Wall Street Journal'ın haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile yaşanan krizin yakında sona ereceğine dair kamuoyu önündeki açıklamalarına rağmen, Beyaz Saray üst düzey danışmanları Başkan'ı çatışmanın 2029'a, yani başkanlık döneminin sonuna kadar sürebileceği konusunda uyardı. Bu uyarı, yönetim içinde savaşın süresi ve stratejisi konusunda ciddi bir görüş ayrılığı olduğunu ortaya koyuyor.
Yönetim İçinde Artan Endişe
Habere göre, ulusal güvenlik danışmanları ve askeri yetkililer, İran'ın vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü asimetrik savaşın kısa sürede sona ermeyeceğini, aksine bölgesel istikrarsızlığın kalıcı hale gelebileceğini değerlendiriyor. Trump yönetimi, İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını sürdürürken, Tahran'ın nükleer programını ve bölgesel etkisini genişletme çabaları devam ediyor. Danışmanlar, bu politikaların çatışmayı bitirmediğini, aksine uzatabileceğini Başkan'a iletti.
WSJ'ye konuşan yetkililer, savaşın Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan gibi ülkelerdeki vekil gruplar üzerinden yürütüldüğünü, bunun da doğrudan bir çatışmadan daha karmaşık ve uzun soluklu bir mücadele anlamına geldiğini belirtiyor. Özellikle İran'ın Husi isyancıları ve Hizbullah üzerinden yürüttüğü operasyonlar, ABD'nin bölgedeki müttefiklerini ve askeri varlığını sürekli tehdit ediyor.
Trump'ın Açıklamaları ve Gerçekler
Başkan Trump, son aylarda yaptığı açıklamalarda İran ile olası bir savaşın kısa sürede kazanılacağını ve İran'ın ya masaya oturacağını ya da ekonomik olarak çökeceğini savunuyordu. Ancak Beyaz Saray'daki bazı danışmanlar, İran'ın 2015 nükleer anlaşmasından çekilmesinden bu yana uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdığını ve bölgedeki milis güçlerini güçlendirdiğini hatırlatıyor. Bu durum, kısa vadeli bir zafer ihtimalini zayıflatıyor.
Ayrıca, İran'ın Rusya ve Çin ile artan işbirliği, Tahran'a ekonomik ve askeri destek sağlıyor. Bu ittifaklar, ABD'nin yaptırımlarının etkisini azaltırken, İran'ın direnç kapasitesini artırıyor. Yönetim içindeki bazı isimler, İran'ın nükleer silah elde etme eşiğine gelmesi durumunda çatışmanın kontrolden çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
Ekonomik Yansımalar
İran ile süren gerginlik, küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkiliyor. Basra Körfezi'nde yaşanabilecek herhangi bir askeri çatışma, petrol arzında kesintiye yol açarak fiyatları yükseltebilir. Dünya Bankası ve IMF gibi kuruluşlar, Orta Doğu'daki istikrarsızlığın küresel büyümeyi yavaşlatabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. ABD'li yetkililer, savaşın uzaması halinde askeri harcamaların artacağını ve bunun bütçe açığını derinleştirebileceğini kabul ediyor.
Öte yandan, İran'a uygulanan yaptırımlar nedeniyle küresel petrol arzında yaşanan dalgalanmalar, Avrupa ve Asya ekonomilerini de olumsuz etkiliyor. Türkiye gibi İran ile ticari ilişkileri olan ülkeler, hem yaptırımlara uymak hem de ekonomik çıkarlarını korumak arasında denge kurmaya çalışıyor.
Diplomatik Çabalar ve Gelecek Senaryoları
BM ve Avrupa Birliği, taraflar arasında arabuluculuk girişimlerini sürdürüyor. Ancak İran'ın ön koşulsuz görüşmelere yanaşmaması ve ABD'nin yaptırımları kaldırmaya yanaşmaması, diplomatik çözüm ihtimalini zayıflatıyor. Uzmanlar, 2020'lerin sonuna kadar sürebilecek bir çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riski taşıdığını belirtiyor.
WSJ haberine göre, Beyaz Saray danışmanları Başkan Trump'a alternatif stratejiler sunmuş durumda. Bunlar arasında İran ile sınırlı bir anlaşma sağlamak, vekil güçlere yönelik operasyonları yoğunlaştırmak veya bölgedeki müttefiklere daha fazla askeri destek vermek yer alıyor. Ancak hangi seçeneğin uygulanacağı belirsizliğini koruyor.
Bağımsız Değerlendirme
İran ile ABD arasındaki gerilim, yalnızca iki ülkenin meselesi olmaktan çıkmış, küresel bir güç mücadelesine dönüşmüş durumda. Trump yönetiminin savaşı kısa sürede bitirme söylemi, sahadaki gerçeklerle uyuşmuyor. Vekil savaşları, ekonomik yaptırımlar ve diplomatik tıkanıklık, çatışmanın 2029'a kadar sürebileceği yönündeki uyarıları haklı çıkarıyor. Bu süreçte Türkiye gibi bölge ülkeleri, hem güvenlik riskleri hem de ekonomik dalgalanmalarla karşı karşıya kalabilir. Kalıcı bir çözüm için tarafların ödün vermesi ve kapsamlı bir müzakere masası kurulması şart görünüyor.