Ankara'da 2016 yılında hayatını kaybeden Sema Esen (Aleyna Çakır) davasında mahkeme kararını verdi. Sanık Ümitcan Uygun, "intihara teşvik" suçundan 4 yıl hapis cezasına çarptırılırken, "eziyet" suçundan beraat etti. Karara tepki gösteren Esen ailesinin avukatı Umur Yıldırım, dosyadaki çelişkilere dikkat çekerek kararı temyiz edeceklerini söyledi.
Davanın seyri ve mahkeme kararı
Sema Esen, 2016 yılında Ankara'da bulunan evinde asılı halde bulunmuş, olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında Ümitcan Uygun hakkında "intihara teşvik" ve "eziyet" suçlamalarıyla dava açılmıştı. Yargılama süreci boyunca sanık Uygun, suçlamaları reddederken, aile ve avukatları karanlık noktaların aydınlatılması için mücadele verdi.
Mahkeme, son duruşmada sanık Ümitcan Uygun'u "intihara teşvik" suçundan 4 yıl hapis cezasına mahkum etti. Ancak mahkeme heyeti, "eziyet" suçundan ise delil yetersizliği gerekçesiyle beraat kararı verdi. Karar duruşmasında taraflar hazır bulundu; aile avukatı Umur Yıldırım, kararın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Ailenin avukatı: "Olay yeri incelemesinde çelişkiler var"
Esen ailesinin avukatı Umur Yıldırım, karara ilişkin yaptığı değerlendirmede, özellikle olay yeri inceleme tutanaklarındaki tutarsızlıklara işaret etti. Yıldırım, evde bulunan bazı delillerin kaybolduğunu, kapı ve pencerelerin durumuyla ilgili ifadelerin çeliştiğini belirterek, "Dosyada intihar olgusunu şüpheye düşürecek pek çok ayrıntı var. Eziyet suçundan beraat kararı, gerçeğin ortaya çıkmasını engelliyor. Kararı temyiz edeceğiz ve karanlık noktaların aydınlatılması için mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.
Avukat Yıldırım, dava sürecinde Adli Tıp raporlarına yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını da savunarak, "Aleyna'nın vücudunda tespit edilen izler ve olay yerindeki düzensizlikler, intihar tezini zayıflatıyor. Bu dava sadece bir ailenin değil, toplum vicdanının meselesi haline geldi" ifadelerini kullandı.
Kamuoyunda geniş yankı uyandıran dava
Sema Esen'in ölümü, sosyal medyada "Aleyna Çakır" etiketiyle geniş yankı uyandırmış, birçok ünlü isim ve sivil toplum kuruluşu davaya müdahil olmuştu. Kadın cinayetlerine karşı mücadele eden platformlar, davanın takipçisi olacaklarını açıklamıştı. Karar sonrası yapılan açıklamalarda, kadına yönelik şiddet ve intihara sürükleme vakalarında yargı süreçlerinin titizlikle yürütülmesi gerektiği vurgulandı.
Hukukçular, "intihara teşvik" suçunun Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenmiş olmasına rağmen ispatının zor olduğunu belirtiyor. Dava, bu yönüyle emsal teşkil edebilecek nitelikte görülüyor. Mahkemenin verdiği 4 yıllık hapis cezası, sanığın tutukluluk halinin gözden geçirilmesine yol açabilir; ancak temyiz süreci sonucunda kararın bozulma ihtimali de bulunuyor.
Sonraki adımlar ve bağlam
Ailenin avukatı Umur Yıldırım, kararı temyiz edeceklerini ve dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıyabileceklerini söyledi. Yıldırım, "Adaletin tecellisi için elimizden geleni yapacağız. Aleyna'nın sesi olmaya devam edeceğiz" dedi.
Dava, Türkiye'de kadın cinayetleri ve şüpheli ölümlerde yargı süreçlerinin seyrine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Karar, özellikle intihar vakalarında delil toplama ve olay yeri incelemesi standartlarının sorgulanmasına neden oldu. Kadın hakları örgütleri, benzer davaların takipçisi olacaklarını ve yargı reformu çağrılarını yineleyeceklerini bildirdi.
Mahkemenin gerekçeli kararının önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor. Karar kesinleşene kadar sanık Ümitcan Uygun'un hukuki durumu belirsizliğini koruyacak. Kamuoyu, dosyanın temyiz aşamasındaki gelişmeleri yakından izlemeye devam ediyor.