Bir yıl önce, Cumhuriyet Ege gazetesinde kaleme aldığım yazıda, Yasin Kol olayına ilişkin önemli uyarılarda bulunmuş, kamuoyunun dikkatini bu meseleye çekmiştim. O gün söylediklerimiz bugün daha iyi anlaşılıyor. Ancak ne yazık ki uyarılarımız zamanında dikkate alınmadı ve olayın üzerine yeterince gidilmedi. Bu yazıda, bir yıl önceki tespitlerimizi hatırlatacak ve bugün gelinen noktayı değerlendireceğiz.
Yasin Kol Olayı Nedir?
Yasin Kol olayı, geçtiğimiz yıl Türkiye'nin gündemine bomba gibi düşen bir iddia ile başladı. İddiaya göre, bazı kamu görevlileri ve siyasi figürler, görevlerini kötüye kullanarak haksız kazanç elde etmiş ve adaleti yanıltmıştı. Olayın ortaya çıkmasıyla birlikte geniş çaplı bir soruşturma başlatıldı, ancak süreç içinde birçok usulsüzlük ve gecikme yaşandı. Kamuoyu, olayın üstünün örtüleceğinden endişe etmeye başladı.
Ben de tam bu noktada, Cumhuriyet Ege'deki köşemde, soruşturmanın derinleştirilmesi ve gerçeklerin ortaya çıkarılması gerektiğini vurgulamıştım. O dönemde, “Bu olay basit bir yolsuzluk iddiası değil, devletin temel kurumlarına duyulan güveni sarsacak bir meseledir” diye yazmıştım. Ne yazık ki bu uyarılar, bazı çevrelerce siyasi bir manevra olarak görüldü ve gereken ilgi gösterilmedi.
Bir Yıl Önceki Uyarılarımız
Bir yıl önceki yazımda, Yasin Kol olayının sadece birkaç kişiyi ilgilendirmediğini, aksine tüm toplumu ilgilendiren bir yozlaşma zincirinin halkası olduğunu belirtmiştim. Şunları yazmıştım: “Eğer bu olay aydınlatılmazsa, yarın başka olaylar patlak verir ve kimse şaşırmasın. Çünkü bu tür olaylar, sistematik bir çürümenin göstergesidir.” Bugün görüyoruz ki, bir yıl içinde benzer birçok olay patlak verdi ve kamuoyu artık her yeni iddiaya şüpheyle yaklaşır hale geldi.
Ayrıca, olayın kilit isimlerinin korunması için ellerinden geleni yapanların, yargı sürecini yavaşlattığını da ifade etmiştim. Nitekim soruşturma aylarca sürüncemede kaldı, deliller karartıldı, tanıklar baskı altına alındı. Bir yıl önce “Bu gidişat, adalete olan inancı zedeleyecek” demiştim. Bugün gelinen noktada, toplumun büyük bir kesimi adalete güvenini yitirmiş durumda.
Bugün Ne Değişti?
Ne yazık ki bir yıl önceki uyarılarımızın haklılığı ortaya çıktı. Yasin Kol olayı, hala tam anlamıyla aydınlatılamadı. Soruşturma kapsamında bazı tutuklamalar ve gözaltılar oldu, ancak işin arkasındaki asıl güç odaklarına dokunulmadı. Kamuoyuna yansıyan bilgiler, olayın ne kadar derin ve karmaşık olduğunu gösteriyor. Bir yıl önce “Bu işin arkasında büyük bir yapılanma var” demiştim; bugün o yapının izleri daha net görülüyor.
Öte yandan, olayın üzerine giden gazeteciler ve muhalefet partileri çeşitli engellemelerle karşılaştı. Bazı gazeteciler hakkında davalar açıldı, bazıları işlerinden edildi. Bir yıl önce “Bu olay, basın özgürlüğüne de bir saldırıdır” diye yazmıştım. Bugün, basın üzerindeki baskıların arttığını üzülerek gözlemliyoruz.
Uyarılarımız Neden Görmezden Gelindi?
Bir yıl önceki yazımıza gereken ilgi gösterilmedi. Bunun birkaç nedeni var. Öncelikle, o dönemde ülke gündemi başka olaylarla meşguldü; ekonomik kriz, seçimler ve pandemi gibi konular ön plandaydı. Ancak asıl neden, bazı çevrelerin bu olayın konuşulmasını istememesiydi. Çünkü Yasin Kol olayı, sadece bir yolsuzluk iddiası değil, aynı zamanda bir siyasi hesaplaşmanın da parçasıydı. Kimi kesimler, olayın üstünün örtülmesi için yoğun çaba sarf etti.
Biz gazeteciler olarak görevimizi yaptık, gerçekleri yazdık. Ancak kamuoyunun hafızası kısa olduğu için, bir yıl sonra aynı konuyu tekrar hatırlatmak zorunda kaldık. Bu da gösteriyor ki, kamuoyu bilinci yeterince güçlü değil. Eğer bir yıl önce uyarılarımız dikkate alınsaydı, belki de bugün bu olay çoktan çözülmüş olacaktı.
Sonuç ve Değerlendirme
Yasin Kol olayı, Türkiye'nin yakın tarihindeki en önemli yolsuzluk iddialarından biridir. Bir yıl önce bu olaya dikkat çekmemize rağmen, gereken adımlar atılmadı. Bugün gelinen noktada, adaletin tecelli etmesi için hala umut var mı? Belki de en önemlisi, bu olayın unutulmaması ve takipçisi olunmasıdır. Kamuoyu olarak, hesap sorulması için baskı yapmalıyız. Aksi takdirde, benzer olayların yaşanması kaçınılmaz olacaktır.
Unutmayalım ki, bir yıl önce yazdıklarımız bugün daha da anlam kazanıyor. “Gözler gerçeği görmeli” demiştik; bugün de aynı çağrıyı yapıyoruz. Yasin Kol olayı, sadece bir isim etrafında dönen bir tartışma değil, aynı zamanda Türkiye'nin demokrasi ve hukuk devleti yolundaki sınavıdır. Bu sınavdan geçmek için, hep birlikte hareket etmeliyiz.