Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç'ın Avrupa Birliği (AB) büyükelçilerine yönelik vize serbestisi ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi çağrısına, AB'ye karşı hukuk mücadelesi yürüten avukatlar Yavuz Selim Sarıibrahimoğlu ve Furkan Divrik'ten sert bir yanıt geldi. İki avukat, iş dünyasının vize engelleri karşısında sitem etmek yerine somut hukuki adımlar atması gerektiğini belirterek, "Sitem etmeyin, dava açın" dedi.
ASO'dan AB'ye 'somut adım' çağrısı
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, geçtiğimiz günlerde AB üyesi ülkelerin büyükelçileriyle bir araya gelerek Türk iş insanlarının vize başvurularında yaşadığı zorlukları ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi talebini dile getirdi. Ardıç, AB'nin Türkiye'ye yönelik vize politikasında somut adımlar atması gerektiğini vurgulayarak, iş dünyasının rekabet gücünün olumsuz etkilendiğini ifade etti.
Avukatlardan hukuki mücadele çağrısı
AB'nin vize uygulamalarına karşı açtıkları davalarla bilinen avukatlar Yavuz Selim Sarıibrahimoğlu ve Furkan Divrik, ASO Başkanı'nın çağrısına hukuki bir perspektiften yaklaştı. İki avukat, vize reddi yaşayan iş insanlarının ve vatandaşların haklarını aramaları gerektiğini belirterek, "Sitem etmek yerine dava açmak, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde daha etkili bir yol" ifadelerini kullandı.
Sarıibrahimoğlu ve Divrik, AB ülkelerinin vize başvurularını keyfi gerekçelerle reddetmesinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunarak, bu tür kararlara karşı yargı yoluna gidilmesi gerektiğini vurguladı. Avukatlar, açılacak davaların emsal teşkil edebileceğini ve AB'nin vize politikasında değişiklik yaratabileceğini belirtti.
Vize reddine karşı dava süreci nasıl işliyor?
Avukatlar, vize reddi alan kişilerin öncelikle ret gerekçesini yazılı olarak talep etmesi gerektiğini ifade ediyor. Ardından, ilgili ülkenin idari mahkemelerinde veya uluslararası mahkemelerde dava açılabileceğini belirtiyorlar. Sarıibrahimoğlu ve Divrik, özellikle iş insanlarının ticari faaliyetlerinin engellenmesinin ekonomik kayıplara yol açtığını ve bunun tazminat davalarına konu olabileceğini dile getiriyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) bireysel başvuru yolu da bulunuyor. Ancak avukatlar, iç hukuk yollarının tüketilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Vize reddi nedeniyle seyahat özgürlüğünün kısıtlanması, aile birleşiminin engellenmesi gibi durumlarda AİHM'e başvurulabileceğini vurguluyorlar.
İş dünyası ne düşünüyor?
ASO Başkanı Seyit Ardıç'ın çağrısı, iş dünyasının vize sorununa çözüm arayışının bir yansıması. Türkiye'den AB ülkelerine yapılan iş seyahatleri, fuar katılımları ve ticari görüşmeler için vize alım süreci hem uzun hem de belirsizliklerle dolu. İş insanları, Schengen vizesi başvurularında randevu sürelerinin ayları bulmasından ve yüksek ret oranlarından şikayetçi.
Avukatlar Sarıibrahimoğlu ve Divrik, iş dünyasının örgütlü bir şekilde hareket etmesi halinde daha etkili sonuçlar alınabileceğini belirtiyor. Toplu davalar açılarak AB'nin vize politikasının sorgulanabileceğini ifade ediyorlar.
Gümrük Birliği'nin güncellenmesi talebi
ASO Başkanı Ardıç'ın gündeme getirdiği bir diğer konu olan Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, Türkiye-AB ticari ilişkilerinin derinleştirilmesi açısından kritik önem taşıyor. Mevcut Gümrük Birliği anlaşması, 1995 yılında imzalanmış olup hizmetler, tarım ve kamu alımları gibi alanları kapsamıyor. Güncelleme, Türkiye'nin AB ile ticaretinde yeni fırsatlar yaratabilir.
Ancak AB cephesinden bu konuda somut bir adım gelmemesi, iş dünyasında hayal kırıklığı yaratıyor. Avukatlar, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi için de hukuki yollara başvurulabileceğini, ancak bunun siyasi irade gerektirdiğini belirtiyor.
AB'ye karşı açılan davalar emsal olabilir
Yavuz Selim Sarıibrahimoğlu ve Furkan Divrik'in daha önce açtıkları davalar, vize reddi mağdurları için umut kaynağı olmuş durumda. Avukatlar, AB ülkelerinin vize başvurularını keyfi olarak reddetmesinin ayrımcılık yasağını ihlal ettiğini savunuyor. Özellikle belirli meslek gruplarına veya yaş gruplarına yönelik sistematik redler, uluslararası hukukta ayrımcılık olarak değerlendirilebiliyor.
Dava süreçlerinin uzun ve maliyetli olabileceğini kabul eden avukatlar, yine de hukuki mücadelenin vazgeçilmez olduğunu vurguluyor. "Sitem etmek bir sonuç doğurmuyor. Ancak her dava, AB'nin uygulamalarını sorgulatıyor ve zamanla politika değişikliğine zemin hazırlıyor" diyorlar.
Sonuç: Hukuk mücadelesi şart
Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde vize serbestisi ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi yıllardır çözülemeyen başlıklar arasında. İş dünyası temsilcileri sitem etmek yerine hukuki yollara başvurmanın daha etkili olacağını savunuyor. Avukatlar Sarıibrahimoğlu ve Divrik'in çağrısı, bireysel ve kolektif dava süreçlerinin önemini ortaya koyuyor. AB'nin vize politikasında değişim yaratmak isteyenler için tek yol diplomasi değil; hukuk da bir seçenek olarak öne çıkıyor.