Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), 3 Ekim 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kararla, yargı camiasında ve siyasette geniş yankı uyandıran bir atama gerçekleştirdi. Kurul, boş bulunan kritik bir mahkeme başkanlığına, kamuoyunda tartışmalı isimlerden biri olarak bilinen bir hakimi getirdi. Karar, muhalefet partileri tarafından 'yargıda kendini atama' olarak nitelendirilirken, iktidar kanadı atamanın liyakat esasına göre yapıldığını savundu. Atama, özellikle son dönemde yargı bağımsızlığı tartışmalarının yeniden alevlendiği bir dönemde geldi.
Muhalefetten Sert Tepki: 'Kendini Atadı'
Atama kararının ardından muhalefet partileri ortak bir açıklama yaparak kararı eleştirdi. CHP Grup Başkanvekili, "HSK, adeta kendi içinden bir ismi kritik bir göreve getirerek yargıda tarafsızlık ilkesini gölgelemiştir. Bu atama, hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır" dedi. İYİ Parti cephesinden yapılan açıklamada ise "Yargı, siyasi iktidarın arka bahçesi haline getiriliyor. Bu atama, yargı reformu adı altında yapılan düzenlemelerin ne amaçla kullanıldığını gözler önüne sermektedir" ifadeleri kullanıldı. Muhalefet, konuyu TBMM gündemine taşıyacaklarını ve HSK'nın hesap vermesi gerektiğini belirtti.
İktidardan Savunma: 'Liyakat Esas Alındı'
Adalet Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada ise atamanın tamamen liyakat ve kariyer kriterlerine göre yapıldığı vurgulandı. Açıklamada, "HSK, Anayasa'nın 159. maddesi çerçevesinde bağımsız bir kurul olarak karar almıştır. Atanan hakim, mesleki kıdemi, performansı ve eğitim geçmişiyle bu göreve layık görülmüştür. Yargı bağımsızlığına gölge düşürme çabaları beyhudedir" denildi. AK Parti Sözcüsü ise "Muhalefetin 'kendini atadı' söylemi, yargıya müdahale etme alışkanlıklarının bir yansımasıdır. HSK, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bağımsız kararlar almaya devam edecektir" şeklinde konuştu.
Hukukçulardan Farklı Yorumlar
Hukuk akademisyenleri, atama kararını farklı açılardan değerlendirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden bir profesör, "HSK'nın yapısı ve karar alma süreçleri, uzun süredir tartışılıyor. Bu atama, kurulun iç işleyişine dair soru işaretlerini artırabilir. Ancak somut hukuki bir aykırılık tespit edilmedikçe, kararın siyasi bir tartışma malzemesi haline getirilmesi doğru değil" dedi. Bir başka akademisyen ise "Yargı bağımsızlığı sadece atamalarla değil, kararların tutarlılığıyla da ölçülür. Bu atamanın ardından o mahkemeden çıkacak kararlar, kamuoyunda yargıya duyulan güveni doğrudan etkileyecektir" yorumunu yaptı.
Yargı Reformu Tartışmaları Yeniden Alevlendi
Türkiye'de yargı reformu, yıllardır siyasetin en önemli başlıklarından biri. 2024 yılında açıklanan Yargı Reformu Stratejisi Belgesi kapsamında, HSK'nın yeniden yapılandırılması ve atama süreçlerinde şeffaflığın artırılması öngörülmüştü. Ancak bugüne kadar bu konuda somut adımların atılmadığı eleştirisi sık sık dile getiriliyor. Son atama kararı, bu eleştirileri yeniden gündeme getirdi. Muhalefet, HSK'nın kompozisyonunun değiştirilmesi ve atama kararlarının gerekçeli olarak kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulunuyor.
Kamuoyu ve Basın Yansımaları
Atama kararı, sosyal medyada da geniş yankı buldu. 'Yargıda kendini atadı' etiketi kısa sürede gündem olurken, birçok kullanıcı kararı eleştirdi. Ancak iktidara yakın bazı yorumcular, muhalefetin 'yargıyı yıpratma' çabası içinde olduğunu savundu. Yeni Şafak Gazetesi'nin 3 Ekim 2026 tarihli nüshasında da geniş yer bulan haber, kamuoyunun farklı kesimlerinde tartışılmaya devam ediyor. Gazetenin siyaset sayfasında, konunun tüm boyutlarıyla ele alındığı ve uzman görüşlerine başvurulduğu görülüyor.
Sonuç olarak, HSK'nın bu atama kararı, yargı bağımsızlığı ve liyakat tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Muhalefet, kararın siyasi bir hamle olduğunu savunurken, iktidar atamanın hukuki çerçevede yapıldığını vurguluyor. Önümüzdeki günlerde konunun TBMM'ye taşınması ve HSK'dan yazılı bir açıklama bekleniyor. Yargı camiası ise atanan hakimin performansını ve o mahkemeden çıkacak kararları yakından takip edecek. Bu tartışma, Türkiye'de yargı reformunun ne kadar acil ve gerekli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.