Türkiye’de son dönemde tanınmış iş insanları, sanatçılar ve sosyetik figürlere yönelik yürütülen uyuşturucu soruşturmaları, Adli Tıp raporlarıyla birlikte varlık ile bağımlılık arasındaki ilişkiyi yeniden tartışmaya açtı. Yüksek gelir grubundaki bireylerin madde kullanımının ardında yatan nedenler, uzmanlara göre psikolojik boşluk, statü kaygısı ve sosyal çevre baskısı gibi faktörlerle açıklanıyor.
Bağımlılık Sadece Yoksullukla İlgili Değil
Toplumda genellikle uyuşturucu bağımlılığı, maddi zorluk veya eğitimsizlikle ilişkilendirilse de, veriler varlıklı kesimlerde de ciddi bir kullanım olduğunu gösteriyor. Amerikan Psikiyatri Birliği’nin yayımladığı araştırmalara göre, yüksek gelir düzeyine sahip bireylerde kokain ve ecstasy gibi uyarıcı maddelerin kullanımı, düşük gelir gruplarına kıyasla daha yaygın. Türkiye’de de benzer bir tablo görülüyor. Adli Tıp Kurumu’nun 2023 verilerine göre, uyuşturucu madde kullanımı nedeniyle tedavi gören hastaların yüzde 15’ini üst gelir grubundaki bireyler oluşturuyor. Psikiyatrist Dr. Mehmet Yılmaz, konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor: "Varlıklı bireyler, maddi başarıya ulaştıktan sonra anlam arayışına girebiliyor. Bu boşluk, bazen kimyasal maddelerle doldurulmaya çalışılıyor. Ayrıca sürekli yüksek performans beklentisi, kaygıyı artırarak madde kullanımını tetikleyebiliyor."
Sosyal Çevre ve Statü Endişesi
Bir diğer önemli faktör ise sosyal çevre. Ünlü isimlerin katıldığı davetler, gece kulüpleri ve özel partiler, uyuşturucu kullanımının normalleştiği ortamlar haline gelebiliyor. Sosyolog Prof. Dr. Ayşe Kaya, "Zenginler arasında uyuşturucu, bazen bir statü sembolü olarak görülüyor. 'Ben her şeyi deneyebilecek kadar güçlüyüm' algısı, riskli davranışları artırıyor" diyor. Ayrıca medyada sıkça yer alan "yargısız soruşturma" ve "gözaltı" haberleri, bu kişilerin toplum önünde itibar kaybı yaşamasına neden oluyor. Son olarak, bağımlılıkla mücadele eden bir iş insanı, isminin açıklanmaması koşuluyla şunları söylüyor: "İş dünyasında rekabet o kadar yoğun ki, ayakta kalmak için bazen suni desteklere ihtiyaç duyuyorsun. Ama sonra fark ediyorsun ki, o destek seni daha da dibe çekiyor."
Uzmanlar, varlıklı bireylerde bağımlılığın fark edilmesinin genellikle geç olduğuna dikkat çekiyor. Maddi güçleri sayesinde tedaviye erişimleri kolay olsa da, stigma ve itibar kaybı korkusu yardım arayışını geciktirebiliyor. Türkiye’de Yeşilay gibi kuruluşların yanı sıra özel klinikler, bu alanda farkındalık yaratmaya çalışıyor. Ancak sorunun çözümü için sosyal baskıyı azaltacak, bağımlılığı bir hastalık olarak ele alan bir toplumsal dönüşüm şart.