Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yaklaşık üç yıldır çocuk istismarı iddialarına karşı nöbet tutan Emine Gizem Çetiner, müdür Asım Sultanoğlu'nun merkeze alınmasının ardından eylemini sonlandırdı. Çetiner, mücadelesinin devam edeceğini ancak bu kararın bir adım olduğunu belirtti.
Protestonun arka planı
Emine Gizem Çetiner, 2021 yılında Şanlıurfa'da bir okulda yaşandığını iddia ettiği çocuk istismarı vakasının üzerinin örtüldüğünü öne sürerek İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde oturma eylemi başlatmıştı. Üç yıl boyunca, her gün saatlerce müdürlük binası önünde bekleyen Çetiner, dönemin İl Milli Eğitim Müdürü Asım Sultanoğlu'nu istismar iddialarını ciddiye almamakla suçladı. Çetiner, eylemi süresince çeşitli sivil toplum kuruluşlarının ve bazı siyasi partilerin desteğini aldı.
Sultanoğlu'nun görevden alınması
Milli Eğitim Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde Asım Sultanoğlu'nu Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevinden alarak merkeze atadı. Kararın, Çetiner'in uzun süreli protestosu ve kamuoyunda oluşan baskı sonucu alındığı düşünülüyor. Sultanoğlu'nun yerine vekaleten atanan isimle ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Çetiner'den açıklama
Eylemini sonlandıran Çetiner, yaptığı yazılı açıklamada, "Üç yıldır burada adalet için bekledim. Bugün bir adım atıldı ama mücadelemiz bitmedi. Çocuk istismarına karşı toplum olarak hepimiz sorumluyuz. Umarım bu karar, diğer benzer vakalar için de bir örnek olur" ifadelerini kullandı. Çetiner, bundan sonra da çocuk hakları savunuculuğuna devam edeceğini vurguladı.
Tepkiler ve değerlendirmeler
Gelişme, sosyal medyada geniş yankı buldu. Birçok kullanıcı Çetiner'in kararlılığını takdir ederken, bazıları ise atamanın yetersiz olduğunu, soruşturmanın derinleştirilmesi gerektiğini savundu. İnsan Hakları Derneği Şanlıurfa Şubesi, yaptığı açıklamada, istismar iddialarının bağımsız bir kurul tarafından araştırılması çağrısında bulundu. Konuyla ilgili olarak İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Bu olay, Türkiye'de çocuk istismarı vakalarının raporlanması ve yargı sürecindeki eksiklikleri bir kez daha gündeme getirdi. Üç yıl süren bir kişisel eylem, bürokratik bir değişiklik sağlasa da, sistemik sorunların çözümü için daha kapsamlı adımlar atılması gerektiği açıktır.