Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) okullarda ücretsiz olarak dağıttığı ders kitaplarını yetersiz bulan bazı öğretmenler, öğrencilerden ek kaynak kitap setleri talep ediyor. Fiyatı ders başına 4 bin ila 12 bin lira arasında değişen bu setler, velilerin bütçesinde ciddi bir yük oluşturuyor. Veliler, çocuklarının eğitimi için mecbur kaldıkları bu harcamaların devlet tarafından karşılanmasını veya en azından denetlenmesini istiyor. Konu, eğitimde fırsat eşitliği tartışmasını yeniden alevlendirdi.
Ücretsiz Kitaplar Neden Yetersiz?
MEB, her yıl milyonlarca öğrenciye ücretsiz ders kitabı dağıtıyor. Ancak öğretmenler, bu kitapların içeriğinin sınavlara ve derinlemesine öğrenmeye yeterli olmadığını savunuyor. Özellikle Liselere Geçiş Sistemi (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) gibi merkezi sınavlara hazırlanan öğrenciler için ek kaynak ihtiyacı doğuyor. Bazı öğretmenler, velilere sözlü olarak veya sınıf mesaj gruplarından ek kitap listeleri iletiyor. Bu listelerde yer alan soru bankaları, konu anlatımlı kitaplar ve deneme sınavları, piyasada yüksek fiyatlarla satılıyor.
Veliler, bu talebin gönüllülük esasına dayandığını ancak pratikte zorunluluk haline geldiğini belirtiyor. Bir veli, "Öğretmenimiz 'almasanız da olur' diyor ama sınıfta herkes alınca çocuğumuz geri kalıyor. Mecburen alıyoruz" diyerek durumu özetliyor. Kitap setlerinin fiyatları ders başına 4 bin liradan başlayıp 12 bin liraya kadar çıkabiliyor. Örneğin, bir ortaokul öğrencisi için matematik, Türkçe, fen bilimleri ve sosyal bilgilerden oluşan dört derslik bir set, ortalama 16 bin ila 48 bin lira arasında bir maliyet oluşturuyor. Lise öğrencilerinde ise ders sayısı arttığı için toplam maliyet daha da yükseliyor.
Velilerin Talepleri ve Bakanlığın Tutumu
Veliler, ek kaynak kitap taleplerinin okul yönetimleri tarafından denetlenmesini ve keyfi uygulamaların önüne geçilmesini istiyor. Ayrıca, MEB'in ücretsiz dağıttığı kitapların içeriğinin güçlendirilmesi veya ek kaynakların da devlet tarafından sağlanması çağrısında bulunuyorlar. Bazı veli dernekleri, konuyu dile getirmek için imza kampanyaları başlattı. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri ise ek kaynak kitap talebinin öğretmenlerin inisiyatifinde olduğunu, resmi bir zorunluluk bulunmadığını belirtiyor. Bakanlık, ücretsiz ders kitaplarının müfredatı kapsadığını ve yeterli olduğunu savunuyor. Ancak sahadaki uygulamalar, bu açıklamalarla çelişiyor.
Eğitim uzmanları, sorunun temelinde merkezi sınav sisteminin yattığını vurguluyor. Sınavlarda başarılı olmak için daha fazla soru çözmek gerektiğine inanılması, ek kaynak talebini körüklüyor. Uzmanlar, eğitim sisteminin ezberci ve sınav odaklı yapısının değişmedikçe bu tür taleplerin süreceğini ifade ediyor. Ayrıca, öğretmenlerin ek kaynak önermesinin arkasında yayınevleriyle iş birliği iddiaları da zaman zaman gündeme geliyor. Bu iddialar resmi olarak kanıtlanmış değil ancak veliler arasında güvensizlik yaratıyor.
Ekonomik Yük ve Fırsat Eşitsizliği
Artan enflasyon ve ekonomik zorluklar karşısında velilerin bu ek harcamaları karşılaması giderek zorlaşıyor. Dar gelirli aileler, çocuklarının eğitiminden geri kalmaması için borçlanmayı veya diğer harcamaları kısmayı tercih ediyor. Bu durum, eğitimde fırsat eşitliğini daha da bozuyor. Devlet okullarında ücretsiz eğitim vaadi, ek kaynak kitap masrafları nedeniyle pratikte anlamını yitiriyor. Özel okullara giden öğrencilerle devlet okullarına gidenler arasındaki uçurum, bu tür gizli maliyetlerle daha da derinleşiyor.
MEB'in 2023-2024 eğitim öğretim yılında dağıttığı ücretsiz kitap sayısı 190 milyonu aşıyor. Ancak bu kitapların içerik kalitesi ve sınavlara uygunluğu tartışma konusu. Öğretmenler, kitaplardaki soru sayısının azlığından ve güncel olmayan bilgilerden şikayetçi. Bakanlık, kitapların her yıl güncellendiğini ve öğretmenlere ek materyal hazırlama konusunda destek verildiğini belirtiyor. Ancak sahadaki öğretmenler, bu desteğin yetersiz olduğunu söylüyor.
Velilerin ek kaynak kâbusu, eğitim politikalarının sorgulanmasına yol açıyor. Konunun çözümü için öncelikle merkezi sınav sisteminin gözden geçirilmesi, ücretsiz ders kitaplarının içeriğinin zenginleştirilmesi ve öğretmenlerin ek kaynak yönlendirmelerinin denetlenmesi gerekiyor. Aksi halde, her yıl binlerce veli aynı maddi yükün altına girmeye devam edecek. Eğitimde fırsat eşitliği ilkesi, ancak bu tür gizli maliyetler ortadan kalktığında gerçek anlamda sağlanabilir.