İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında gözaltına alınan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın savcılık sorgusunda verdiği ifade, çelişkilerle dolu olduğu iddiasıyla gündeme oturdu. Soruşturma dosyasına yansıyan tanık beyanları ve belgeler, Dedetaş'ın usulsüz imar uygulamaları ve ihalelere fesat karıştırma suçlamalarıyla ilgili olarak verdiği bilgilerin tutarsızlıklar içerdiğini ortaya koydu.
Soruşturmanın Seyri ve Tanık Beyanları
Soruşturma kapsamında, Üsküdar Belediyesi'ne bağlı bazı projelerde imar planı değişiklikleri ve ruhsat süreçlerinde usulsüzlükler yapıldığı, bu süreçlerde belediye başkanının bilgisi ve talimatı olduğu ileri sürülüyor. Tanık ifadelerinde, belediyenin imar müdürlüğünde görevli bazı yetkililerin, Dedetaş'ın yakın çalışma ekibinden gelen talimatlarla hareket ettiği ve bu süreçlerin hızlandırılarak menfaat sağlandığı belirtiliyor. Soruşturma dosyasında yer alan bir tanık beyanında, “Başkanın onayı olmadan bu tür işlemler yapılamazdı. Kendisi sürece doğrudan dahildi” ifadelerine yer verildiği öğrenildi.
Savcılık sorgusunda Dedetaş'ın, bazı belgelerin varlığını kabul etmekle birlikte, imzaların sahte olduğunu veya kendisine ait olmadığını öne sürdüğü aktarılıyor. Ancak bilirkişi incelemelerinde, imzaların Dedetaş'a ait olduğunun tespit edildiği ve bu durumun çelişki yarattığı ifade ediliyor. Ayrıca, Dedetaş'ın bazı sorulara “hatırlamıyorum” şeklinde yanıt verdiği, ancak önceki beyanlarında bu konulara ilişkin ayrıntılı bilgiler verdiği için çelişkili bir tablo oluşturduğu kaydediliyor.
Usulsüz İmar Uygulamaları ve İddialar
Üsküdar Belediyesi'nin özellikle Boğaz'a nazır bazı bölgelerdeki plan değişiklikleri, çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından defalarca mahkemeye taşınmıştı. Bu davalarda, belediyenin aldığı kararların şehircilik ilkelerine aykırı olduğu ve rant odaklı yapıldığı gerekçesiyle iptal kararları çıkmıştı. Soruşturma kapsamında bu kararların da yeniden değerlendirildiği ve belediye yönetiminin bu süreçteki rolünün mercek altına alındığı belirtiliyor. Dedetaş'ın, göreve geldiği 2019 yılından itibaren bu tür plan değişikliklerinin artış gösterdiği ve bazı müteahhitlere ayrıcalıklı muamele yapıldığı iddiaları, soruşturmanın odak noktasını oluşturuyor.
Öte yandan, belediyenin ihale süreçlerinde de usulsüzlükler yapıldığı iddiası bulunuyor. Dedetaş'ın, bazı ihalelerin şartnamelerinin belirli firmalara göre hazırlandığı ve bu firmaların ihaleleri almasının sağlandığı yönünde deliller olduğu öne sürülüyor. Bu konuda, belediyenin eski bir üst düzey yetkilisinin de tanık olarak dinlendiği ve verdiği ifadede, paçavra şeklinde hazırlanan şartnamelerin başkanlık makamının talimatıyla değiştirildiğini söylediği aktarılıyor.
Sinem Dedetaş'ın, Ankara'daki bazı bürokratlarla olan yakınlığı nedeniyle atandığı ve bu süreçte bazı projelerin hızlandırılması için merkezi hükümetten yardım aldığı yönünde de iddialar bulunuyor. Ancak bu iddialar henüz soruşturma dosyasında resmi olarak yer almış değil.
CHP'den İlk Tepki ve Değerlendirmeler
CHP yetkilileri, Dedetaş hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek soruşturmanın siyasi olduğunu savundu. Ancak, Dedetaş'ın ifadesindeki çelişkilerin parti içinde de rahatsızlık yarattığı ve bazı isimlerin sessiz kalmayı tercih ettiği görülüyor. Parti sözcüsü yaptığı açıklamada, “Adaletin tecellisi için sürecin takipçisiyiz. Hukuki süreç sonuçlanana kadar yorum yapmak doğru değildir” ifadelerini kullandı. Ancak, soruşturmanın siyasi bir komplo olmadığını gösteren güçlü deliller bulunması, bu açıklamaların inandırıcılığını zayıflatıyor.
Kamuoyunda, bu tür davaların faili meçhul kalmaması ve belediyelerdeki yolsuzlukların önüne geçilmesi için soruşturmanın derinleştirilmesi bekleniyor. Uzmanlar, belediye başkanlarının yetkilerinin denetlenmesi gerektiğine vurgu yaparken, bu soruşturmanın Türkiye'de yerel yönetimlerdeki şeffaflık tartışmalarını yeniden alevlendirebileceğini ifade ediyor.