Tahran ve Washington arasında imzalanması beklenen 60 günlük mutabakat zaptına ilişkin sürünceme devam ediyor. İki ülke arasındaki diplomatik gerilim, anlaşma metnindeki maddeler üzerindeki uzlaşmazlık nedeniyle tırmanırken, görüşmelerde sona yaklaşıldığı belirtiliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, İran'ın nükleer programına ilişkin kısıtlamalar ve yaptırımların hafifletilmesi konularında henüz tam mutabakat sağlanamadığı ifade edildi.
Mutabakat zaptının ayrıntıları
İki ülke arasında 60 günlük bir süreyi kapsayacak olan mutabakat zaptı, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlamasını ve karşılığında bazı yaptırımların geçici olarak kaldırılmasını öngörüyor. Ancak İran tarafı, yaptırımların tamamen kaldırılması ve nükleer haklarının tanınması konusunda ısrarcı. ABD ise İran'ın bölgesel faaliyetlerine de kısıtlama getirilmesini talep ediyor. Taraflar arasındaki bu temel farklılıklar, anlaşmanın imzalanmasını geciktiriyor.
Müzakerelerin perde arkası
Müzakereler, İran'ın yeni cumhurbaşkanı İbrahim Reisi döneminde daha da karmaşık bir hal aldı. Reisi yönetimi, eski cumhurbaşkanı Ruhani döneminde yapılan müzakerelere mesafeli yaklaşırken, ABD'nin güven verici adımlar atmadığını savunuyor. Öte yandan Washington, İran'ın nükleer programında elde ettiği ilerlemelerin durdurulması için zamanla yarışıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) son raporlarına göre İran, yüzde 60'a varan oranlarda uranyum zenginleştirme kapasitesine ulaşmış durumda. Bu durum, anlaşma sağlanamaması halinde bölgesel bir kriz riskini artırıyor.
İki ülke arasındaki güven bunalımı, müzakerelerin seyrini etkileyen en önemli faktörlerden biri. ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlaması, İran'da derin bir güvensizlik yarattı. Tahran yönetimi, yeni bir anlaşmanın kalıcı olması için ABD'nin taahhütlerini yerine getireceğine dair somut garantiler istiyor. Washington ise İran'ın bölgedeki milis güçlerine verdiği desteğin sona ermesini talep ederek anlaşmayı bir fırsat olarak görüyor.
Konuya dair bağımsız bir değerlendirme yapacak olursak, Washington-Tahran arasındaki bu 'anlaşma savaşı', yalnızca iki ülkenin değil, tüm Ortadoğu'nun geleceğini etkileyecek bir dönüm noktası. Tarafların maksimalist talepleri, uzlaşmayı zorlaştırırken, diplomasi masasının tamamen dağılması halinde bölgede yeni bir çatışma dalgası kaçınılmaz görünüyor. Bu nedenle, 60 günlük mutabakat zaptı, geçici bir çözüm olsa da, kalıcı bir barış için atılacak adımların habercisi olabilir.