İngiltere'de 140 binden fazla kişinin 30 yıl boyunca izlenmesiyle gerçekleştirilen devasa bir sağlık araştırması, erken ölüm riskini çarpıcı oranda düşüren yöntemi ortaya koydu. Bilim insanları, haftada sadece 90 dakikalık direnç antrenmanının kronik hastalıklara karşı koruyucu bir kalkan oluşturduğunu belirledi. Araştırma, ağırlık çalışmasının hem kalp-damar hastalıkları hem de kanser kaynaklı ölümleri azalttığını gösterdi.
Yöntem ve bulgular
University of South Carolina ve University of Oxford araştırmacılarının yürüttüğü çalışmada, katılımcıların fiziksel aktivite alışkanlıkları 1988-2018 yılları arasında düzenli olarak kaydedildi. Haftada 90 dakika (günde yaklaşık 13 dakika) ağırlık çalışması yapan bireylerde, hiç yapmayanlara kıyasla erken ölüm riskinin yüzde 17 daha düşük olduğu tespit edildi. Aynı süre aerobik egzersiz yapanlarda ise risk yüzde 12 azaldı.
Koruyucu etki
Araştırmada, direnç antrenmanının özellikle kalp krizi, felç ve tip 2 diyabet gibi kronik hastalıklara karşı güçlü bir koruma sağladığı vurgulandı. Bilim insanları, ağırlık çalışmasının kas kütlesini artırarak metabolizmayı hızlandırdığını, insülin duyarlılığını iyileştirdiğini ve inflamasyonu azalttığını ifade etti. Kanser ölümlerinde ise yüzde 18'lik bir azalma kaydedildi.
Uzman yorumu
Çalışmanın başyazarı Dr. Jacob L. Barber, "Sonuçlar, ağırlık çalışmasının aerobik egzersiz kadar önemli olduğunu gösteriyor. Haftada sadece 90 dakika, birçok insan için ulaşılabilir bir hedef" dedi. Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlere haftada 150 dakika orta yoğunlukta aerobik aktivite ek olarak haftada 2 gün direnç antrenmanı öneriyor. Bu araştırma, kas güçlendirme egzersizlerinin süresinin daha kısa olabileceğine işaret ediyor.
Bağımsız değerlendirme
Sağlık politikaları, bireyleri spor salonlarına yönlendirmek yerine basit ağırlık egzersizlerini günlük hayata entegre etmeye odaklanmalı. Özellikle pandemi sonrası artan sedanter yaşam tarzı göz önüne alındığında, bu tür kısa süreli ama etkili müdahaleler toplum sağlığında büyük bir fark yaratabilir. Araştırma, önleyici tıbbın önemini bir kez daha ortaya koyuyor.