Uzman Diyanet-Sen Genel Başkanı Ramazan Çelik, kamu görevlilerinin sendikal temsil gücünü doğrudan etkileyecek yüzde 5'lik baraj önerisine sert tepki gösterdi. Çelik, düzenlemenin örgütlenme özgürlüğüne aykırı olduğunu belirterek, sendikal temsilin emekçinin iradesiyle belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Geçmişte yüzde 1 ve yüzde 2 barajlarının yargı tarafından iptal edildiğini hatırlatan Çelik, yeni barajın da hukuki ve demokratik teamüllere uymadığını ifade etti.
Sendikal temsil emekçinin iradesine bırakılmalı
Ramazan Çelik, yaptığı yazılı açıklamada, kamu görevlilerinin sendikal haklarının Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altında olduğunu hatırlattı. Yüzde 5 barajının, sendikal örgütlenmeyi zayıflatacağını ve temsil adaletini bozacağını savunan Çelik, "Sendikal temsil, emekçinin kendi iradesiyle belirlenmelidir. Barajlar, sendikaların taban desteğini değil, iktidarın tercihlerini yansıtır. Bugüne kadar yüzde 1 ve yüzde 2 barajları yargıdan döndü. Şimdi yüzde 5 ile aynı hata tekrarlanıyor" dedi.
Çelik, kamu görevlilerinin sendikal haklarının, demokratik toplum düzeninin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, baraj uygulamasının "çoğulcu sendikacılığı" engellediğini ifade etti. Uzman Diyanet-Sen olarak, tüm kamu görevlilerinin özgür iradesiyle sendika seçme hakkını savunduklarını dile getiren Çelik, "Yüzde 5 barajı, sadece büyük sendikaları değil, aynı zamanda farklı meslek gruplarının temsilini de gasp eder. Bu düzenleme, sendikal demokrasiye vurulmuş bir darbedir" diye konuştu.
Geçmişteki barajlar yargıdan döndü
Türkiye'de kamu görevlileri sendikacılığında daha önce uygulanan yüzde 1 ve yüzde 2'lik barajlar, yargı organları tarafından iptal edilmişti. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay, bu barajların örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetmişti. Çelik, benzer bir düzenlemenin yeniden gündeme getirilmesinin hukuki açıdan sakıncalı olduğunu vurguladı. "Yargı kararları ortadayken, yüzde 5 barajında ısrar etmek, hukuka saygısızlıktır. Sendikalar, üyelerinin iradesiyle güçlenir; barajlarla değil" ifadelerini kullandı.
Uzman Diyanet-Sen Genel Başkanı, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini belirterek, kamu görevlilerinin sendikal haklarının korunması için mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi. Çelik, "Bizler, emekçinin sesi olmaya devam edeceğiz. Barajlar, sendikaların değil, emekçinin iradesini yansıtmalıdır. Bu konuda sonuna kadar direneceğiz" dedi.
Sendikal haklar ve baraj tartışması
Türkiye'de kamu görevlileri sendikaları, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu çerçevesinde faaliyet gösteriyor. Kanunda, sendikaların toplu sözleşme masasına oturabilmesi için belirli bir üye sayısına ulaşma şartı aranıyor. Ancak yüzde 5 barajı gibi yüksek oranlar, özellikle küçük ve meslek odaklı sendikaların temsilini zorlaştırıyor. Sendikal demokrasi açısından barajların, üye sayısına dayalı doğal bir temsil mekanizması yerine siyasi tercihlerle belirlenmesi eleştiriliyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, sendikal örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alıyor. Türkiye'nin de taraf olduğu bu sözleşmeler, sendikalara müdahaleyi yasaklıyor. Uzmanlar, yüzde 5 barajının bu uluslararası taahhütlerle çelişebileceğine dikkat çekiyor. Çelik'in açıklamaları, kamu görevlileri sendikalarının hak arama mücadelesinde önemli bir dönemeç olarak görülüyor.
Uzman Diyanet-Sen, özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı'nda görev yapan uzmanlar, vaizler ve din görevlileri arasında örgütlü bir sendika olarak biliniyor. Sendika, dini bürokrasi içinde çalışanların özlük hakları, atama ve terfi süreçlerinde temsilini sağlamayı hedefliyor. Yüzde 5 barajı, bu tür meslek sendikalarının toplu sözleşme süreçlerindeki etkisini azaltabilir.
Sendikal haklar konusunda uzmanlar, barajların demokratik temsil ilkesini zedelediğini ve emekçilerin sesini kısacağını belirtiyor. Kamu görevlileri sendikalarının, üyelerinin çıkarlarını koruyabilmesi için güçlü bir temsil gücüne ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor. Yüzde 5 gibi yüksek bir baraj, sendikal çoğulculuğu azaltarak, tek bir sendikanın hegemonyasına yol açabilir. Bu durum, kamu hizmetlerinde çalışanların farklı görüş ve taleplerinin temsil edilmesini engelleyebilir.
Sonuç olarak, Uzman Diyanet-Sen'in tepkisi, kamu görevlileri sendikacılığında yaşanan baraj tartışmasının son halkası. Geçmişte yargıdan dönen barajların ardından yüzde 5'in gündeme gelmesi, sendikal haklar konusundaki gerilimi artırıyor. Çelik'in açıklamaları, emekçinin iradesinin her türlü siyasi müdahaleden üstün olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Sendikal örgütlenme özgürlüğü, demokratik bir toplumun olmazsa olmazı; barajlar ise bu özgürlüğün önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.