Özel bir klinikte ölü bulunan kadın doğum uzmanı Dr. Özlem Gültekin'in ölümü, eşi Erhan Çelik'in ortaya attığı uyuşturucu iddiasıyla yeni bir boyut kazandı. Çelik, ifadesinde Gültekin'in bazı kişiler tarafından uyuşturucu etkisi altına alınmış olabileceğini öne sürdü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında otopsi raporu ve telefon kayıtları inceleniyor.
Sürpriz ölüm ve ilk şüpheler
Geçtiğimiz hafta İstanbul'un Nişantaşı semtindeki kliniğinde mesai saatleri içinde hareketsiz bulunan Dr. Özlem Gültekin, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Gültekin'in cenazesi otopsi için Adli Tıp Kurumu'na kaldırılmış, ilk belirlemelere göre kesin ölüm nedeninin henüz tespit edilemediği açıklanmıştı. Genç yaşta ve aniden gelen ölüm, ailesi ve yakın çevresi kadar meslektaşlarını da şoke etti. Olay yerinde yapılan incelemelerde herhangi bir zorlama izine rastlanmaması, başlangıçta doğal ölüm ihtimalini gündeme getirmişti. Ancak eşi Erhan Çelik'in emniyetteki ifadesi soruşturmanın seyrini değiştirdi.
Eşin çarpıcı iddiaları
Erhan Çelik, ifadesinde son dönemde eşinin davranışlarında değişiklikler olduğunu, bazı kişilerle görüştüğünü ve bu kişilerin Gültekin'e uyuşturucu madde vermiş olabileceğini öne sürdü. Çelik, özellikle ismini vermekten kaçındığı ancak 'bazı kişiler' olarak nitelendirdiği şahısların eşini kullandığını düşündüğünü söyledi. İfadesinde, eşinin son zamanlarda aşırı sinirli ve dalgın olduğunu, uyku düzeninin bozulduğunu, bu durumdan şüphelendiğini ancak net bir kanıt elde edemediğini belirtti. Çelik'in bu sözleri üzerine savcılık, Gültekin'in çevresindeki kişilerin kimliklerinin tespiti için harekete geçti. Gültekin'in telefonuna el konulurken, sosyal medya hesapları ve mesajlaşma uygulamaları üzerinde dijital inceleme başlatıldı.
Otopsi raporu ve toksikoloji testleri kritik
Soruşturmanın en kritik ayağını otopsi raporu ve toksikoloji testleri oluşturuyor. Adli Tıp Kurumu'nun yapacağı ayrıntılı incelemede, Gültekin'in kanında herhangi bir uyuşturucu ya da kimyasal madde izine rastlanıp rastlanmayacağı belirlenecek. Uzmanlar, eğer vücutta yasadışı bir madde tespit edilirse, bu durumun cinayet ihtimalini güçlendireceğini, ancak maddenin kullanım şekli ve dozunun da ölüm nedeni açısından belirleyici olacağını vurguluyor. Toksikoloji raporunun 2-3 hafta içinde tamamlanması bekleniyor. Bu süreçte savcılık, Gültekin'in aile hekimi kayıtlarını da inceleyerek, son dönemde herhangi bir ilaç kullanıp kullanmadığını da araştırıyor.
Klinik çalışanları ve yakın çevre ifade verdi
Soruşturma kapsamında Gültekin'in kliniğindeki çalışanlar, hastaları ve yakın arkadaşları ifade verdi. Klinik çalışanları, olay günü Gültekin'in normalden daha yorgun ve huzursuz göründüğünü, ancak herhangi bir tartışma ya da olağandışı bir durum yaşanmadığını anlattı. Yakın arkadaşları ise Gültekin'in son aylarda yoğun çalıştığını, iş yükü nedeniyle stres altında olduğunu, ancak herhangi bir sağlık sorunundan bahsetmediğini dile getirdi. Çelik'in ifadesinde adı geçen kişilerle ilgili olarak savcılık, Gültekin'in telefonunda bulunan isimleri tek tek değerlendirmeye aldı. Özellikle son bir ayda görüştüğü kişilerin ifadelerine başvurulacağı öğrenildi.
Hukuki süreç ve kamuoyu beklentisi
Olayın ardından sosyal medyada #ÖzlemGültekin ve #Adaletİstiyoruz etiketleriyle paylaşımlar yapılırken, kamuoyu soruşturmanın şeffaf bir şekilde yürütülmesini bekliyor. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği'nden yapılan açıklamada, değerli bir hekimin kaybından duyulan üzüntü dile getirilirken, adli sürecin takipçisi olacakları belirtildi. Avukatlar, eşin iddialarının ciddiye alınması gerektiğini, ancak suçlama yapılan kişilerin masumiyet karinesinden yararlandığını hatırlatıyor. Soruşturma dosyasında gizlilik kararı bulunduğu için detaylı bilgi paylaşılmazken, savcılığın iddiaları araştırmak üzere özel bir ekip kurduğu öğrenildi.
Değerlendirme
Dr. Özlem Gültekin'in ölümü, hem meslektaşlarını hem de toplumu derinden üzdü. Eşinin uyuşturucu iddiası, olayın basit bir sağlık sorunundan çok daha karmaşık olabileceğini gösteriyor. Bu tür şüpheli ölümlerde, adli tıp uzmanlarının yanı sıra kolluk kuvvetlerinin de titiz bir çalışma yürütmesi büyük önem taşıyor. Eğer iddialar doğruysa, ortada sistematik bir madde kullanımı ve hatta cinayet söz konusu olabilir. Ancak henüz hiçbir şey kanıtlanmış değil. Hukuki sürecin sağlıklı işlemesi ve gerçeklerin ortaya çıkması, hem ailenin hem de kamuoyunun adalet beklentisini karşılayacaktır. Bu noktada, soruşturmanın bağımsız ve şeffaf yürütülmesi, Türk yargı sistemine olan güvenin tazelenmesi açısından da kritik bir öneme sahiptir.