2026 kuru üzüm sezonu, üreticiler için hem verim kaybı hem de düşen alım fiyatları nedeniyle zorlu geçiyor. ÇİFTÇİ-SEN, TARİŞ ve TMO’nun alım politikalarını eleştirirken, randevu uygulamasının üreticileri tüccarların insafına bıraktığını savundu. Türkiye’nin önemli tarım ürünlerinden biri olan kuru üzümde yaşanan bu daralma, bağcılıkla geçimini sağlayan binlerce aileyi olumsuz etkiliyor.
Maliyetler arttı, alım fiyatları geriledi
Üzüm üreticileri, sezon boyunca artan gübre, ilaç, mazot ve işçilik maliyetleriyle mücadele ederken, kuru üzüm alım fiyatlarının beklenenin altında kalması nedeniyle gelir kaybı yaşıyor. ÇİFTÇİ-SEN, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, TARİŞ ve TMO’nun alım politikalarının üreticiyi korumadığını, aksine piyasada fiyatları aşağı çektiğini belirtti.
Sendika, randevu sistemiyle ürününü satmak zorunda kalan üreticinin, tüccarın belirlediği fiyatı kabul etmek durumunda bırakıldığını vurguladı. Bu durum, üreticinin pazarlık gücünü yitirmesine ve emeğinin karşılığını alamamasına yol açıyor.
Verim kaybı üreticiyi vurdu
Sezon başında beklenen rekolte, olumsuz iklim koşulları ve hastalıklar nedeniyle gerçekleşmedi. Bağlarda yaşanan verim kaybı, üreticinin elindeki ürün miktarını azaltırken, bir yandan da kalite sorunlarını beraberinde getirdi. Üreticiler, bir taraftan düşen verimle, diğer taraftan düşük alım fiyatlarıyla iki yönlü bir sıkışma içinde.
ÇİFTÇİ-SEN, hükümeti ve ilgili kurumları acil önlem almaya çağırdı. Sendika, destekleme primlerinin artırılması, alım fiyatlarının maliyetleri karşılayacak seviyeye çekilmesi ve randevu sisteminin üretici lehine yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.
TARİŞ ve TMO’nun rolü tartışılıyor
TARİŞ ve TMO’nun piyasada düzenleyici rol üstlenmesi beklenirken, mevcut alım politikaları eleştiriliyor. Üreticiler, bu kurumların alım miktarlarını düşük tutarak piyasayı tüccara bıraktığını savunuyor. TARİŞ’in kooperatif yapısı gereği üreticiyi koruması gerekirken, fiyat politikalarının tüccar lehine işlediği iddia ediliyor.
TMO’nun ise kuru üzüm alımlarında isteksiz davrandığı, alım fiyatlarını düşük belirlediği öne sürülüyor. Bu durum, üreticinin alternatif alıcı bulamamasına ve ürününü düşük fiyattan satmak zorunda kalmasına neden oluyor.
Randevu sistemi eleştirisi
Randevu uygulaması, üreticinin ürününü belirli bir takvime göre satmasını gerektiriyor. Ancak bu sistem, üreticiyi tüccarın insafına bırakıyor. Üretici, randevu tarihinde ürününü teslim etmek zorunda kalırken, alıcı istediği fiyatı dayatabiliyor. ÇİFTÇİ-SEN, bu uygulamanın kaldırılması veya üretici lehine revize edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Öte yandan, randevu sistemi nedeniyle üreticilerin ürünlerini bekletmek zorunda kaldığı, depolama maliyetlerinin arttığı da dile getiriliyor. Bu da üreticinin zararını daha da büyütüyor.
Üreticinin geleceği tehlikede
Kuru üzüm, Türkiye’nin önemli ihraç ürünlerinden biri. Ancak üreticinin yaşadığı sıkıntılar, gelecek yıllarda üretimden çekilme riskini beraberinde getiriyor. Genç nüfusun tarımdan uzaklaşması, bağcılığın sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Uzmanlar, acil önlem alınmazsa kuru üzüm üretiminde ciddi bir düşüş yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Hükümetin, tarım politikalarını gözden geçirerek üreticiyi desteklemesi, alım fiyatlarını maliyetleri karşılayacak şekilde belirlemesi ve pazarlama kanallarını çeşitlendirmesi gerekiyor. Aksi halde, hem üretici hem de ülke ekonomisi olumsuz etkilenecek.
Çözüm önerileri
ÇİFTÇİ-SEN ve diğer tarım örgütleri, sorunun çözümü için şu önerileri sıralıyor:
- Destekleme primlerinin artırılması ve zamanında ödenmesi
- TARİŞ ve TMO’nun alım fiyatlarını maliyetleri karşılayacak düzeyde açıklaması
- Randevu sisteminin kaldırılması veya üretici lehine düzenlenmesi
- Üreticinin pazarlık gücünü artıracak kooperatifleşmenin teşvik edilmesi
- İhracat kanallarının genişletilmesi ve yeni pazar arayışları
Bu önerilerin hayata geçirilmesi, üreticinin yüzünü güldürecek ve kuru üzüm sektörünü canlandıracaktır.
Sonuç
Kuru üzüm üreticisi, 2026 sezonunda hem verim kaybı hem de düşük fiyatlarla boğuşuyor. ÇİFTÇİ-SEN’in tepkisi, sorunun ne kadar ciddi olduğunu gözler önüne seriyor. Tarım politikalarının üretici lehine yeniden düzenlenmesi, sektörün geleceği için hayati önem taşıyor. Aksi halde, Türkiye’nin önemli ihraç ürünlerinden biri olan kuru üzümde üretim ciddi şekilde azalabilir ve ülke ekonomisi bundan olumsuz etkilenebilir.