İçişleri Bakanlığı, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanım süreçlerinde sahte evrak ve usulsüz ekspertiz raporu kullanıldığını tespit etti. Bakanlık tarafından yürütülen kapsamlı inceleme sonucunda binlerce kişinin vatandaşlık kararı iptal edildi. Operasyon, yatırım yoluyla vatandaşlık başvurularında usulsüzlük yaptığı belirlenen aracı firmalar ve ekspertiz şirketlerini de kapsıyor. İptal kararları, vatandaşlık başvurusunda bulunan yabancı uyrukluların gerçek dışı beyan ve belgelerle süreci manipüle ettiği gerekçesiyle alındı.
Vatandaşlık başvurularında sahte belge krizi
İçişleri Bakanlığı’nın yürüttüğü denetimlerde, yatırım yoluyla vatandaşlık kazanmak isteyen bazı yabancı uyrukluların, gayrimenkul değerini olduğundan yüksek gösteren usulsüz ekspertiz raporları sunduğu belirlendi. Ayrıca, sahte banka dekontları, düşük faizli kredi kullanımı gibi yöntemlerle yatırım şartını sağladıkları iddia edilen kişilerin başvuruları iptal edildi. Bakanlık, bu kişilerin Türk vatandaşlığının iptalinin yanı sıra haklarında yasal işlem başlatıldığını duyurdu. İncelemeler, 2017’den bu yana yapılan tüm yatırım yoluyla vatandaşlık başvurularını kapsayacak şekilde genişletildi.
Konuya ilişkin açıklama yapan bir bakanlık yetkilisi, “Yatırım yoluyla vatandaşlık, Türkiye’ye ekonomik katkı sağlamak amacıyla oluşturulmuş bir programdır. Ancak bu programın suistimal edilmesine asla müsamaha gösterilmeyecektir. Sahte evrakla vatandaşlık elde edenlerin tespiti halinde vatandaşlıkları iptal edilecek ve yasal süreç başlatılacaktır.” ifadelerini kullandı. Yetkili, incelemelerin titizlikle sürdüğünü ve yeni iptallerin gündeme gelebileceğini sözlerine ekledi.
Yatırım yoluyla vatandaşlık nedir?
Türkiye’de yatırım yoluyla vatandaşlık, 2017 yılında yürürlüğe giren düzenleme ile hayata geçirildi. Buna göre, belirli bir tutarda gayrimenkul satın alan, devlet tahvili alan, bankada mevduat tutan veya istihdam sağlayan yabancı uyruklulara Türk vatandaşlığı verilebiliyor. Başlangıçta 1 milyon dolar olan yatırım alt sınırı, 2018’de 250 bin dolara düşürüldü. Bu değişiklik sonrası başvuru sayısında büyük artış yaşandı. Program, özellikle Orta Doğu, Asya ve Afrika ülkelerinden yoğun ilgi gördü.
Ancak zamanla bazı aracı firmaların ve danışmanların, başvuru sahiplerine sahte belge temin ettiği veya ekspertiz raporlarını manipüle ettiği yönünde şikayetler arttı. İçişleri Bakanlığı, bu şikayetleri değerlendirmek üzere harekete geçti. Yapılan denetimlerde, binlerce başvuruda usulsüzlük tespit edildi. İptal edilen vatandaşlıkların sayısının binlerle ifade edildiği, ancak kesin rakamın açıklanmadığı öğrenildi.
Operasyonun kapsamı ve sonuçları
İçişleri Bakanlığı’nın koordinasyonunda yürütülen operasyon, sadece vatandaşlığı iptal edilen kişilerle sınırlı kalmadı. Sahte evrak düzenlediği belirlenen aracı firmalar, ekspertiz şirketleri ve bazı banka çalışanları hakkında da adli ve idari işlem başlatıldı. Bu firmaların lisanslarının iptal edildiği ve para cezalarına çarptırıldığı bildirildi. Ayrıca, sahte belge düzenleyen kişiler hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan soruşturma açıldı.
Operasyonun, yatırım yoluyla vatandaşlık programına olan güveni sarsmaması için hızlı ve kararlı bir şekilde yürütüldüğü vurgulandı. Bakanlık, gelecekte benzer usulsüzlüklerin önlenmesi için denetim mekanizmalarının güçlendirileceğini açıkladı. Özellikle ekspertiz raporlarının bağımsız kuruluşlar tarafından hazırlanması ve çapraz kontrol yapılması gibi önlemler planlanıyor.
Uzmanlar, yatırım yoluyla vatandaşlık programının Türkiye’ye önemli miktarda döviz girdisi sağladığını, ancak suistimallerin programın itibarını zedelediğini belirtiyor. Bu tür iptallerin, programın şeffaflığını artıracağı ve gerçek yatırımcıların önünü açacağı ifade ediliyor. Öte yandan, vatandaşlığı iptal edilen kişilerin yargı yoluna başvurma hakkı bulunuyor. İptal kararlarına karşı idare mahkemelerinde dava açılabileceği öğrenildi.
Arka plan: Programın dünü ve bugünü
Yatırım yoluyla vatandaşlık, dünyada pek çok ülkede uygulanan bir yöntem. Türkiye’de 2017’de başlatılan program, özellikle 2018’deki düzenleme sonrası büyük ilgi gördü. Resmi verilere göre, 2018-2020 arasında on binlerce kişi bu yolla Türk vatandaşlığı aldı. Program, gayrimenkul sektörüne can suyu olurken, bankacılık ve finans sektörüne de kaynak sağladı. Ancak zamanla denetim eksikliği ve sahtecilik iddiaları gündeme geldi. İçişleri Bakanlığı’nın son operasyonu, bu iddialara yanıt niteliğinde.
Bakanlık, bundan sonra başvuruların daha sıkı denetleneceğini ve sahte belge tespitinde caydırıcı cezaların uygulanacağını duyurdu. Ayrıca, yatırım yoluyla vatandaşlık başvurularında parmak izi, biyometrik veri gibi ek güvenlik önlemleri de planlanıyor. Kamuoyunda, bu tür iptallerin adalet duygusunu güçlendirdiği yönünde genel bir kanaat var. Ancak, iptallerin keyfi olmaması ve hukuki güvencelerin sağlanması gerektiği de vurgulanıyor.
Sonuç olarak, İçişleri Bakanlığı’nın yürüttüğü soruşturma, yatırım yoluyla vatandaşlık programında yaşanan usulsüzlükleri gözler önüne serdi. Binlerce kişinin vatandaşlığının iptali, programın bundan sonra daha sıkı denetleneceğinin sinyalini veriyor. Türkiye’nin ekonomik çıkarları ile hukuk devleti ilkeleri arasındaki dengeyi gözetmesi gereken bu süreç, önümüzdeki dönemde de takip edilecek. Yatırımcıların ve aracı firmaların, başvuru süreçlerinde yasalara tam uyum göstermesi, hem kendi gelecekleri hem de ülke itibarı açısından kritik önem taşıyor.