Yabancı yatırımcılar, 26 Mayıs haftasında Türkiye piyasalarında 135 milyon dolar tutarında tahvil satışı gerçekleştirdi. Bu satış, son dönemdeki en yüksek haftalık tahvil çıkışlarından biri olarak kaydedildi. Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre, yabancıların tahvil stoku 26 Mayıs itibarıyla 3.8 milyar dolara geriledi. Satışın, küresel risk iştahındaki azalma ve yurtiçi enflasyon beklentileriyle ilişkili olduğu değerlendiriliyor.
Satışın arkasındaki nedenler
Piyasa uzmanlarına göre, yabancı yatırımcıların tahvil satışında birkaç faktör etkili oldu. Öncelikle, küresel ölçekte faiz artırım beklentileri ve gelişen piyasalardan çıkış eğilimi, Türk tahvillerine olan talebi baskıladı. Ayrıca, TCMB’nin sıkı para politikasına devam etmesine rağmen enflasyonun yüksek seyretmesi, getiri beklentilerini olumsuz etkiledi. Benzer şekilde, jeopolitik riskler ve seçim sonrası ekonomi politikalarına dair belirsizlikler de yabancı yatırımcıların iştahını azalttı.
Piyasa etkileri
Bu satış dalgası, Türk lirası üzerinde kısmi baskı yaratsa da döviz kurlarındaki hareket sınırlı kaldı. Borsa İstanbul’da ise tahvil faizlerindeki yükselişe paralel olarak banka hisselerinde satış görüldü. Uzmanlar, bu tür çıkışların Türkiye’nin cari açık finansmanı ve dış borç ödemeleri açısından dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak, yabancı yatırımcıların portföy ayarlamalarının geçici olduğu ve orta vadede Türk tahvillerinin cazip getiri sunmaya devam edebileceği ifade ediliyor.
Geçmiş dönemle karşılaştırma
26 Mayıs haftasındaki 135 milyon dolarlık satış, bu yılın en büyük haftalık çıkışlarından biri olarak kayıtlara geçti. Geçen yılın aynı döneminde yabancı yatırımcılar 200 milyon doların üzerinde alım yapmışken, bu yılki satış eğilimi dikkat çekiyor. Özellikle 2023 yılının ilk çeyreğinde net 500 milyon dolar giriş olmasına rağmen, ikinci çeyrekte bu trend tersine döndü.
Sonuç olarak, yabancı yatırımcıların tahvil satışı, Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu yapısal zorlukları yansıtıyor. Yüksek enflasyon ve artan jeopolitik riskler, kısa vadede yabancı sermaye girişlerini sınırlayabilir. Ancak, uygulanan makro ihtiyati politikalar ve TCMB’nin faiz artırımları, orta vadede yatırımcı güvenini yeniden tesis edebilir. Bu süreçte piyasaların, enflasyon verileri ve merkez bankası kararlarına odaklanması bekleniyor.