Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Türkiye'nin savunma sanayiinde son 20 yılda kaydettiği ilerlemenin Avrupa ülkelerinin çok önünde olduğunu belirtti. Demiroğlu, yerli üretim kabiliyetlerinin artması ve milli projelerle Türkiye'nin küresel savunma pazarında önemli bir oyuncu haline geldiğini vurguladı. Özellikle insansız hava araçları, savaş uçakları ve helikopter alanındaki atılımlar, ülkeyi bağımsız teknoloji üreticileri arasına taşıdı.
Avrupa rakiplerine kıyasla Türkiye'nin avantajı
Mehmet Demiroğlu, yaptığı açıklamada Türkiye'nin savunma sanayi stratejisinin uzun vadeli planlamaya dayandığını ifade etti. “Avrupa ülkelerinin birçoğu savunma yatırımlarını kısarken, Türkiye kesintisiz bir büyüme yakaladı. Örneğin, İngiltere ve Almanya bazı programları iptal ederken, biz Milli Muharip Uçak KAAN, HÜRJET ve ATAK gibi projeleri hayata geçirdik” dedi. Demiroğlu, Türkiye'nin Ar-Ge harcamalarına ayırdığı kaynağın da arttığını ve bunun doğrudan ürün başarısına yansıdığını ekledi.
Yerli üretimin ekonomiye katkısı
TUSAŞ'ın ihracat performansı da dikkat çekiyor. Şirket, 2024 yılında 2 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirirken, bu rakamın önümüzdeki yıllarda daha da artması bekleniyor. Demiroğlu, “Yerli üretim sadece askeri ihtiyaçları karşılamakla kalmıyor, aynı zamanda cari açığın kapanmasına da yardımcı oluyor. Türkiye, savunma ürünlerinde net ihracatçı konumuna ulaştı” diye konuştu. Özellikle İHA/SİHA pazarında Türkiye'nin dünya liderleri arasında yer alması, sektörün büyümesini hızlandırdı.
Gelecek hedefleri ve küresel iş birlikleri
TUSAŞ, önümüzdeki dönemde uzay ve havacılık teknolojilerine daha fazla yatırım yapmayı planlıyor. Demiroğlu, “KAAN'ın ilk uçuşunun ardından seri üretime geçeceğiz. Ayrıca, yeni nesil helikopter ve uydu projelerimiz var. Türkiye'nin 2030 yılına kadar savunma sanayiinde tam bağımsız hale gelmesini hedefliyoruz” dedi. Bu süreçte uluslararası iş birliklerinin de devam edeceğini, özellikle dost ve müttefik ülkelerle ortak üretim anlaşmalarının süreceğini belirtti.
Türkiye'nin savunma sanayiindeki yükselişi, küresel güç dengelerini de etkiliyor. NATO üyesi olarak ittifak içindeki konumunu güçlendiren Ankara, aynı zamanda bağımsız savunma kabiliyeti sayesinde daha özerk bir dış politika izleyebiliyor. Uzmanlar, Türkiye'nin bu alandaki başarısının sadece askeri değil, ekonomik ve diplomatik açıdan da ülkeye önemli kazanımlar sağladığı görüşünde. Özellikle İHA ihracatı sayesinde Türkiye, Ukrayna-Rusya savaşı başta olmak üzere birçok bölgesel çatışmada etkin bir aktör haline geldi. Bu durum, savunma sanayiinin ülke menfaatleri için stratejik bir öneme sahip olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.