Toplumsal yankı
Cinayet, kadına yönelik şiddet ve aile içi cinayetlerin bir kez daha gündeme gelmesine neden oldu. Kadın örgütleri, Öztürk'ün öldürülmesini kınarken, yetkililere benzer olayların önlenmesi için daha etkin tedbirler çağrısında bulundu. Olay, hem yazar kimliğiyle tanınan bir kadının öldürülmesi hem de cinayet öncesindeki tuhaf iddialarla uzun süre konuşulacak gibi görünüyor.
Bu tür trajediler, toplumda psikolojik destek mekanizmalarının yetersizliğini ve aile içi çatışmaların ne denli vahim sonuçlara yol açabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Adalet sürecinin titizlikle yürütülmesi ve benzer olayların önüne geçilmesi için toplumsal farkındalığın artırılması elzem.