Erzincan'da yaşayan 57 yaşındaki İbrahim Aydemir, 40 yıldır yılın altı ayını 2 bin 200 rakımlı Keşiş Dağı eteklerindeki yaylada geçiriyor. Büyükbaş hayvanlarıyla birlikte kurduğu kulübede tek başına yaşayan Aydemir, ayı ve kurtlara karşı da nöbet tutuyor. Modern hayatın karmaşasından uzak, doğayla iç içe bir yaşam süren Aydemir'in hikayesi, yalnızlığı tercih edenlerin film gibi hayatını gözler önüne seriyor.
40 yıldır aynı yaylada
İbrahim Aydemir, henüz 17 yaşındayken başladığı yayla yaşamını 40 yıldır kesintisiz sürdürüyor. Her yıl nisan ayında yaylaya çıkan Aydemir, ekim ayına kadar burada kalıyor. Bu süre zarfında şehir hayatından tamamen uzaklaşan Aydemir, 30 büyükbaş hayvanıyla ilgileniyor. Yaylada elektrik ve akan su olmamasına rağmen Aydemir, bu yaşamdan memnun olduğunu belirtiyor. Tek başına geçirdiği günlerde hayvanlarını otlatan, süt sağan ve peynir yapan Aydemir, kendi ihtiyaçlarını karşılıyor.
Doğanın zorluklarıyla mücadele
Yayla yaşamı sadece yalnızlık değil, aynı zamanda doğanın zorluklarıyla mücadeleyi de beraberinde getiriyor. En büyük tehdit ayı ve kurt sürüleri. Aydemir, hayvanlarını korumak için gece nöbet tutuyor, zaman zaman silahla havaya ateş açarak vahşi hayvanları uzaklaştırıyor. Geçtiğimiz yıllarda birkaç kez ayı saldırısına uğrayan Aydemir, hayvanlarını kaybetmemek için büyük çaba sarf ediyor. Ayrıca kış aylarında yaylaya ulaşımın zorlaştığını, bazen haftalarca dış dünyayla bağlantısının kesildiğini anlatıyor.
Doğanın sunduğu huzur
Zorluklara rağmen Aydemir, doğanın kendisine huzur verdiğini ifade ediyor. Şehir hayatının gürültüsünden ve stresinden uzakta olmanın kendisi için bir tercih değil, bir yaşam biçimi olduğunu söylüyor. Yaylada geçirdiği zamanlarda doğanın tüm güzelliklerini yaşadığını, temiz havanın ve sessizliğin kendisini mutlu ettiğini dile getiriyor. Hayvanlarıyla kurduğu bağın da bu yaşamın önemli bir parçası olduğunu belirten Aydemir, her bir hayvanını ayrı ayrı tanıdığını ve onlarla ilgilenmekten büyük keyif aldığını anlatıyor.
İbrahim Aydemir'in hikayesi, modern dünyada giderek artan yalnızlık ve doğaya dönüş temalarını hatırlatıyor. Onun bu kararlı duruşu, birçok insanın özlem duyduğu sade ve huzurlu yaşamın mümkün olduğunu gösteriyor. Ancak bu yaşamın zorluklarını da beraberinde getirdiğini unutmamak gerek. Aydemir'in bu tercihi, günümüzün karmaşasından kaçmak isteyenlere ilham kaynağı olurken, doğa ile uyum içinde yaşamanın önemini de bir kez daha ortaya koyuyor.