Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celal, son haftalarda Karadeniz'de Türk gemicilerin hayatını kaybettiği saldırılarla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Büyükelçi, 'Ukrayna, savaşını finanse eden Rusya'ya karşı meşru müdafaa hakkını kullanıyor. Ölenler maalesef bu savaşın kurbanları. Savaş başka şekilde olmuyor. Ailelerine taziye' ifadeleriyle, yaşanan trajedilerin savaşın kaçınılmaz sonuçları olduğunu vurguladı. Celal, aynı zamanda Türkiye'nin arabuluculuğunda yürütülen barış çabalarının artarak devam etmesi gerektiğini dile getirdi.
Karadeniz'de Artan Tırmanış
Son dönemde Karadeniz'de yaşanan olaylar, bölgedeki gerginliği yeniden gündeme taşıdı. Rusya'nın Ukrayna tahıl koridoruna yönelik saldırıları ve mayın tehditleri, sadece bölge ülkelerini değil, uluslararası deniz ticaretini de olumsuz etkiliyor. Türk bayraklı gemilere yönelik tehditler, Türk gemicilerin ölümüyle sonuçlanan olaylar, Ankara ile Moskova arasında da yeni bir krizin fitilini ateşledi. Büyükelçi Celal, bu saldırıların sorumlusunun Rusya olduğunu açıkça belirterek, uluslararası toplumun bu konuda daha net bir tavır alması gerektiğini ifade etti.
Ukrayna'nın Karadeniz'deki liman kenti Odesa'nın savunması ve tahıl ihracatının güvenliği için büyük bir mücadele verdiğini söyleyen Celal, 'Ukrayna'nın savaşı finanse eden Rusya'ya karşı meşru müdafaa hakkı, uluslararası hukuk çerçevesinde açıkça tanımlıdır. Ancak bu süreçte sivil kayıpların yaşanması, hem bizim hem de Türk tarafının gözünü yaşartıyor. Ailelere taziyelerimizi iletiyoruz' dedi.
Türkiye'nin Arabuluculuk Rolü
Türkiye'nin savaşın başından bu yana arabuluculuk rolüne dikkat çeken Büyükelçi, 'Türkiye'nin hem Rusya hem Ukrayna ile diyaloğu sürdürmesi, diplomatik çözüm için eşsiz bir fırsat sunuyor. Ankara'nın barış çabaları artarak devam etmeli. Biz bu süreçte Türkiye'nin tarafsız bir arabulucu olarak oynadığı rolü takdirle karşılıyoruz' şeklinde konuştu. Celal, özellikle Karadeniz Tahıl Girişimi gibi anlaşmaların yeniden hayata geçirilmesi için Türk hükümetinin aktif girişimlerde bulunmasını beklediklerini belirtti.
Bölgesel Güvenlik Tehdidi
Karadeniz'deki mayın tehdidi ve askeri aktiviteler, bölgesel güvenliği ciddi şekilde tehdit ediyor. Uzmanlar, mevcut durumun tüm Karadeniz ülkelerini etkileyebilecek bir enerji ve gıda krizine yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Türk gemicilerin hayatını kaybettiği olayların ardından Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve deniz güvenliği konuları yeniden tartışılmaya başlandı. Türkiye, Karadeniz'deki mayın temizliği ve güvenli geçişler için girişimlerde bulunurken, Ukrayna da bu konuda işbirliğine hazır olduğunu vurguluyor.
Büyükelçi Celal, 'Biz Türkiye'nin bu konudaki duyarlılığını biliyoruz. Karadeniz'in güvenliği, hem Türkiye'nin hem Ukrayna'nın önceliğidir. Saldırıların son bulması için Rusya'nın uluslararası hukuk kurallarına saygı göstermesi gerekiyor. Bizim için sivil kayıpların önüne geçmek, savaşın acımasız yüzünü yumuşatmak adına önemli. Türkiye'nin bu noktada atacağı adımlar, sadece bölge için değil, küresel istikrar için de kritik' dedi.
Uluslararası Topluma Çağrı
Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi, uluslararası toplumun Karadeniz'deki insani durumu görmezden gelmemesini istedi. Rusya'nın savaşta bilinçli olarak sivil altyapıyı hedef aldığını savunan Celal, 'Ukrayna kendini savunmak zorunda. Bu savunma sırasında yaşanan istenmeyen kayıpları önlemek için elimizden geleni yapıyoruz. Ancak asıl sorumlu, savaşı başlatan ve devam ettiren Rusya'dır. Dünya, Karadeniz'de yaşanan insanlık dramına sessiz kalmamalı' çağrısında bulundu.
Diplomatik kaynaklar, Türk tarafının da son dönemde Rusya'ya Karadeniz'de sivil gemilere yönelik saldırıları durdurması için sert uyarılarda bulunduğunu, ancak Moskova'dan somut bir yanıt gelmediğini kaydediyor. Bu durum, Türkiye'nin hem Rusya hem Ukrayna ile ilişkilerinde hassas bir denge yürütme çabasını sürdürdüğünü gösteriyor.
Değerlendirme
Ukrayna Büyükelçisi'nin açıklamaları, Karadeniz'de yaşanan trajedilerin sadece askeri bir çatışmanın yan ürünü olmadığını, aynı zamanda bölgesel bir istikrarsızlık kaynağı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye'nin arabuluculuk rolü, savaşın ilk günlerinden bu yana umut verici bir kanal olmuştu. Ancak olası bir barışın, iki ülkenin de toprak bütünlüğüne saygı çerçevesinde şekillenmesi, gerçekçi bir perspektifle hareket edilmesi gerekiyor. Karadeniz'in güvenliği, sadece Türkiye ve Ukrayna'yı değil, tüm Avrupa'nın enerji ve gıda arzını etkileyecek boyutta. Bu nedenle uluslararası toplumun, bölgede kalıcı bir barış ve güvenlik mimarisi kurmak için daha aktif bir rol üstlenmesi kaçınılmaz görünüyor.