4 Nisan 2015'te Fenerbahçe ile Çaykur Rizespor arasında oynanan maçın ardından Trabzon Havalimanı'na giden sarı-lacivertli kafileye Sürmene ilçesi Soğuksu Mahallesi'ndeki viyadük girişinde av tüfeğiyle düzenlenen silahlı saldırı, Türk spor tarihine kara bir leke olarak geçmişti. Aradan geçen 11 yılın ardından, olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında bir şüpheli tutuklandı. Bu gelişme, hem spor camiasında hem de kamuoyunda geniş yankı buldu.
Saldırının Detayları ve Soruşturma Süreci
Olay günü Fenerbahçe takım otobüsü, Rize'de oynanan maçın ardından Trabzon Havalimanı'na doğru hareket etti. Saat 01.30 sularında Sürmene ilçesi Soğuksu Mahallesi'ndeki viyadük girişine geldiğinde, yol kenarından av tüfeğiyle ateş açıldı. Kurşunlar otobüsün camını delip şoför Mahmut Bozkurt'un başına isabet etti. Ağır yaralanan Bozkurt, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. Olayın ardından dönemin İçişleri Bakanı ve diğer yetkililer, faili bulmak için geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Ancak uzun yıllar boyunca saldırganın kimliği tespit edilemedi ve dosya kapatılmadı.
Soruşturma boyunca birçok kişi ifade verdi, çok sayıda kamera kaydı incelendi, ancak somut bir delile ulaşılamadı. Olayın faili olarak dönemin Trabzon esnafından biri gözaltına alındıysa da delil yetersizliğinden serbest kaldı. Bu durum, mağdur ailenin ve Fenerbahçe camiasının adalet beklentisini artırdı. Zaman içinde dosya, İstanbul ve Trabzon savcılıklarınca birleştirildi ve çeşitli tarihlerde zamanaşımı tartışmaları gündeme geldi. Ancak davanın takipçiliğini üstlenen avukatların çabaları ve yeni teknolojilerin kullanımı sayesinde dosyada yeni bir sayfa açıldı.
11 Yıl Sonra Gelen Tutuklama
Gelişen teknolojiler ve yenilenen soruşturma teknikleri, 2025 yılında dosyanın yeniden ele alınmasını sağladı. Yapılan detaylı incelemeler sonucunda, olayın faili olduğu değerlendirilen bir şüpheli tespit edildi. Kimliği açıklanmayan şüpheli, düzenlenen operasyonla gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Tutuklama gerekçesi olarak, suçu işlediğine dair kuvvetli şüphenin oluşması ve kaçma şüphesi gösterildi. Tutuklanan şüphelinin, olay günü bölgede bulunduğu ve telefon sinyal kayıtlarının bunu doğruladığı öne sürüldü. Ayrıca, dönemin kamera kayıtlarında silahıyla görüldüğü iddia edilen şüphelinin, av tüfeğiyle ilgili yapılan atış testlerinde de failin izine rastlandığı belirtildi.
Bu gelişme, şehit şoför Mahmut Bozkurt'un ailesi ve Fenerbahçe camiası tarafından sevinçle karşılandı. Aile avukatı yaptığı açıklamada, "11 yıldır adalet bekliyorduk. Nihayet failin yakalanması umudumuzu artırdı. Yargı sürecinin sonunda gerçek cezanın verileceğine inanıyoruz" dedi. Fenerbahçe Kulübü ise resmi sitesinden yaptığı paylaşımda, "Şehit şoförümüz Mahmut Bozkurt'un katillerinin yargı önüne çıkarılması için yürütülen çabaların sonuç vermesi adına memnuniyet vericidir" ifadelerine yer verdi.
Soruşturmanın, şüphelinin bağlantılarının olduğu iddia edilen diğer kişiler yönünden de devam ettiği, olay tarihinde görev yapan bazı emniyet yetkililerinin de ifadelerine başvurulacağı öğrenildi. Tutuklu şüphelinin emniyetteki sorgusunda suçunu kabul etmediği, ancak olay yeri ve zamanında bulunduğunu doğruladığı bildirildi. Yargılama sürecinin, önümüzdeki günlerde başlaması bekleniyor.
Bu olay, Türkiye'de spor müsabakalarının ardından yaşanan şiddetin boyutunu ve takımlar arası husumetin ne kadar ileriye gidebildiğini bir kez daha gözler önüne serdi. O tarihte yaşanan bu acı olay, ülke genelinde büyük bir infial yaratmış, dönemin başbakanı olayı kınamış ve olayın aydınlatılması için talimat vermişti. Ancak dosya yıllarca çözümsüz kalmıştı. Şimdi, adaletin geç de olsa tecelli edecek olması, 'geç olsun da güç olmasın' sözünü akıllara getiriyor.
Sürecin takipçisi olan spor hukuku uzmanları, bu tür davaların zamanaşımına uğramaması için yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca, olayın failinin yakalanmasının, benzer olaylara karışanlara yönelik caydırıcılık etkisi oluşturması bekleniyor. Toplum olarak, spor alanlarında şiddeti meşrulaştırma eğiliminin son bulması ve kinin değil, dostluğun kazanması ümidini taşıyoruz. Adalet sisteminin, bu dosyanın takipçisi olduğunu ve dosyanın sonuna kadar aydınlatılacağını umut ediyoruz. Yaşanan acının tarif edilemez ama adaletin yerini bulacağına dair inancımızın taze olduğunu belirtmek gerekir.