Avrupa Birliği vizesi almak isteyen Türk vatandaşları için süreç giderek zorlaşıyor. Son verilere göre, Türkiye'den yapılan her 7 Schengen başvurusundan biri reddediliyor. 2023 yılında toplam 1 milyon 27 bin başvurudan 144 bini olumsuz sonuçlandı. Bu oran yüzde 14,4 olarak kayıtlara geçerken, özellikle Malta, Hollanda ve Norveç gibi ülkeler vize başvurularını büyük oranda geri çeviriyor.
En yüksek ret oranı Malta'da
Schengen bölgesine girmek isteyen Türk vatandaşlarının en fazla zorluk çektiği ülke Malta oldu. Malta'nın vize başvurularına ret oranı yüzde 43,2'ye ulaştı. Hollanda ise yüzde 29,7 ile ikinci sırada yer alırken, Norveç yüzde 23,1 ile üçüncü oldu. Bu üç ülkenin ret oranları, AB ortalamasının oldukça üzerinde seyrediyor.
Vize başvurularında genel durum
2023 yılında Türkiye'den yapılan Schengen vize başvuru sayısı bir önceki yıla göre yüzde 30 artarak 1 milyon 27 bine ulaştı. Buna karşın ret oranı da yüzde 13,2'den yüzde 14,4'e yükseldi. En çok başvuru yapılan ülkeler arasında Almanya, Fransa ve İtalya ilk sıralarda yer alırken, bu ülkelerin ret oranları sırasıyla yüzde 9,8, yüzde 11,5 ve yüzde 12,1 oldu.
Vize retlerinin nedenleri
- Eksik veya hatalı belge sunulması
- Seyahat amacının yeterince açıklanamaması
- Geri dönüş riski olarak değerlendirilmesi
- Yetersiz maddi imkanlar
- Seyahat sağlık sigortasının eksik olması
Avrupa Birliği'nden Türkiye'ye çağrı
Avrupa Birliği yetkilileri, vize başvurularındaki ret oranının düşürülmesi için Türkiye'den iş birliği beklediklerini ifade ediyor. Özellikle pasaport güvenliği ve sınır yönetimi konularında Türkiye'nin daha fazla adım atması gerektiği vurgulanıyor. Ancak Ankara yönetimi, vize retlerinin siyasi nedenlerle arttığını ve AB'nin bu konuda daha adil davranması gerektiğini savunuyor.
Türk vatandaşları için vize süreci, ekonomik ve sosyal açıdan önemli bir engel olmaya devam ediyor. Vize retleri, turizmden iş seyahatlerine kadar birçok alanı olumsuz etkilerken, bu durum aynı zamanda Türkiye-AB ilişkilerinde de bir gerginlik unsuru olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, sorunun çözümü için diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesi ve karşılıklı güven artırıcı adımlar atılması gerektiğini belirtiyor.