Washington'da, Orta Doğu'ya yönelik kapsamlı bir strateji değişikliği üzerinde çalışıldığına dair haberler öne çıkıyor. Geçtiğimiz hafta basına yansıyan bilgilere göre, eski Başkan Donald Trump ve ekibinin, İran'ı çevrelemeyi ve İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki normalleşme sürecini (İbrahim Anlaşmaları) genişletmeyi hedefleyen bir plan hazırlığı içinde olduğu iddia edildi. Söz konusu planın, savaş sonrası dönemde ABD'nin garantörlüğünde bölgesel bir uyum mekanizması oluşturmayı ve Gazze'ye yönelik yeni bir yol haritası çizmeyi amaçladığı belirtiliyor.
İbrahim Anlaşmaları'nın Genişletilmesi ve İran'ın Çevrelenmesi
İbrahim Anlaşmaları, 2020 yılında ABD'nin arabuluculuğuyla İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas arasında imzalanan normalleşme anlaşmaları olarak biliniyor. Trump ekibinin, bu anlaşmalara yeni ülkelerin katılmasını sağlayarak İsrail'in bölgedeki kabulünü artırmayı ve İran'a karşı bir denge unsuru oluşturmayı hedeflediği ifade ediliyor. Özellikle Suudi Arabistan'ın da bu sürece dahil edilmesi, Washington'ın uzun süredir gündeminde olan bir konu. Ancak Riyad yönetiminin, Filistin meselesinde somut adımlar görmeden normalleşmeye sıcak bakmadığı biliniyor.
Habere göre, planın ana eksenini İran'ın bölgesel etkisinin sınırlandırılması oluşturuyor. ABD, İran'ı çevreleyecek bir ittifak ağı kurarak, Tahran'ın nükleer programı ve vekil gruplar aracılığıyla yürüttüğü faaliyetlere karşı caydırıcılık sağlamayı amaçlıyor. Bu kapsamda, Körfez ülkeleriyle güvenlik iş birliğinin derinleştirilmesi ve İsrail'in bölgesel entegrasyonunun hızlandırılması öngörülüyor.
Savaş Sonrası Gazze ve ABD Garantörlüğü
Planın bir diğer ayağı ise Gazze'ye yönelik savaş sonrası düzen. İddialara göre, ABD'nin garantörlüğünde bölgesel bir uyum mekanizması oluşturulması ve Gazze'nin yeniden inşası için uluslararası bir çerçeve çizilmesi hedefleniyor. Bu çerçevede, Gazze'de geçici bir yönetim oluşturulması, insani yardımların artırılması ve bölgenin demilitarizasyonu gibi unsurlar yer alıyor. Ancak bu noktada, Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkı ve iki devletli çözüm konusundaki belirsizlikler devam ediyor.
Uzmanlar, böyle bir planın hayata geçirilmesinin zorluklarına dikkat çekiyor. İsrail'in güvenlik endişeleri, Filistin yönetiminin zayıflığı ve bölgesel aktörlerin farklı öncelikleri, süreci karmaşıklaştıran faktörler arasında. Ayrıca, İran'ın bu tür bir çevreleme girişimine karşı sert tepki verebileceği ve vekil gruplar üzerinden gerilimi tırmandırabileceği değerlendiriliyor.
Washington'daki bu gelişmeler, ABD'nin Orta Doğu politikasında olası bir eksen kaymasına işaret ediyor. Trump döneminde başlatılan İbrahim Anlaşmaları süreci, şimdi daha geniş bir stratejinin parçası haline getirilmek isteniyor. Ancak planın detayları ve ne ölçüde uygulanabilir olduğu henüz net değil. Önümüzdeki günlerde konuyla ilgili daha fazla bilginin ortaya çıkması bekleniyor.
Bölgesel denklemde Türkiye'nin konumu da merak ediliyor. Ankara, İbrahim Anlaşmaları'na mesafeli yaklaşırken, Gazze konusunda Filistin davasını savunuyor. ABD'nin yeni planının Türkiye'yi nasıl etkileyeceği ise belirsizliğini koruyor. Uzmanlar, Türkiye'nin bölgesel istikrar için kilit bir aktör olduğunu ve dışlanması durumunda planın başarı şansının azalacağını vurguluyor.
Sonuç olarak, Washington'da pişirilen bu yeni plan, Orta Doğu'nun geleceğini şekillendirebilecek potansiyele sahip. Ancak bölgesel dinamikler ve aktörlerin karşılıklı güvensizliği, sürecin kolay olmayacağını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde, ABD'nin bu planı nasıl hayata geçireceği ve bölge ülkelerinin vereceği tepkiler, dengeleri belirleyecek.