Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Nurcan Avşin, Doğu Anadolu'da aktif tektonik süreçlerin etkisiyle milimetrik oranlarda yükselme olduğunu ve bu yükselmenin akarsu yataklarındaki izlerinin incelendiğini açıkladı. Avşin, bölgede yürütülen çalışmaların depremlerin geçmişine ışık tutmayı amaçladığını vurguladı.
Akarsu Yataklarındaki İzler Ne Anlatıyor?
Dr. Avşin, akarsu yataklarının tektonik hareketlerin kaydedildiği doğal birer arşiv olduğunu belirterek, "Akarsular, yataklarını tektonik yükselmeye bağlı olarak sürekli yeniden şekillendirir. Bu süreçte geride kalan taraçalar (sekiler), geçmiş depremlerin ve yükselme hızlarının izlerini taşır. Biz de Van ve çevresindeki akarsu vadilerinde bu izleri haritalayarak bölgenin tektonik evrimini ortaya koymaya çalışıyoruz" dedi.
Doğu Anadolu'nun, Arap ve Avrasya levhalarının çarpışma kuşağında yer aldığını hatırlatan Avşin, bu nedenle bölgenin sürekli bir deformasyona maruz kaldığını ifade etti. Yapılan GPS ölçümleri ve jeolojik gözlemler, yılda birkaç milimetre ile ifade edilen yükselme oranlarının, jeolojik zaman ölçeğinde önemli topografik değişimlere yol açtığını gösteriyor.
Deprem Riskinin Anlaşılmasında Kritik Rol
Avşin, akarsu yataklarındaki izlerin sadece yükselme hızını değil, aynı zamanda fay hatlarının aktivitesini de yansıttığını söyledi. "Örneğin, bir akarsu yatağının aniden yön değiştirmesi veya yatak eğiminin bozulması, o bölgede yakın geçmişte bir deprem olduğuna işaret edebilir. Bu tür izleri tarihlendirerek depremlerin tekrarlanma aralıklarını tahmin edebiliyoruz" diye konuştu. Bu yöntem, özellikle tarihsel dönemde kaydı tutulmamış depremlerin ortaya çıkarılmasında büyük önem taşıyor.
Van ve çevresi, 2011 yılında meydana gelen ve büyük yıkıma neden olan depremlerin ardından tektonik açıdan yoğun şekilde inceleniyor. Avşin'in çalışması, bu bölgedeki fay hatlarının uzun vadeli davranışını anlamaya yönelik araştırmalara katkı sağlıyor. Elde edilen veriler, deprem senaryolarının güncellenmesinde ve kentsel planlamada kullanılabilir.
Doğu Anadolu'da yürütülen benzer çalışmalar, bölgenin kuzeydoğuya doğru yılda yaklaşık 2-3 milimetre hızla hareket ettiğini gösteriyor. Ancak bu hareketin her fay segmentinde eşit olmadığını belirten Avşin, "Bazı faylar daha hızlı birikim yaparken, bazıları daha yavaş. Bu nedenle deprem riski haritaları yapılırken yerel ölçekli çalışmalar hayati önem taşıyor" ifadelerini kullandı.
Gelecek Çalışmalar ve Önemi
Dr. Avşin ve ekibi, akarsu yataklarından alınan örneklerin yaşını belirlemek için kozmojenik izotop tarihlendirme yöntemlerine başvuruyor. Bu yöntem, yüzeyde biriken kozmik ışınların oluşturduğu izotopların ölçülmesiyle kayaların ne zaman yüzeye çıktığını belirlemeye dayanıyor. Böylece akarsu taraçalarının oluşum yaşları ve dolayısıyla tektonik yükselme hızları hesaplanabiliyor.
Çalışmanın bir diğer ayağı da Van Gölü havzasındaki eski göl teraslarının incelenmesi. Göl seviyesindeki değişimler, iklim ve tektonik etkileşimini anlamada önemli ipuçları sunuyor. Avşin, "Van Gölü kapalı bir havza olduğu için seviye değişimleri doğrudan tektonik hareketlerden etkilenir. Bu da bize eşsiz bir kayıt sunar" dedi.
Uzmanlar, bu tür çalışmaların deprem master planlarına entegre edilmesi gerektiğini vurguluyor. Türkiye'nin deprem kuşağında yer alması nedeniyle, özellikle Doğu Anadolu Fayı ve çevresindeki fay hatlarının davranışının anlaşılması, afet riskinin azaltılması için kritik. Avşin'in araştırması, gelecekte yapılacak daha kapsamlı projelere temel oluşturuyor.
Sonuç olarak, Van'daki akarsu yatakları, milyonlarca yıllık tektonik dansın sessiz tanıkları olarak, depremlerin gizemini çözmek için bilim insanlarına eşsiz veriler sunuyor. Bu çalışmalar, hem bilimsel bilgi birikimine hem de toplumun deprem konusunda bilinçlenmesine katkı sağlıyor. Dr. Nurcan Avşin'in öncülüğündeki ekip, sahada örnek toplamaya ve analizlere devam ediyor.