Aynı iş yerinde çalışan iki işçi, WhatsApp yazışmalarında patronları hakkında dedikodu yaptıkları iddiasıyla işten çıkarıldı. Yıllar süren hukuk mücadelesinin ardından Bölge Adliye Mahkemesi, kişisel yazışmaların iş yerinde olumsuzluklara yol açmadıkça fesih sebebi olamayacağına karar vererek emsal teşkil eden bir hüküm verdi. Karar, işçilerin özel hayatlarına ve kişisel iletişimlerine yönelik işveren müdahalesine sınır getiriyor.
Olayın geçmişi: WhatsApp grubundaki konuşmalar
Edinilen bilgilere göre, olay bir iş yerinde çalışan iki işçinin, mesai dışında kurdukları WhatsApp grubunda yöneticileri hakkında olumsuz ifadeler kullanmasıyla başladı. İşveren, bu yazışmaları tespit ederek her iki işçinin iş sözleşmesini 'iş yerinde dedikodu yapmak ve iş barışını bozmak' gerekçesiyle feshetti. İşçiler, feshin haksız olduğunu savunarak önce iş mahkemesine, ardından istinaf mahkemesine başvurdu. Yerel mahkeme sürecinde işveren, yazışmaların iş yerinde huzursuzluğa neden olduğunu iddia etti. Ancak işçi avukatları, söz konusu konuşmaların özel bir sohbet ortamında gerçekleştiğini ve iş yerine herhangi bir somut zarar vermediğini savundu.
Bölge Adliye Mahkemesi'nden çarpıcı gerekçe
Bölge Adliye Mahkemesi, yapılan incelemede işçilerin yazışmalarının iş yerindeki iş akışını aksatmadığını, işverenin itibarını zedeleyecek nitelikte somut bir eylem bulunmadığını belirtti. Mahkeme, kişisel yazışmaların işveren tarafından izlenmesinin ve fesih gerekçesi olarak kullanılmasının hukuka aykırı olduğuna dikkat çekti. Kararda, işçilerin özel hayatın gizliliği hakkının Anayasa ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ile korunduğu vurgulandı. Ayrıca, işverenin iş yerinde disiplini sağlamak için daha hafif yaptırımlar uygulaması gerekirken doğrudan fesih yoluna gitmesinin ölçüsüz olduğu ifade edildi. Bu karar, iş hukukunda 'ölçülülük ilkesi' açısından da önemli bir içtihat oluşturuyor.
İşverenin 'iş barışı' savunması ve mahkemenin reddi
İşveren vekili, duruşmalarda işçilerin dedikodu yaparak iş yerindeki güven ortamını sarstığını ve bu nedenle feshin haklı olduğunu ileri sürdü. Ancak mahkeme, iş yerinde herhangi bir çatışma veya verim düşüklüğü yaşandığına dair somut kanıt sunulmadığını belirtti. Tanık beyanlarına göre, işçilerin iş performansında bir düşüş gözlenmemiş, aksine işlerini aksatmadan sürdürmüşlerdi. Mahkeme, 'dedikodu' kavramının soyut ve öznel bir gerekçe olduğunu, bunun fesih için yeterli bir haklı neden sayılamayacağını vurguladı. Bu değerlendirme, işverenlerin keyfi fesihlerine karşı işçilerin korunması açısından kritik bir adım olarak yorumlanıyor.
Kararın iş hukukuna etkileri
Uzmanlar, bu kararın işçilerin kişisel iletişimlerinin gizliliği konusunda bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. İş hukuku avukatları, işverenlerin çalışanların özel yazışmalarını izlemesinin ve bunları disiplin cezasına dayanak yapmasının artık daha zor olacağını ifade ediyor. Ayrıca, fesih gerekçesinin somut delillerle desteklenmesi gerekliliği bir kez daha ortaya kondu. Karar, iş yerinde dedikodu nedeniyle işten çıkarılma durumlarında işçilerin haklarını güçlendiriyor. Özellikle sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden yapılan özel konuşmaların iş ilişkisine etkisi konusunda yeni bir standart getiriyor.
Bu emsal karar, işverenlerin işçilerin özel hayatlarına müdahale edemeyeceğini, ancak iş yerinde iş barışını bozacak somut eylemlerin fesih sebebi olabileceğini gösteriyor. Kararın, benzer davalarda işçiler lehine bir içtihat oluşturması bekleniyor.