İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), kasım ayında COP31'e ev sahipliği yapacak Türkiye'de çevre protestolarına katılan yurttaşların gözaltı, soruşturma ve cezalarla karşı karşıya kaldığını açıkladı. Örgüt, Akbelen'den Perşembe Yaylası'na uzanan örnekleri inceleyerek çevre savunucularına yönelik uygulamaları raporlaştırdı. HRW'nin raporu, Türkiye'nin iklim zirvesine hazırlandığı dönemde çevre aktivistlerine yönelik baskıların arttığını ortaya koyuyor.
Çevre Aktivistlerine Yönelik Gözaltı ve Cezalar
HRW'nin raporuna göre, Türkiye'de çevre hakları savunucuları barışçıl protestolar düzenledikleri için polis müdahalesi, gözaltı ve adli cezalarla karşılaşıyor. Örgüt, özellikle Muğla'nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı'nda kömür madeni genişletilmesine karşı çıkan köylülerin ve çevre aktivistlerinin hedef alındığını vurguluyor. Akbelen'de 2021'den bu yana süren eylemlerde onlarca kişi gözaltına alındı, bazıları tutuklandı ve haklarında davalar açıldı. Benzer şekilde Ordu'nun Perşembe Yaylası'nda maden faaliyetlerine karşı çıkan yurttaşlar da yargı baskısıyla karşılaştı.
Raporda, çevre aktivistlerine yönelik soruşturmaların keyfi olduğu ve ifade özgürlüğünü kısıtladığı belirtiliyor. HRW, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve uluslararası iklim taahhütleri çerçevesinde çevre savunucularının haklarını koruması gerektiğini hatırlatıyor. Örgüt, yetkililere çevre protestolarına yönelik kısıtlamaları kaldırma ve aktivistlere yönelik yargısal tacizi sonlandırma çağrısı yaptı.
COP31 Öncesi Endişeler
Türkiye, 2023 yılında COP31'e ev sahipliği yapma hakkını kazandı ve zirve kasım ayında Antalya'da düzenlenecek. Ancak HRW, bu prestijli etkinlik öncesinde çevre aktivistlerine yönelik baskıların artmasının endişe verici olduğunu belirtiyor. Örgüt, Türkiye'nin iklim liderliği rolünü üstlenmeden önce kendi topraklarında çevre haklarını güvence altına alması gerektiğini savunuyor. Raporda, hükümetin çevre politikalarını şeffaf bir şekilde yürütmesi ve sivil toplumun katılımını teşvik etmesi gerektiği ifade ediliyor.
Uluslararası Af Örgütü ve diğer insan hakları kuruluşları da benzer şekilde Türkiye'deki çevre aktivistlerinin durumuna dikkat çekmişti. Son yıllarda iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında dünya genelinde çevre protestoları artarken, Türkiye'de aktivistlerin karşılaştığı zorluklar uluslararası kamuoyunda yankı buluyor.
Arka Plan: Akbelen ve Perşembe Yaylası Mücadeleleri
Akbelen Ormanı'nda kömür madeni genişletme projesine karşı köylüler ve çevre örgütleri yıllardır mücadele veriyor. Bölgede zeytinliklerin ve ormanın korunması için nöbet tutan aktivistler, zaman zaman polis müdahalesiyle karşılaştı. 2023 yazında yaşanan gerginlikte yüzlerce kişi gözaltına alındı ve aralarında çocukların da bulunduğu kişiler hakkında soruşturma başlatıldı. Perşembe Yaylası'nda ise altın madenciliğine karşı çıkan yöre sakinleri, su kaynaklarının ve doğal dokunun korunmasını talep ediyor. Her iki bölgede de çevre savunucuları, projelerin çevresel etki değerlendirmesi süreçlerinin yeterince katılımcı olmadığını dile getiriyor.
Türkiye, son dönemde yenilenebilir enerjiye yönelik adımlar atsa da kömür ve madencilik projeleri tartışma konusu olmaya devam ediyor. Hükümet yetkilileri, enerji arz güvenliği ve ekonomik kalkınma gerekçesiyle bu projeleri savunurken, çevreciler ekosistem tahribatı ve iklim hedefleriyle uyumsuzluk noktasında eleştirilerini sürdürüyor.
Değerlendirme
HRW'nin raporu, Türkiye'nin COP31 ev sahipliği öncesinde çevre hakları konusundaki sicilini uluslararası gündeme taşıyor. Zirve, ülkenin iklim diplomasisindeki konumunu güçlendirmek için bir fırsat sunarken, aynı zamanda sivil toplumun ve çevre aktivistlerinin sesinin ne kadar özgürce duyulabildiği sorusunu da beraberinde getiriyor. Türkiye'nin uluslararası taahhütleri ile yerel uygulamalar arasındaki uyum, zirve sürecinde ve sonrasında yakından izlenecek. Çevre örgütleri, barışçıl eylem hakkının korunmasının demokratik bir toplumun temel unsuru olduğunu vurgularken, yetkililerin diyalog ve katılımcı politikalarla bu gerilimi azaltabileceği belirtiliyor.